Allah Resulünün Hadislerinde Yer Alan Ashab-ı Kiram Değerlendirmeleri
Allah Resûlü (sav) ashabını sever ve bizim de onları sevmemizi isterdi. Ehl-i beytini daha çok sever ve bizim de onları sevmemiz gerektiğini de ifade ederdi. Çünkü onlar Allah Resûlü (sav)‘ın bir emanetidir. [Müslim-9015, Müslim, Tirmizi, İbn-i Mâce-K.S.12/490]
Efendimiz (sav) sevdiği kimselerin sevdiklerini de severdi
Onlar hakkında titizlik gösterir, bizim de böyle davranmamızı isterdi. (Tirmizi-8550)
Allah Resûlü (sav), ashabıyla alakalı olumsuzlukların, kişisel bazı kusurların kendisine iletilmesini istemezdi. "Bana kimse ashabımın birinden (canımı sıkacak) bir şey ulaştırmasın. Zira ben onların yanına içim arınmış ve rahat olarak çıkmak istiyorum." [Ebu Davud, Tirmizi-8005]
Allah Resûlü (sav); insanların en hayırlıların kendi devrinde yaşayanlar (sahabe), sonra onlardan sonra gelenler (tabiin), daha sonra da onlardan sonra gelenler (tebeü tabiîn) olduğunu haber vermiştir. [Buhari, Müslim, Ebu Davut, Nesei, Tirmizi, İbn-i Mâce-8545, K.S.12/411] Ashabın değer ve kıymeti çok üstündür. Onlardan birinin yaptığı az bir hayrın, diğer insanlara göre ecri çok fazla olacaktır.
‘Ashabıma kötü sözde bulunmayın‘
Ashab-ı kiram hakkında asla kötü söz söylenmesini, onlara hakaret edilmesini istemezdi. "Ashabıma hakarete etmeyin. Eğer biriniz Uhud Dağı kadar altın infak etse, onlardan birinin bir avuç hurma sadakasına ve onun yarısına ulaşmaz." [Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi-8549, İbn-i Mâce-K.S.16/524, K.S.12/415] Hiçbir Müslüman; onların kendi aralarında yapmış olduğu mücadele ve çatışmalar konusunda kınayıcı yorum, tenkid ve tahkirde bulunamaz. Onların hayatını ve yaşadıklarını öğrenir, örnek yönlerini alırız.
Resulullah, tüm ashabına güzel muamele ederdi
Ashab da Resûlullah (sav)‘a çok bağlıydı. Onun için canını, malını, her şeyini feda etmeye hazırdı. Bir yerde sahabenin yaşamış olması, vefatı ve defnedilmiş olması, o belde halkı için kıyamette bir nur ve rehber olmaya vesiledir. [Tirmizi-8555,K.S.12/417] Bu yüzden gerek Anadolu‘nun gerekse İslam topraklarının pek çok yerinde sahabe makamları ve kabirleri ziyaret edilir, dua edilir, şefaatleri umulur.
Tüm ashabına karşı güzel muamele ederdi. Onlara karşı mütevazı idi. Ancak bazı kimselerin hassasiyetleri çerçevesinde daha farklı davrandığı olurdu. Bir defasında bulunduğu yere Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer gelir ve Efendimiz (sav) pozisyonunu değiştirmez. Sonra Hz. Osman gelince hemen dizlerini toplar, elbisesini salıverir. [Buhari, Müslim, Tirmizi-8561] Bu tavrının sebebini şöyle açıklamıştır: "Meleklerin bile saygı duyup utandıkları bir adama karşı ben de saygı duyup çekinmeyeyim mi?" [Müslim-8655]
Bedir mücahidlerinin özel bir yeri vardı
İslam‘ın yayılmasında, tevhid mücadelesinde öncü olan, fedakârlıklarda bulunan ashabına daha çok değer verirdi. Bu anlamda ilk Müslümanlar, muhacirler, ensar, Bedir savaşına katılanların ve buna benzer hizmetlerde bulunmuş olanların özel bir yeri vardı. [Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi-K.S.13/63 v.d.] Ashabının, geçmiş yaşamlarında yaşadığı ilginç olayları dinler, diğer ashabına da dinletirdi. [Müsned, Taberânî-8871]
Hz. Peygamber, ashabını anlatıyor
Resulullah (sav)‘ın ashabının her birisinin kendine has bazı üstün özellikleri vardır. Efendimiz (sav) da buna işaret etmiştir:
"En merhametli Ebu Bekir, en titiz Ömer‘dir"
"Ümmetimin fertleri arasında en merhametlileri Ebu Bekir‘dir.
Allah‘ın emri hususunda en titiz olanı Ömer‘dir.
En hayâlı olanı Osman‘dır.
Davalarda en isabetli hüküm veren Ali‘dir.
Helal haramı en iyi bilen Muaz bin Cebel‘dir.
Feraiz ilmini en iyi bilen Zeyd bin Sabit‘tir.
Kur‘an-ı Kerim okumasını en iyi bilen, Ubey bin Ka‘b‘dır.
"Ümmetin emini, Ebu Ubeyde‘dir"
Her ümmetin bir emini vardır. Bu ümmetin emini de Ebu Ubeyde bin el-Cerrah‘tır. Doğru sözlülük bakımından Ebu Zer‘den daha iyisini yeryüzü daha ne barındırmış ne de gökyüzü gölgelemiştir. Verâ bakımından İsa‘ya en benzeyen odur." [Tirmizi-8568, K.S.12/422] Duası kabul edilen Sa‘d bin Mâlik, Allah‘ın şeytandan kurtardığı Ammar, iki kitap sahibi Salman‘dır. [Tirmizi-8571] Kuran okuması en iyi olan sahabiler; Abdullah bin Mes‘ud, Sâlim, Muaz ve Ubey bin Ka‘b‘dır.
Ashabının akrabalarını da severdi
Ashabın çocuklarını, akrabalarının çocuklarını, torunlarını sever, onların başını okşar dua ederdi. [Müsned-8914]
Cennetle müjdelediği sahabeleri
Allah Resûlü (sav) sahabeden pek çok kimseyi cennetle müjdelemiştir. Bu sadece on kişiyle sınırlı değildir. Onlardan bazıları şunlardır: Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Talha, Hz. Zübeyr, Hz. Sa‘d bin Malik, Hz. Abdurrahman bin Avf, Hz. Ebu Ubeyde bin Cerrah [Ebu Davud-K.S.12/420]
Hz. Hatice [Buhari, Müslim-K.S.13/34]
Hz. Bilal-ı Habeşi, Hz. Rümeysa (Ümmü Süleym) [Buhari, Müslim-K.S.12/424]
Cafer bin Ebi Talip [Tirmizi-K.S.12/488]
Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin [Tirmizi-K.S.12/492]
Hz. Fatıma [Tirmizi-531]
Sa‘d bin Muaz [Buhari, Müslim, Tirmizi-K.S.12/535]
Abdullah bin Selam [Buhari, Müslim-K.S.13/8]
Sabit bin Kays [Buhari, Müslim-K.S.13/15] Harise [Buhari, Tirmizi-K.S.13/23]





