Hz. Âişe bir hatırasını şöyle anlatır: "Bir gün Allah'ın Rasûlü, yanımda iki cariye Buas Savaşı ile ilgili hamasî türküler söylerken çıkageldi.
Hz. Aişe devamla der ki: "Bir bayram günüydü. Siyahîler, mescidde kılınç-kalkan oyunu oynuyorlardı. Ben mi Resûlullah'tan taleb ettim, yoksa o mu kendiliğinden arzuladıydı (hatırlamıyorum). "Seyretmek ister misin?" buyurdular. Ben, "Tabii!" dedim. Kalktı, beni arka tarafına aldı, yanağım yanağına dayalı olduğu halde dikilip seyrettik. O, "Ey Erfideoğulları göreyim sizi (oynayın)!" diyordu. Ben usanıncaya kadar böyle devam ettik. Usandığımı farkedince, "Yeter mi?" buyurdular. Ben, "Evet!" dedim. "Öyleyse git!" dediler."
Allah'ın Rasûlü, kızı Fatıma ziyaretine geldiğinde ayağa kalkar, ona doğru yönelir, elinden tutar, önce onu öper, sonra da yer verir, oturturdu. O, hizmetçilerine karşı da çok müşfik ve empatik davranırdı. Hz. Enes'i (r.a.) çağırdığında son derece yumuşak ve gönül alıcı bir edâ ile "Evlâdım!" diye seslenir, ona ve diğer azatlısı Zeyd'e (r.a.) öz evlâdı gibi muamele ederdi.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



