Alemlere rahmet peygamberi olarak gönderilen Efendimiz Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) peygamberliği öncesi dönemlerde "Muhammed‘ül Emin" olarak tanınmıştır. Hz. Hatice de bu dönemlerde  şerefi, haysiyeti, iffeti sebebiyle toplumu arasında  "Tahire" (temiz kadın) diye şöhret bulmuştur. Biri EMİN diğeri TAHİRE iki insan. İslam nurunun bütün dünyayı aydınlatması için biri peygamber diğeri peygamber eşi olarak görev yapmış ve bu kutlu mücadelenin Mekke döneminde bütün zorlukları birlikte karşılamışlardır. Bütün imkanlarını İslam davası için feda eden örnek bir aile olmuşlardır.

Hz. Hatice, Hz. Muhammed (s.a.v)‘in temiz, iffetli ve yüce ahlak sahibi olan hanımlarının ilkidir. O,  Kureyş kavmindendir. Babası Huveylid, annesi Fatıma‘dir. Hz. Hatice‘nin baba tarafından soyu Kusay‘da, annesi tarafından da soyu Lüey‘de Peygamberimizin soyu ile birleşmektedir.

Hz. Hatice müminlerin annesi ve dünya hanımları arasında üstün dört hanımdan birisidir.

Hz.Ebu Hureyr (r.a) anlatıyor, Allah Resulu: "Dört hanım vardır ki onlar bütün dünya hanımlarının hepsinden üstündürler. İmran kızı Meryem, Firavun‘un karısı Asiye, Huveylid kızı Hatice ve Muhammed kızı Fatma " buyurmuşlardır.

Hz. Hatice validemiz Allah(c.c)‘ın Cebrail (a.s) vasıtası ile selam gönderidiği mubarek bir hanımdır. Bir ara Cebrail (a.s) Peygamberimize gelip: "Allah (c.c) Hatice‘ye selam ediyor. Sen bunu Hatice‘ye iletirsin" demiştir. Resulullah bu haberi ona iletir. Hz.Hatice: "Allah Teala selamın ta kendisidir. Cebrail‘e de Selam olsun. Sana da Selam olsun Ya Resulallah" karşılığını verir.

Bir gece Hz. Hatice rüyasında güneşin Mekke üzerinde döndüğünü ve yavaş yavaş aşağı inerek onun evine girdiğini görür. Rüyasını Varaka‘ya anlatır. Varaka onun rüyasını: "Şöhreti alemi tutacak büyük birisiyle evleneceksin" şeklinde tabir etmiştir.

Hz. Hatice, ticaretle uğraşan zengin, haysiyetli, şerefli bir kadındır. Hz. Muhammed (s.a.v)‘in doğru sözlü, güzel ahlaklı ve son derece kendisine güvenilen bir insan olduğunu öğrenince, O‘na ticaret ortaklığı önerir. Hz. Muhammed (s.a.v) Hz. Hatice‘nin bu teklifini kabul eder. Hz. Hatice O‘nun başkanlığında bir ticaret kervanını Şam‘a gönderir. Ayni zamanda kölesi Meysere de O‘na bu yolculukta eşlik eder. Meysere, yolculuk sırasında Hz. Muhammed (s.a.v.)‘in harikulade hallerine şahid olur. Gittikleri yerde, satacaklarını satar ve alacaklarını alırlar ve geri dönerler. Hz. Peygamber (s.a.v) hakkında Meysere‘yi  dinledikten sonra, O‘na olan itimadı ve sevgisi daha da artar ve Hz. Muhammed (s.a.v)‘e evlenme teklifinde bulunur.

Hz. Peygamber (s.a.v) durumu amcası Ebu Talib‘e anlatır. Ebu Talib Hz. Hatice‘yi yeğeni Hz. Muhammed (s.a.v) için amcası Amr b. Esed‘den ister. İki aile anlaşır. Düğün Hz. Hatice‘nin evinde yapılır. Misafirlere ikram edilir, yemekler yenilir. Ebu Talib nikahlarını kiyar ve mehir olarak 500 dirhem altın tespit edilir. Düğünlerine gelenlerin arasında Hz. Halime de vardır. Hz. Hatice ona kırk koyun hediye etmiş, bu olay karşısında Peygamberimizin (s.a.v) gözleri yaşarmıştır. Bu evlilik esnasında Hz. Muhammed (s.a.v) 25 ve Hz. Hatice 40 yasında idiler. Bu hayat yolculuğu Hz. Hatice‘in vefatına kadar takriben 25 yıl sürmüştür. O yaşadığı sürece Peygamberimiz (s.a.v) başka bir evlilik yapmamıştır. Peygamberimizin ilk eşi ve en büyük destekçisi olması sebebiyle İslâm dünyasında çok büyük saygınlık görmüş ve kendisine "Haticetü‘l Kübra" Büyük Hatice sıfatı verilmiştir.

Hz. Hatice ile Rasulüllah (s.a.v)‘ın evliliklerinden Fatima, Ümmü Gülsüm, Zeyneb ve Rukiyye adında dört kız, Kasım ve Abdullah adında da iki oğlan çocuğu dünyaya gelmiştir.

DEVAM EDECEK

Muhabir: Haber Merkezi