Asıl olan... Kıssadan hisselerdir. Mesela herkesin Hızır Aleyhisselam'ın ziyaretini beklemesini; tanışılıp sohbet edilsin istenmesini çok anlamlı bulurum.
Çünkü bu gelenekler bize öğretir ki... İstemek, dilemek yetmez. Hızır'a hazır olmak gerekir! Hazır değilsen eğer... Burnunun dibine gelse, fark etmezsin! Karşılaşsan, tanımazsın! Baksan, görmezsin! Madem yeri geldi... Bir halk hikâyesi anlatarak kapatayım yazıyı. Vaktiyle saf biri Hz. Hızır'ı görme derdine düşmüş. Demişler ki, şu çölü aş, şu şehre ulaş; Hızır da oralardadır! Bizimki çölü geçip bitkin halde şehrin pazar yerine varmış. Karşısına çıkan bir adam onun perişan haline bakıp "Hayırdır" demiş, "nereden gelir, nereye gidersin?" "Hızır'ı arıyorum" cevabını alınca da "İyi de, görünce Hızır'ı tanıyabilecek misin?" diye sormuş. Bizim saf "Vallahi o hiç aklıma gelmedi" demiş. "Üzülme, ben sana tarif edeyim" demiş adam gülümseyerek; "Hızır benim gibi kara kuru bir ihtiyardır." Sonra birbirlerinin aksi yönde yürüyüp gitmişler. Bizimkinin aklı başına gelip Hızır'la karşılaştığını anladığında... Çok geçmiş artık, çok!
Haşmet Babaoğlu SABAH


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



