Müminlerin annesi, Hz. Ebubekir Sıddık (r.a.)'ın kızı, Allah Resulünün "Hümeyra"sı, Hz. Aişe (r.a) çok küçük yaşta Müslüman olmuştur. Peygamberimiz onun için "Dininizin yarısını bu Hümeyra'dan alınız" buyurmuşlardır.
Hz. Aişe'nin eğitim ve öğretimiyle bizzat babası Hz. Ebu Bekir (r.a.) ilgilenmiştir. Bütün müminlerin annesi olan Hz. Aişe validemiz daha küçük yaslarda iken okuma yazma öğrenmiş, zekâsı ve kabiliyeti ile etrafının dikkatini çekmiştir. Öğrendiklerini unutmaz, ezbere tekrar ederdi. Hafızası çok kuvvetli idi. Akıllı, zeki, âlime, edibe, iffet sahibi bir hanım idi. Pek çok konuları şiirle anlatan fasih bir ifadeye sahipti. Ashap, karakter ve hafızasına güvendikleri, ayeti kerime ile övüldüğünü bildikleri için birçok meseleyi ondan sorar ve öğrenirlerdi.
Nikâhı: Hz. Aişe'nin Allah Resulü ile nikâhlanması 620 yılında oldu. Nikâhlarından iki yıl sonra zifaf olmuştur. Hz. Aişe o zamanlar dokuz veya on bir yaşında idi. Hz. Aişe (r.a)'den rivayet edilen bir hadiste, Hz. Cebrail, Hz. Aişe'nin resmini ipek bir hırka içinde Allah Resulü'ne getirmiş ve "Bu, senin dünya ve ahirette zevcendir." demişti.
Hicret ve Allah Resulü'nün Evine Gidişleri: Allah Resulü Medine'ye vardıktan sonra Zeyd b. Harise ve kölesi Ebu Rafi'iyi aile efradını getirtmek için görevlendirdi. Bunlara iki deve ve ihtiyaçlarını tedarik etmek için 500 dirhem de para verdiler. Bir hayli sıkıntıdan sonra Hz. Aişe (r.a.) annesi ve kız kardeşleriyle birlikte Medine'ye vardı ve Benu Haris mahallesinde kendi akrabalarının ve yakınlarının yanına yerleşti.
Hz. Ebubekir Allah Resulü'ne haber göndererek "Hz. Aişe'yi niçin eve almadığını" sorar. Allah Resulü "Mihri ödemek için paraları olmadığını" bildirirler. Bunun üzerine Hz. Ebubekir ödünç olarak 500 dirhem verir. Allah Resulü de bu parayı Hz. Aişe'ye gönderir. Hz. Aişe (r.a.) 623 yılında Şevval ayında Allah Resulü'nün evine gelir.
Hz. Aişe, Medine'de Peygamberimizin muharebelerine katılmış ve diğer sahabe hanımları gibi harpte yaralıların tedavisiyle bizzat ilgilenmiştir. Uhud savaşında sırtında su ve yiyecek taşıyıp yardım için Peygamber Efendimizin hep yanında bulunmuştur. Hatta peygamberimizin Uhud'da müşriklerin taşlarıyla yaralanan mübarek yüzlerine, hasır yakıp, külünü basarak kanlarının durmasını sağlamıştır. Hz. Aişe bir ara Uhud'da kılıçla cepheye gitmek istemişse de, Allah Resulü buna müsaade etmemiştir.
İftira: Hz. Aişe 14-15 yaslarında iken Beni Mustalik gazasına Allah Resulü ile beraber katılmıştı. Gaza dönüşü bir ihtiyaç için geride kalması yüzünden münafıkların iftirasına uğradı. Medine'ye gelince üzüntüsünden hastalandı. Bu arada Allah Resulü'nden izin isteyerek babası Ebu Bekir'in evine gitti. Orada bir müddet kaldı. Aradan bir ay geçmişti. Allah Resulü Hz. Ebu Bekir'in evine uğradı. Hz. Aişe'yi, ağlar buldu. "Ya Aişe, senin için bana şöyle şöyle söylediler. Eğer sen, dedikleri gibi değilsen; Allah (c.c) yakında senin doğruluğunu tasdik eder. Eğer bir günah işlediysen, tövbe ve istiğfar eyle! Allah (c.c) günahına tövbe edenlerin tövbesini kabul eder. " buyurdular.
Allah (c.c) Hz. Aişe'yi temize çıkarmıştı. Allah Resulü Nur suresinden, o an nazil olunan 10 ayeti okudu. Hz. Ebu Bekir hemen kalkıp kızı Aişe'yi başından öptü, "Kalk, Allah Resulüne teşekkür et." dedi. Kendisi için ayet ineceğini aklından geçirmeyen Hz. Aişe şaşkınlık içinde: "Hayır kalkmam baba vallahi kalkmam. Allah(c.c)'dan başkasına şükretmem. Çünkü Rabbim beni Ayeti Kerime ile methetti." dedi. Ama çok sevinmişti. İftirada bulunanlar zamanla hakir ve zelil oldular.
Devam edecek


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: İsmail Hakkı Akkiraz / Türkiye
Etiketler:



