Her şey, herkes suspus olmuştu...batıl gücünün zirvesinde, mazlumun ise boynu bükük.Kalpler daralmış, dualar yürekleri ayağa kaldırmıştı. Sonra bir yanardağ patladı sanki, patlaması özlenen.hak geldi...batıl için artık gitme vaktiydi!
***
Yeni bir dünyayı adımlıyordu kararlı adımlar.
Sessiz bir devrim; mukaddes mi mukaddes yürüyüşüne başlamıştı.
Soğuk bir kış günüydü ilk manşetimle buluştuğumda.
Biliyorum, hasrettim, özlemdim. //Evlattan öteydim...
Koca bir dünya beni bekliyordu.
Sessiz devrim artık ses istiyordu.
Kara kışın ortasında sımsıcak kucaklandığımı hatırlıyorum daha dün gibi. .
Ben 12 Ocak 1973'te doğdum.
BEN MİLLİ GAZETE'YİM.
Namım var... Ahdim var .. // Benim Yeni Bir Dünya hedefim var.
Zikrim var benim: "Hak geldi batıl zail oldu" diyorum yorulmaksızın her gün.
Tarih benle, ben tarihle aktım.
Yalan söyleyen maskeli gündeme inat, her gün tarihe gerçekleri kazıdım.
***
Nice firavunlar, Nice nemrutlar, Nice zalimler gördüm...
Onlar da karşısında hep beni gördü koca bir dağ gibi.
Müslümanca baktım //Müslümanca durdum hep.
Ömer oldum, Hamza oldum. // Ne sustum, ne de göz yumdum zalimin zulmüne.
Ben bir abideyim! Müslümanca duruşun.
Mazlumlar gördüm Anadolu'da, Asya'da, Afrika'da dünyanın dört bir bucağında.
Mazlumlar da beni her daim yanıbaşında.
Yürek oldum, cesaret oldum. Hem ses hem fer oldum nerde bir mazlum varsa.
Kalkış oldum ayağa. // Diriliş oldum yüreklere.
Selam oldum mazlumlara, coğrafyalara.
Zaman geldi ben de mazlum oldum
Zalimin zulmünü alkışlayanlara inat İNTİFADAYIM ben
İmanıyla koca tankın önünde büyüdükçe büyüyen çocuğun elindeki O TAŞ BENİM.
BEN MİLLİ GAZETE'YİM.
Sağır olanlara inat Feryat-ı figanları duymakla kalmayıp haykıran,
Körlere inat görmekle yetinmeyip, gördüklerini cesurca gösteren,
Suskunluklara, dilsiz sütunlara inat, konuşulamayanları kararlıllıkla yazan
Bakıp da görmeyen, duyup da yazmayan, bilip de söylemeyen kelepçelenmiş reelpolitiklere inat...
Korkusuzca Hakkı tutup kaldıran gazeteyim ben.
BEN MİLLİ GAZETE'YİM.
Savaşlarla ben savaştım önce // Cephelere ben indim.
İşgallere karşı ilk ben siper ettim göğsümü.
Her bir damla gözyaşı herkesten önce benim yüreğime, benim manşetime düştü.
Üniversite kapısında ağlaşan başörtülü kızların göz yaşını ben sildim...
Ayasofya'yı dava, Kıbrıs'ı vatan bildim.
Saraybosnayı, İslamabadı, Bağdatı, Kahireyi, Şamı, İsfahanı, Kabili, Keşmiri, Baküyü,
Her bir şehr-i hilali İSTANBUL bildim.
Türküyle, Kürdüyle, çerkeziyle, lazıyla, arabıyla, acemiyle İslam kardeşliğinin sancağı benim.
BEN MİLLİ GAZETE'YİM.
Dağıtıcım bazen kapıya bıraktı, bazen eşiğe...
Bazen posta kutusuna konuldum; bazen bahçelere, balkonlara fırlatıldım.
Kimi zaman sıkıştırıldım bir yerlere. Bazen de düştüm yere.
Islanmış buldunuz beni kimi zaman. Kimi zaman hırpalanmış.
Biliyorum kimi zaman geciktim.. Geciktiğim her saat için az mı kızdınız bana.
Her geciktiğimde, sordunuz ya beni "nerde kaldı" diye.
İtiraf ediyorum; MUTLULUĞUM OLDU BEKLENİYOR OLMAK..
Kimi zaman üşüdüm...
Hem üşümek ne kelime! Tirtir titredim ayazlarda..
Terlediğim; kan-ter içinde kaldığım yazlar// Sırıl sıklam olduğum yağmurlar...
Kapanan yollar. Siste havalanamayan uçaklar. Darbeler, Süreçler, ithamlar, yaftalar...
AMA BEN HEP GELDİM.
Zaman zalimleri değiştirdi... Zalimler düzenleri...
Ama ne manşetlerimi sattım, ne de kalemimi kırdım.
Dİlekolay tam kırk yıldır... Her gün bir telaşla koştum nefes nefese size....
Haber oldum geldim. Yorumumla geldim, mesajımla geldim.
Herkesin sakladıklarıyla, //Kimsenin yazamadıklarıyla,// Hak davanın kelamıyla geldim
Karanlık localarda, kirli masalarda hazırlanan zalim planları deşifre ederek geldim..
Asgari ücretliinin masasında simit...
İşsiz milyonların kalbinde titrek bir ümit....
Çalışanın alnındaki ter oldum.
Yetimin mahzun yüzünde şefkat,
Mazlumun dilinde dua, kimsesizin elinde şefkat oldum.
Yeni bir dünyanın muştusuyum ben.
BEN MİLLİ GAZETE'YİM
Hiç düşündünüz mü bilmiyorum ama...
Ya bir de çalmasaydım kapınızı? Elinizde olmasaydım hiç.. Hiç tanışamamış olsaydık. Açmamış olsaydınız sayfalarımı...
//Yazılıyor olmasaydı hak!.
Düşündünüz mü hiç Allah muhafaza yokluğumu...
BEN MİLLİ GAZETEYİM
Sizin yerinize O'nun göğsünde ben ısındım. Soğuk havada.. Üstü açık araçta.. Selamlarken insanları.. "Bana Milli Gazete'yi verin" derdi ya hani.. Paltosunun içine.. Sözüm ona üşümemek için göğsüne kordu ya beni. Hocam her koyduğunda göğsüne beni ısınmak için... Ben de her dem onunla birlikte ısındım.
Hepiniz için heyecanlanırdım.. Ama O'nun elinde olmanın heyecanını kimseye anlatamam. Eline aldığında beni.. Okumaya başladığında manşetimi, haberlerimi, yazılarımı satır satır. Heyecandan kalbim sayfalarımdan fırlayacak gibi olurdu.
Kibirleniyor değilim!.. Ama biliyor musunuz, 40 yıl boyunca ilk okuduğu gazete hep ben oldum. Üstelik gazeteler O'na getirilirken en üstte hep beni görmek istedi. Kimbilir kaç il başkanına, kaç ilçe başkanına, kimbilir kaç teşkilatçıya "Söyleyin bakalım, bu ay kaç Milli Gazete abonesi yaptınız!" diye sordu...
Evet Onunla doğdum, Onunla yürüdüm, Onunla koştum.
Sanmayın ki yorgunum,
Kiminizden büyüğüm. Kiminizle akran. Kiminizin de küçüğüyüm.
Ben hem olgun, hem akil hem de gencim...
Birlikte üzüldük, birlikte sevindik// Birlikte tebessüm ettik, birlikte ağladık.
Birlikte heyecanlandık, birlikte coştuk// Birlikte kızdık, birlikte öfkelendik.
Manşetler, gündemi belirleyenler, yanlış anlatılmış bir tarihle ömürleri yanlış ayarlayanlar...
Sonra bir darbenin, bir sürecin, bir yasanın, bir yasağın ardından hayatın aynı sahnesini tekrar tekrar yaşatanlar ...
Memlekete ve millete ve ümmete müstemlekeliği, uşaklığı reva görenler bir yana.
Biz...
Filmin hep esas yerindeydik
Karıncaların dağları yerinden oynattığının da,
kısık seslerin dünyayı tutan haykırışlar oluşunun da şahidi hep 'Biz'dik...
Sanmayın ki müştekiyim.
Her şartta hakkı haykırmak Hocamın emri!
"Önce ahlak ve maneviyat" sancağı Hocamın emaneti bana.
Ben Hocamın hediyesiyim...
Biliyorum ki; katar katar keder ve kaderin ortasında annelerin sevildiği gibi sevildim.
Eliftir duruşum, zorbaya karşı...// Yaradanın huzurunda iki büklüm vav.
Batılda zirve olmak mı!!!.. Haşa korkarım Allah'tan. // Hakk davada zerreyim ben.
BEN MİLLİ GAZETEYİM
UHUD KADAR SADIK...
EVEREST KADAR DİK BAŞIM...
Ben O'nun kokusuyum.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




