Hidayet öyküleri merkezli söyleşilerimizde, bugün Koreli Jung Jo ile konuştuk. Jo'nun İslam'ı seçişini, İslam'dan önceki hayatında Müslümanlara bakışını, Kur'an'ın mükemmel bir hayat kitabı oluşunu ve İncil'de arayıp da ancak Kur'an-ı Kerim'de bulduğu hakikat işaretlerini konuştuk. Arkadaşımız Nurgül Bahar'ın gerçekleştirdiği söyleşiyi keyifle okuyacağınızı umuyoruz.
Müslüman olmadan önceki dininiz neydi?
Protestan'dım. Kore'de zaten başka bir din pek bilinmiyordu, çoğunluk Protestan'dı. Her Pazar ellerimizi çenemizin altında bağlar dua etmeye giderdik o kadar.
İslam hakkında önceden bir şeyler biliyor muydunuz, ya da önyargılarınız var mıydı?
Evet, tabi. Televizyonlar bundan çok bahsediyordu. Müslüman deyince ilk akla gelen, bomba, silah gibi kötü şeylerdi. Bir de Kore'de kara çarşaflı (hicablı) kadınlar çok yadırganıyordu. Avusturya'da ise Afganistan'dan ve Pakistan'dan gelenlere doğrudan terörist gözüyle bakılıyordu. Müslümanların yaşadıkları semtler, diğerlerine nazaran daha pis oluyordu, dolayısıyla toplumda da bütün Müslümanların böyle olduğu imajı uyanıyordu.
Peki, eşiniz de Türk'tü, o da bir Müslüman. Nasıl tanıştınız ve bu konudaki tepkiniz ne oldu?
Biz bir arkadaş grubunda tanıştık. O zaman onun Türk olduğunu bilmiyordum. Türk olduğunu da hiç düşünmemiştim açıkçası -bilseydim onunla hiç çıkmazdım sanırım-, çünkü iyi giyimli, temiz, Almancası çok iyi, eğitimli birisiydi. Televizyonda bize gösterilen Müslümanlardan ya da Türklerden farklıydı. Daha sonra gruptan ayrı olarak yalnız çıkmaya başladık.
Ne zaman evlendiniz? Eşinin dinini değiştirme konusunda herhangi bir etkisi oldu mu?
Biz 2000 yılında evlendik. Eşimin hiçbir zorlaması olmadı ya da herhangi bir imada bulunmadı. Sadece ailesinin benim Hıristiyan olmamdan rahatsız olduklarını söyledi. Aslında aklımda ilk soru işareti de bundan oluştu, kendi kendime "Bu iki din birbirinden ne kadar farklı ki" diye düşündüm.
Türkiye'ye ne zaman geldiniz? Buradaki ezan sesini ilk duyduğunuzda neler hissettiniz?
Biz evlendikten hemen bir sene sonra geldik, yani 2001'de.Türkiye'ye geldiğimi Kore'de yaşayan anneme haber vermek için telefon ettiğimde ezan okunuyordu. Bu sesin ne olduğunu sorduğunda ona anlattım, buradaki çoğunluğun Müslüman olduğunu, bu sesin de insanları namaza çağırdığını söyledim. Annem büyük bir panikle hemen burayı terk etmemi çünkü buradaki herkesin silahı, bombası olabileceğini söyledi. (Birlikte gülüyoruz)
Ben de ilk duyduğumda korkmuştum, bu yüksek sesin insan sesi olması şaşırtmıştı beni çünkü bildiğin gibi kilisede çan çalıyordu. Sonra eşim bana ezanın nereden geldiğini, Peygamberimiz (sav) döneminde Hz. Bilal gibi zenci (önceden köle olmasına rağmen) birinin bu kutsal görevi yaptığını anlattı.
İlk araştırmanız nasıl başladı?
Eşim Kur'an'ın Almanca tercümesini getirmişti. İstiyorsan oku dedi bana, hiçbir zorlama yapmadı. Kur'an'ı baştan sonuna kadar okudum. Bir de haram ve helal olanları anlatan bazı kitapları getirmişti bana onları okuyordum.
