Tarihte çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan ve zengin tarihi eserleri bünyesinde barındıran Suriye, son yıllarda Türk turistlerin yoğun olarak ziyaret ettiği ülkelerden biri haline geldi.
Tarihte çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan ve zengin tarihi eserleri bünyesinde barındıran Suriye, son yıllarda Türk turistlerin yoğun olarak ziyaret ettiği ülkelerden biri haline geldi. Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim tarafından 1517'de Osmanlı topraklarına katılan Suriye, 300 yılı aşkın süreyle Osmanlı hakimiyeti altında kaldı. Bölgenin en eski kalabalık kentlerinden olan ve 4,5 milyon nüfusa sahip başkent Şam, Arapça Dimeşk, İngilizce'de Damascus olarak biliniyor. Şam, Ortadoğu'nun hakim bir bölgesinde bulunması nedeniyle stratejik bir öneme sahip bulunuyor. Son yıllarda 2 ülke ilişkilerinin gelişmesi, turizmde de etkisini göstermeye başladı. Suriye'ye Gaziantep, Şanlıurfa ve Hatay'dan hafta sonları, milli veya dini bayramlarda konaklama, yol ve yemeklerin de dahil olduğu çok uygun fiyatlarda turlar düzenleniyor.
Hamidiye Çarşısı
Osmanlı padişahlarından Sultan Abdülhamid tarafından 1863 yılında yaptırılan, yapı olarak İstanbul'daki Kapalıçarşı'yı andıran ve 7 bin metrekare alan üzerinde kurulan Hamidiye Çarşısı, yerli ve yabancıların en çok rağbet ettikleri mekanlardan biri oluyor.
Kentin önemli ticaret merkezlerinden olan, hemen hemen her çeşit giysi, elektronik eşya, yiyecek bulunan bir kilometre uzunluğundaki çarşı, Müslümanlar için resmi tatil olan Cuma günü dışında her gün insan akınına uğruyor.
İlk Türk hava şehitleri Şam'da
Şam'ın en büyük, en eski ve görkemli camisi olarak bilinen ve kilise olarak kullanılırken kentin Müslümanlar tarafından fethedilmesinden sonra 705 yılında Emevi Halifesi Velid bin Abdülmelik tarafından bir kısmı camiye dönüştürülen Emeviye Camisi, sonraki dönemlerde yapılan tadilatlarla genişletilerek bugün tamamen cami olarak kullanılmaya başlandı. Avluda bulunan 8 sütun üzerine yükselen hazine kubbesi, kamu hazinesini korumak amacıyla Abbasiler döneminde yapıldı. Caminin ilginç yönlerinden birisi de 4 farklı mezhebi temsilen 4 ayrı mihrap yapılmış olmasıdır.
Ünlü İslam alimi İmam-ı Gazali, meşhur eseri İhya-u Ulumid-din'i bu camide kaleme aldı. Camide Yahya Peygamber'in kabriyle İmam Hüseyin'in Kerbela'da Yezid'in adamları tarafından kesilen ve Şam'a getirilen başının defnedildiği bir bölüm yer alıyor. Cami, özellikle İranlı Şiiler tarafından kutsal görüldüğü için yoğun şekilde ziyaret ediliyor.
Tarihin en büyük komutanlarından olarak bilinen Selahaddin-i Eyyubi'nin, 1. Dünya Savaşı'nda 1914 yılında Filistin'de uçakları düşen ve ilk hava şehitlerimiz Fethi Bey, Sadık Bey ve Nuri Bey'in mezarları da Emeviye Camisi yanında bulunuyor.
Hz. Muhammed'in torunu, Hz. Ali ve Hz. Fatma'nın kızları, İmam-ı Hasan ve Hüseyin'in kız kardeşi olan Hz. Zeynep'in kabri de Şam'daki Seyide Zeynep Camisi'nin içinde yer alıyor. Cami, İranlılar'ın kentte yoğun olarak geldiği ziyaret mekanlarından biri olarak dikkat çekiyor.
İslamiyette ilk ezanı okuyan olarak bilinen ve 642'de Şam'da vefat eden Bilal-ı Habeşi'nin mezarı da Ehli Beyt Mezarlığı olarak bilinen (Bab'üs Sağir) mezarlığında bulunuyor.
Süleymaniye Külliyesi
OSsmanlı mimarisinin güzel örneklerinden biri olan Süleymaniye Külliyesi, 1554 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan'a yaptırıldı. Külliyeye 1566 yılında Süleymaniye Medresesi eklendi. Son derece yalın ve abartısız bir iç mimari düzene sahip olan ve Mimar Sinan'ın ''Kalfalık eserlerimden biridir'' dediği külliye, özellikle Türk ve diğer yabancı turistlerin uğrak mekanlarından biri olarak dikkat çekiyor. Külliye içinde 1926 yılında İtalya'nın San Romeo kentinde vefat eden son Osmanlı Padişahı Sultan Vahdettin'in mezarı da yer alıyor. Son dönem Osmanlı padişahlarının torunlarından bazılarının mezarlarının da içerisinde bulunduğu bu küçük mezarlığın bakım ve tadilat masrafları ise Türkiye tarafından karşılanıyor.
Külliye içindeki Süleymaniye Camii, Türkiye Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğünce restore ediliyor.
Hicar Demiryolu İstasyonu
Hicaz Demiryolu Projesi, ilk olarak Osmanlı Padişahı 2. Abdülhamid tarafından ortaya atılarak, 1 Eylül 1900'da yapımına başlandı. Bu proje bir bakıma Bağdat Demiryolu Hattı'nın devamıydı. İki demir yolu birleşince İstanbul, Şam üzerinden Mekke ve Medine'ye bağlanacaktı. Bu sayede İstanbul'dan Mekke'ye demiryoluyla ulaşım 120 saatte gerçekleşecekti.
Halep Çarşısı
Büyük bir bölümü 15. yüzyılda yapılan, Ortodoğu'nun en uzun çarşısı olarak bilinen ve birbirini takip eden hanlardan oluşan Halep Çarşısı'nın sokaklarının uzunlukları toplamı 10 kilometreden fazla.
Ticaret kenti Hama
Türk sınırlarına yaklaşık 60 kilometre uzaklıktaki Halep, ülkenin ikinci büyük kenti olmasının yanı sıra ticaretin kalbinin attığı yer olarak biliniyor. Büyük bir bölümü Osmanlı döneminden kalan çarşı, pazar, han ve bedestenlerinin zenginliği ve çeşitliliği ancak İstanbul, Bursa ve Gaziantep ile karşılaştırılabiliyor.
Halep Kalesi
Kente hakim bir mevkide bulunan ve bugünkü Halep Kalesi'nin bugünkü hali, Selahaddin Eyyubi'nin oğlu Malik el Zahir Gazi döneminde şehrin merkezi olarak yeniden inşa edilmiş ve çevresi 20 metre derinliğinde bir hendekle güçlendirilmiştir. Kente gelen turistlerin en çok ziyaret ettiği yerlerden biri oluyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



