Hat, ilahi bir sanat!

İç haznemizi ötelerle dolduracak mâhiyete emektarlık etmiş bir şehrin, Bursa‘nın Irgandı Köprüsü‘nde "Bâb-ı Nûn" hânesine ilk yolum düştüğünde, kamış projektöründen kâğıtlara ışık içiren bir yüzle karşılaştım. San‘atkâr olanın semâlara âyine tutan yüce gönlünü müşâhede ettim o yüzde. Yüzümü saklayacak yer aradım bir çırpıda. Bana kâğıtlar kapılarını açtı.  Mahviyet kuşatıcılığında küçüklüğümü gördüm. Önce noktalar gösterildi. Harf olabilmek için nice yolumun olduğunu anlamam uzun sürmedi. Şehirlere kamışıyla hüsn-ü hat yazan mücellâ bir isimden bahsediyorum. Hat san‘atına yıllarını vermiş, hat‘ta vefâlı olmanın ecrini hâl makâmından almakta olan usta bir isimden söz açıyorum: Hattat Mahmut Şahin Hocamdan. Hat nedir, hattatlık nedir, yazmakta murâd edilen hakikat ve istek nedir; bilelim ve öğrenelim.

Hayatınızın tarihçesini kısaca zikredebilir misiniz?

Bendeniz gurbetçi bir ailenin çocuğu olarak 1973 yılı Nisan ayının 14.gecesi Almanya‘nın Duisburg şehrinde dünyaya geldim. 1982 yılında annemle beraber memlekete dönüş yaptım. Almanya‘da başlayan eğitim hayatıma İstanbul‘da devam ettim. İlkokulu Gaziosmanpaşa Küçükköy Dumlupınar İlkokulu‘nda bitirdim. Ortaokul ve liseyi yine aynı semtte olan Vefa Poyraz Lisesi‘nde tamamladım. San‘at hayatına ise 1991 yılında Sultanahmet‘te Câferağa Medresesi‘nde Hattat Aydın Ergün Hoca‘dan Rik‘a yazısı ile başladım. 1993 yılında Kocamustafapaşa‘da Hekimoğlu Ali Paşa Câmi-i şerîfi imam hatîbi Hattat Hüseyin Kutlu Efendi‘den Sülüs-Nesih yazı eğitimi almaya başladım.  2000 yılında da Kültür Bakanlığı Süleymâniye Kütüphânesi‘nde rahmetli Prof. Dr. Ali Alparslan Bey‘den Nesta‘lik yazı dersi aldım. 2001 yılında Sülüs-Nesih ve 2004 yılında Ta‘lik icâzeti aldım.

Ebru‘dan hat‘a yolculuk

Hat san‘atına hangi istek ve zincirle çekildiniz? Hat seyriniz nasıl başladı?

Hat san‘atına başlamamda en büyük vesîle, ortaokulda resim-iş öğretmenimizin sınıfımıza bir ebru teknesini getirmesidir. Hazır tekne ve hazır boyalarla bizlere yaptırdığı ebru, bana çok ilginç gelmişti. Sonraki yıllarda bana çok kolay gelen ebru san‘atını yapmaya çalışmam ve bu konu üzerinde araştırmalar yapmam asıl olanın "Yazı San‘atı" olduğu ve diğer san‘atların hep bu san‘atın etrâfında şekillendiğini öğrenmeme sebep oldu ve "Hüsn-ü Hat" seyri böylece başlamış oldu.

Hat san‘atının bir "aşk san‘atı" olduğuna şüphe yok! Fakat siz Hat‘tı aşka bağlarken aradaki ince çizgiyi yani Hat‘tı, ruh âleminizin odalarında meşk etmeyi nasıl açıklıyorsunuz?

Hüsn-ü Hat san‘atı zâten sizin sorunuzun içinde saklı. Allah kelâmını en güzel şekilde yazabilmek için yaratılmış. İlâhî bir aşkın kâğıda dökülmüş hâli diyelim.

Arap harflerinin VIII. yüzyılın ortalarında daha çok estetik kazandığını okumuştum. Türkler de İslâmiyet‘i kabul edişlerinin akabinde Hat san‘atına bağlanmakta zorluk çekmemişler. Bunu, san‘ata olan tutkumuzun yanısıra harflere yüklenen mânevî bir güçle, cezb oluşla açıklayabilir miyiz?

Hat san‘atının başlangıcı Kur‘ân-ı Kerîm‘in nâzil olmasından sonra başlamıştır. Hazret-i Osmân ve Hazret-i Ali Efendilerimiz başta olmak üzere sahâbiler, Kur‘ân-ı Kerîm‘i en güzel şekilde yazabilmek için çalışmışlardır. Hattâ Peygamber Efendimiz‘in (s.a.v.) Hat san‘atı ile ilgili tarifler yaptığı kayıtlarda geçmektedir. Türkler ise İslâmiyet ile şereflendikten sonra İslâmiyet‘in bütün güzelliklerini san‘ata yansıtmışlar ve gerek hat, gerek cilt, gerek tezhip san‘atlarını Kur‘ân-ı Kerîm‘i en güzel şekilde süsleyebilmek için kullanmışlardır.

Hocam, hattatlık yolundaki yazı çeşitlerinden bahseder misiniz? Örneğin kûfî yazı, sülüs, nesih ve diğerlerinin özellikleri nelerdir? Hattın ilk dersi "Rabbi yessir"ile başlıyor, bunun hat âlemince hikmeti nedir?

Güzeli arama yolunda birçok merhaleden geçen Hat san‘atı, çeşitli yazıların doğmasına vesîle olmuştur. Tarihî seyri içerisinde bâzı yazılar rağbet görürken, bâzı yazılar ise tarihteki yerinde kalmıştır. Kur‘ân-ı Kerîm‘in ilk nüshâları kûfî yazı ile yazılmıştır. Sonraları ise; Muhakkak reyhânî, tevkî, mağribî gibi yazılarla yazılmıştır. Harekelerin kullanımı ve sür‘atli yazımı dolayısıyla daha sonraları nesih yazı kullanılmaya başlanmıştır. Mimârî eserlerde celî yazı ihtiyâcı, "Sülüs" ve "Tâlik" yazıyı kullanmayı gerekli kılmıştır.  Günümüzde ise "Aklâmi Sitte" denilen 6 çeşit yazı ve Tâlik yazı kullanılır.

Hat san‘atına ilginin artmasını neye bağlıyorsunuz? Yazmak kabiliyetse, bu doğuştan mı yoksa sonraki gayret ve çabaların mı ürünüdür? Ayrıca bir hat talebesi, yazı çalışmalarına ne vakit oturmalıdır, verimin çoğaldığı bir zaman dilimi var mı?

Öncelikle Hat san‘atına ilginin artması, ilâhî bir san‘at olmasına bağlıdır ve bu milletin genlerinde olan bir san‘attır. Atalarının mezar taşlarını, çeşme kitâbelerini okuyamayan bir milletiz. Özellikle Müslümân Türkler‘in en zirve noktaya çıkardıkları bir san‘atı, yeni nesilin merak etmesi ve öğrenmeye çalışmasına bağlıyorum.

Yazmanın doğuştan mı, çalışma ve gayret ürünü mü, diye soruyorsunuz. Bunu size birkaç mîsâlle vereceğim; Hat tarihinin en büyük üstâdlarından Yesârî Mehmed Efendi kıssasıyla başlayayım. Yesârî Mehmed Efendi, dünyaya felçli olarak gelmiş, sağ tarafı tamamen tutmaz, sol tarafı ise titrer bir hâlde imiş. Ama içindeki yazı tutkusunu dizginleyememiş ve babasına ricâ ile hat eğitimi almak istediğini bildirmiş. Babası oğlunu yanına alıp, dönemin en büyük hattatı Şeyhülislâm Velîyüddîn Efendi‘ye götürmüş ve bu isteğini bildirmiş. Velîyüddîn Efendi çocuğu görünce, "Bunda istidât yoktur" deyip, kabul etmemiş. Baba, oğlunun ısrârına dayanamayıp bu sefer yine dönemin ünlü hattatlarından Mehmed Saîd Efendi‘ye götürmüş. Mehmed Saîd Efendi de çocuğun hâlini görünce yapamayacağını düşünmüş, ama biraz daha derviş tabiatlı olduğu için bir ders verip göndermiş. Birkaç zaman sonra Yesârî Mehmed Efendi meşki ile birlikte gelmiş. Hocası gördükleri karşısında şaşırıp bu meşki kendisinin yazıp yazmadığını sormuş ve bir daha yanında yazmasını istemiş. Yaklaşık beş sene süren eğitimden sonra icâzet alma hakkı kazanan Esad Efendi‘nin icâzet merâsiminde hazır bulunan Şeyhülislâm Velîyüddîn Efendi, Esad Efendi‘nin yazısını görünce "Senin hocan olma şerefi benim olacaktı, Allah seni bizim kibrimizi kırmak için yaratmış" deyip ağlayacaktır.