Kur'an'da sizi ne etkiledi? Ya da İncil ile kıyasladığında neler düşündünüz?
Kur'an çok net, bir söylediği her yerde aynı şekilde tekrarlanıyor. Bunu yapın, şunu yapmayın, sayfalar sonra hiçbir şey değişmiyor. İncil'de böyle bir şey yok kesinlikle. Kur'an hem aileden, kadından, miras gibi konulardan bahsederken aynı zamanda gökyüzünden, astronomik olaylardan da bahsediyor. Yani bu büyük hadiselerden bahsederken bizim küçük olarak gördüğümüz konuları es geçmiyor. Bebeklerin hangi yaşa kadar anne sütü ile beslenmesi gerektiğini dahi bizlere söylüyor. Kısacası Kur'an, bir insana rehber olacak bir kitaptı, bir elinize Kur'an'ı bir elinize de İncil'i verseler hayatınızı ancak Kur'an ile yoluna koyabilirsiniz, çünkü O'nun içinde yaşamla ilgili her şey var. İşte iki dinin arasındaki farkı Kur'an ile buldum. İslam'ın en üstün din olduğunu Kur'an ile anladım.
Aklen ikna oldunuz, peki kalben yaklaşımınız nasıl oldu?
2001 kışı, bir gece inanılmaz bir fırtına olmuştu, gök gürültüsü, şimşekler... İnsanı ürküten bir hava vardı dışarıda. Ve o an kendimi çok yalnız hissettim, ailemden binlerce kilometre uzaktaydım, gurbetteydim, dilini bilmediğim bir yerdeydim vs. Sonra içimden bir ses bana Allah'tan başka kimsenin yardım edemeyeceğini söyledi. Sanki "Evet bu benim beklediğim işaretti" dedim ve eşimi kaldırdım. O, oldukça şaşırdı. Bu işin oyuncak olmadığını, sürekli din değiştiremeyeceğimi söyledi. Ben ona "Eminim bana o kelimeleri söylet" dedim. (Kelime-i Şehadet) Kelime-i Şehadet'ten sonra içime bir ferahlık geldi ve artık hiçbir zaman yalnız olmadığımı anladım.
İbadetlerde bir zorlanma yaşadınız mı?
Önce abdest almayı öğrendim, sonrasında namaz için gerekli sureleri ezberlemeye çalıştım. İlk namazda doğru yapıp yapmadığımın tereddütlerini yaşadığım için manevi olarak çok fazla bir şey hissetmedim. Bir hafta sonra kıldığımda ise her yanımı saran bir şey hissettim, tarifi gerçekten çok zor. Yukarda, sağımda, solumda, önümde her yerde bir varlık beni izliyordu namaz kılarken. Belki de onlar meleklerdi bilemiyorum.
Bir keresinde namaz kıldığım odada bir sinek vardı. Namaz boyunca sanki kuralları biliyormuş gibi kesinlikle önüme geçmedi, önüme kadar gelip oradan geri dönüyordu, bu birçok kez tekrarlandı. Namaz bittiğinde sinek her yerde dolaşıyordu. Bundan çok etkilenmiştim. Daha sonra da eşimin annesi beni rüyasında namaz kılarken gördüğünü söyledi. Müslüman olduğumu bu şekilde öğrenmişler zaten.
Jung Jo Kimdir?
34 yaşında olan Ayşe Hanım, 93 yılında Kore'den Avusturya'nın Viyana şehrine konservatuvar eğitimi almak için gitmiş. Eşiyle arkadaşları vesilesiyle tanışıp, evlendikten sonra Türkiye'ye yerleşmiş. Jung Jo olan ismini Müslüman olduktan sonra Ayşe olarak değiştiren ve mutlu bir evliliği olan Ayşe Hanım, 8 yıldır İstanbul'da yaşıyor.



Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Nurgül Bahar / Türkiye
Etiketler:




