Bütün bu tecrübelerimden sonra benim kulağımda ve yüreğimde kalan tek şey ezan sesiydi.
Bize kısaca Müslüman olmadan önceki yaşamınızdan bahseder misiniz?
Babam, bir Amerikan petrol firmasında çalışıyordu. İşi gereği dünyanın birçok yerine gidiyordu. Biz de onunla birlikte Bahreyn, İngiltere, Hindistan ve İtalya gibi birçok ülkede bulunduk. 18 yaşıma kadar bu öyle sürdü.
Babanız dindar bir Hıristiyan mıydı? Sizin dini eğitim almanızı önemsiyor muydu?
Kendisi çok dindar değildi, bizimle dini konularda çok da fazla konuşmazdı ama eğitim tercihi her zaman dini eğitim veren okullar olmuştu. Bu yüzden de Hıristiyanlığı çok iyi biliyordum. Mesela Hindistan'da bulunduğumuz sürede yakınımızda dini eğitim veren bir Amerikan Okulu yoktu ve ben güneyimizde bulunan uzak bir okula gidiyordum. Bu okulda bana ciddi bir din eğitimi verildi.
Küçük yaşta dini eğitim almanız sizi nasıl etkilemişti?
Bu okulda birçok şey öğrenmeme rağmen gelecekteki sorularımın ve arayışımın temelleri atılmıştı aslında. Daha sonra İtalya'ya taşındığımızda Roma'da başka bir Katolik okuluna yazıldım. Roma şehri ve okulum bu dini öğrenmek isteyenler için büyüleyici bir yerdi. Çünkü Roma tamamen tarihle dolu bir şehirdi. Okulumuza ise her hafta muhakkak bir piskopos bizi bilgilendirmek için gelirdi.
Aslında dönüp eğitim hayatıma bakarsanız benim bir papaz olabileceğimi bile düşünebilirdiniz. Yani bir dinin mensubu olarak, dininize yaklaştığınızda kalben, ruhen ve mantıken bir rahatlama yaşamayı beklersiniz ancak benim dini eğitimim boyunca sorularım sürekli arttı. Kendimi arayış içinde buldum.
Birçok kültürü ve dini tanıma fırsatınız olmuş, neden bunların içinden İslam'ı seçtiniz? Sizi etkileyen ne oldu?
Buna tek kelimeyle cevap verebilirim: Ezan. Bütün bu tecrübelerimden sonra benim kulağımda ve yüreğimde kalan tek şey ezan sesiydi. İlk duyduğum andan itibaren bu büyüleyici hitabın insanları namaza çağırdığını biliyordum. Ezan sesini halen duyduğumda içimde bir huzur hissederim, o anda ne yaptığımın hiçbir önemi yoktur, o sesi duyduğumda ne iş yapıyorsam bırakırım ve sadece onu dinlerim.
Arayışınız nasıl devam etti?
Bundan sonra İslamiyet'e tekrar ilgi duymam akademik düzeyde oldu. Üniversitede Tarih okuduğum için İslam hakkında bilgi sahibi oluyordum özellikle M. Pickthall'un kitaplarının hepsini okudum. Zaten İslamiyet ile bir kez tanıştınız mı artık ondan ayrılamıyorsunuz, hayatımın başka bir anında yine beni yakalayacağından emindim. O esnada batılı birçok insanın hidayetini duyuyordum, birçok insan Müslüman olmayı tercih ediyordu, bu da beni etkiliyordu.
Bu din hakkında İngilizce ne kadar kitap varsa okumaya çalışıyordum. İhtida etmiş insanların hikâyeleriyle birlikte bu kitapları okuduğumda İslam'ın bütün öğretilerinin benim aklımdaki soruların cevapları olduğunu gördüm. Bunu kalben de çok güçlü bir şekilde hissediyordum. Ben bu din ile aynı fikirdeydim.
Müslüman olmanız tam olarak nasıl oldu?
Ben Müslüman olmadan önce Arapça öğreniyordum, kariyerim için bu gerekliydi. Bu sınıftan bir arkadaşım vardı, onunla sohbet ederken aslında onun ve benim fikirlerimin bir yerde buluştuğunu hissettim. Bu buluştuğumuz ortak nokta İslam diniydi, Hz. Muhammed'in öğretileriydi. Beynimdekilerle yüzde yüz örtüşen bir dindi bu. Hemen o anda kendime, neden şimdiye kadar Müslüman olmadığımı sordum. Bu soruya karşı hiçbir cevabım yoktu.
Kuran'ı Kerim ile ne zaman tanıştınız?
Bir arkadaşım bana Muhammed Esed'in bir kitabını (Mekke'ye Giden Yol) ve yine Muhammed Esed'in tercümesiyle Kuran'ı Kerim hediye etmişti. Sorularımın cevaplarını Kuran'da buluyordum. Bitirdiğimde ise bu kitabın kesinlikle bir insanın elinden çıkamayacağını, eğer bir insanın elinden çıkmadıysa Tanrı'nın gönderdiği kitap olacağını biliyordum. Ayrıca bir tarihçi olarak Kuran'ı incelediğimde otantikliği, başından sonuna kadarki uyumu ve her kopyasındaki orijinalliği beni etkilemişti. Bu Hıristiyanlıkta olmayan bir eksiklikti. Ama kendime yine de düşünme zamanı vermiştim.
Tekrar Müslüman olmanıza dönelim... Kısaca anlatır mısınız?
Mekke'ye Giden Yol kitabını bitirdiğimde Portekiz'de akademik düzeyde bir seminere katılmıştım. Oradaki arkadaşlarımla seminer aralarında konuşuyorduk, bir keresinde de hemen yakındaki bir kitap mağazasına girdik, kitaplardan bahsederken Müslüman olan arkadaşım bana, çok basit bir şekilde "Sen neden Müslüman olmuyorsun" diye sordu.
Kendime de hiçbir cevap veremiyordum zaten ama o anda bu içimden geldi ve başka bir Müslüman'ın şahitliğinde Kelime-i Şehadet getirdim. Daha sonra kalabalık bir camide herkesin kucaklamalarıyla birlikte bunu bir tören halinde herkese ilan etmiş oldum.
Dr. Michael Berdine Kimdir?
1945 yılında Amerika'da dünyaya gelen Michael Berdine, küçük yaştan itibaren babasının işi gereği değişik ülkelerde yaşadı. Ciddi bir dini eğitim almasına rağmen kafasındaki soruların cevaplarını İslamiyet'te bularak 1992 yılında Müslüman oldu ve ismini Muhammed As'ad olarak değiştirdi. 2001 yılında hac görevini yerine getirdi. Tarih profesörü olan Muhammad As'ad şu an İngiltere'de Cambrigde Müslüman Kolejinde idareci ve eğitimci olarak görev yapıyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Söyleşi: Nurgül Bahar / Türkiye
Etiketler:



