Cari işlemler açığı Şubat 2011 itibarıyla yıllık 127 milyar doları yakaladı.
İlk iki ayda yüzde 126,7 artışla 6 milyar 127 milyon dolar oldu. Olumsuz ve gelecek için karamsar bir tablo oldu. Ekonomi büyüyor, ihracat artıyor. Buna karşılık ithalat daha çok artıyor. Cari işlemler dengesindeki yukarı tırmanış, ağırlıklı olarak bu kalemden yani ithalatın ihracattan daha çok artmasından etkileniyor.
İthalatın cazibe merkezi olmasını önlemek ve dış ticaret açığını küçülterek cari işlemler açığını kontrol altına almak için kur üzerinde balans ayarı yapılması beklenilmektedir. Bu konuda da ümitler yeni MB Guvernörü Erdem Başçı'ya kalmaktadır. Zira kur üzerinde baskı yaparak iniş veya çıkışa MB'nin eski Guvernörü Durmuş Yılmaz hep karşı çıkmıştı. Şimdi Yılmaz yok. Bakalım yeni guvernör bu talebi karşılayacak mı? Kurlar piyasa kriterlerine uygun tespit edilmeye devam edecek mi? Yoksa baskıyla mı belirlenecek? Bu varsayımın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini yakında görürüz. Bize göre bu işlem yani baskıyla kur belirleme sistem nedeniyle yanlıştır. Böyle bir eylem uygulanacağını sanmıyoruz ama uygulanırsa, enflasyonun artmasından üretimin düşmesine kadar zincirleme sıkıntılar yaşatır.
Ayrıca bugünkü cari açık tartışmasını, ithalatın ihracata göre daha çok artması yani dış ticaret açığının büyümesinin etkilemesinin ötesinde yeni ve daha tehlikeli yapan unsurlara da göz atarsak gördüğümüz resim şöyle okunabilir. Cari açığın finansman biçimi çok kısa vadeli hale gelmiştir. Yani açığın döviz kazandırıcı işlemlere oranı yükselmiştir. Türkiye'ye son yıllarda yapılan fonlama miktarı yıllık 50-60 milyar dolar düzeyinde gerçekleşmektedir. Yani bir taraftan ithalatın büyümesi diğer taraftan da yabancı yatırımcıların zahmetsiz kazanç sağladığı için tercih ettikleri fonlama cari işlemler dengesini bozmuştur. Kaldı ki 50-60 milyar dolarlık kısa vadeli fon girişlerinin 20-25 milyar doları sıcak para girişinden sağlanmıştır. Görülüyor ki, cari açığın büyümesinde ithalatın ihracatın iki misli artması ve fon girişlerinin etkisi birinci derece etken olmuştur. Bu perde ihracatın yeni pazarlara yönelip tırmandırılması ve tüketimin daraltılarak ithalat çıtasının aşağı çekilmesi ve yabancı fonlamalara imkân yaratılmamasıyla mümkün olur. Bu önlemleri almak kısa vadede mümkün değildir. Bu bakımdan seçim sonrası ekonomi yeni düzenlemelere gebe durumdadır.
Ömer Faruk Günel BUGÜN


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