Hat sanatından dönüş olmaz

Hatta sebâtın derecesi nedir? Hatta vefâlı olmak ne demektir? Günümüzün bendeniz gibi hat heveslilerine neler söylemek istersiniz?

Hat san‘atı geri dönüşü olmayan bir yoldur. Sebât etmezseniz hiçbir mesâfe kat edemezsiniz. Vefâ meselesine gelince, bir sefer hoca-öğrenci arasında olmazsa olmazdır. Bunu da bir misâlle vereyim.

Meşhur Hattat Hâfız Osman Efendi‘ye bir Kur‘ân-ı Kerîm siparişi vermişler ve bir miktar ücret bırakmışlar. Hâfız Osman Efendi, Kurân-ı Kerîm‘e başlamış ve üçte birlik bölümünü bitirmiş. Hâfız Osman Efendi‘nin "Kevkeç Hâfız" isimli bir talebesi, siparişi veren kişileri bulup, bu işi daha ucuz ve daha hızlı yapabileceğini söyleyip siparişi iptal ettirmiş. Hâfız Osman Efendi‘ye verilen ücret geri alınıp mağdur edilmiş. Talebesi Kur‘ân-ı Kerîm‘in üçte birlik bölümünü yazamadan kalemtraşla elini kesmiş ve bir daha bu yara iflâh olmamış ve nâmı da silinip gitmiş...

Hocam, sizi açılış programlarında, panellerde, sergilerde görüyoruz. İlk hat serginizi hangi yılda açtınız ve yaşadığınız duygular nelerdi, bizimle paylaşabilir misiniz?

Biz ferdî sergi açma peşine hiç düşmedik. İlk sergimizi Hüseyin Kutlu Hoca‘mızın gözetiminde "Ali Paşa Girişim Grubu"muzla açtık. Bu bir karma öğrenci sergisiydi. Sonra sergiler birbiri ardına geldi ama benim için en önemlileri, Hüseyin Kutlu Hocamla açtığım sergilerdir.

Derdimiz sanatımızı yeni kuşaklara aktarabilmek

Bir öğrencinin hattan icâzetnâme alabilmesi için kaç yıl gerekir‘ sorusu, malum revaçta olan bir soru. Yazıda usta olmanın senelere tekâbül eden süreci nedir?

Hocamın tabirini kullanayım müsaadenizle; Sülüs- Nezih yazıda sekiz sene, Talik yazıda ise en az beş sene. Ama bâzı istisnâî hâller de vardır. Kimi insanlar daha erken hak edebiliyorlar. Usta olmanın ise yaşı yok. Son Reis-ül Hattat Hacı Kâmil Akdik Hoca "Yazıyı öğrenemeden öleceğime yanıyorum,"dermiş.

Bursa‘da Irgandı Köprüsü üzerindeki "Bâb-ı Nun Gelenekli Sanatlar Atölyesi"nde her cumartesi kursiyerlerinize ders veriyorsunuz. Yeni başlamak isteyenlere ne buyurursunuz? Başlamak mı daha önemli ya da azimle devam etmek mi?

Derdimiz, atalarımızdan bize en güzel şekilde kalan san‘atlarımızı yeni kuşaklara bozmadan aktarabilmek. Bütün gâyemiz bu.

Hat san‘atında muvaffak olmanın yolları nelerdir? Hattatların geleneksel olarak tatbik ettikleri şahsî ilkeleri, özel ahlâk prensipleri var mı?

Mutlaka... Hattatlığın şartlarından bâzılarını şöyle sıralayabiliriz; istidât ve kâbiliyet sâhibi olmak, meşk ve tâlim görmek, haris olmak, doğru anlayışlı olmak, iyi ve bol malzeme kullanmak, çok yazmak, çok yazı mütalaa etmek, icâzet sâhibi olmak.

Muhabir: Haber Merkezi