Görsel ve yazılı medyada, sınırsızca sergilenen görüntüler gençlerin haya duygusunu zayıflatıyor.
Hâyâ insanlığımızın süsü. Ancak günümüz gençleri ne yazık ki, haya duygusunu zayıflık olarak görüyorlar. Kız erkek ilişkileri adı altında, caddelerde hayasızca gezip tozan ve bunu da özgürlük olarak tanımlayan gençler, evliliği gerekli görmüyorlar. El ele dolaşmaktan, bir arada olmaktan, laçka ilişkiler kurmaktan kaçınmıyorlar. Bu gençler evlendiklerinde ya doyumsuz olup eşlerini aldatabiliyorlar, yüksek beklenti içinde olabiliyorlar ya da boşanabiliyorlar. Gençlere kız erkek ilişkilerine dair sınırları hatırlattığınızda, sizi yobaz ya da çağdışı biri olarak lanse ediyorlar. Çoğu zaman çevrenin etkisi daha baskın geliyor ve gençlere ulaşamıyoruz. Dinimiz kadın erkek ilişkilerine belirli bir sınır getirmiş ve bu sınırı korumaları için tavsiyelerde bulunmuştur. Günümüz insanı, gayri meşru ilişkilerden, aldatılan eşlerin durumundan, kadın erkek ilişkilerine dair sorunlardan söz ederken, bütün bunların sebepleri üzerine düşünmeyi akıllarına getirmiyorlar. Kim ne derse desin, artık gençlerimiz, karşı cinsle ilişkilerindeki sınırları koruyamıyorlar. Bu konuda yeterli eğitim alamıyorlar ya da dış dünyanın seline kapılıp gidiyorlar. Aileler gençleri korumanın bir sorumluluk olduğunu bilmeli ve çocuklarına Allah'ın emirlerini öğretmelidirler. Çocuğunun iyi bir kariyer yapmasını ve dünyada rahat bir hayat yaşamasını isteyen ebeveynler onların ahiretlerini de düşünmelidirler.
İnsan kalmaya mecburuz
İnsanın yaşamını güzelleştiren bazı değerler vardır. Haya bu değerler arasında önemli bir yere sahiptir. İnsan kalmak ve insan olarak ölmek için, iman çizgisinden çıkmamak ve bu değerlerimize sahip çıkmaya mecburuz. Günümüzde, haya duygusunun zayıfladığını ve gençlerin bu değerleri küçümsediğini görüyoruz. Oysa Allah'ın Resülü "haya imandandır" sözüyle bizlere tavsiyelerde bulunmaktadır. İbnu Mesud Radıyallahü anh şöyle anlatıyor: Resulullah sav "Allah"tan hakkıyla haya edin" buyurdu.
Aşırı utangaçlık sorundur
Haya dinimizce övülen bir duygudur. Ancak duygularımızın dozu ve hayatımızı nasıl etkilediği önemlidir. Haya insani bir durumdur oysa aşırı utangaçlık hayadan farklı bir şeydir. Çünkü kişi, kendini geri çektiğinde, yerli yersiz utangaçlık yaşadığında düşüncelerini ifade edemeyebilir ya da yalnızlığa çekilebilir.
Aşırı utangaç kişiler ya toplumdan uzak bir hayat yaşarlar ya da insanlarla bir aradayken sessizliğe gömülürler. Çünkü kişi, kendini yetersiz ve değersiz görmektedir. Burada kişi aşırı utangaçlığın bir sorun olduğunu ve bunun hayatını etkilediğini bilmeli ve sorunla yüzleşmelidir.
Yaşlılıkta görülen sıkıntılar
Uyku sorunu: Yaşlık dönemi bazı rahatsızlıklara da kapı aralıyor. Fiziksel ve ruhsal sorunlara daha yatkın olan yaşlılar, uyku problemi yaşayabiliyorlar. Hafızada zayıflama: Yaşlılarda, unutkanlık, öğrenme zorluğu gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Buna karşın yaşlılar çocukluk döneminde öğrendiklerini unutmazlar ve anılarını anlatma paylaşma ihtiyacı hissederler. Depresyon: Ölüm yaşlı, genç çocuk demiyor. Kimi zaman yaşlının kimi zaman gençlerin kapısını çalıyor. Ama yine de belli bir yaşın üstüne gelmiş kişiler kendilerini ölüme daha yakın hissediyorlar. Yaşlılar, fiziksel ve ruhsal sorunlarıyla başaçıkmaya çalışırken çevrenin desteğine ihtiyaç duyarlar. Yeterli desteği alamayanların yolu ise depresyona çıkıyor. Kaygı bozukluğu: Yaşlılığa bağlı olarak kişi güç kaybı ve yetersizlik duygusu yaşayabiliyor. Fiziksel yetersizliği nedeniyle çevrenin yardımına ihtiyaç duyuyor. Başkalarına ihtiyaçlı olarak yaşamak, hastalıklar ve yaşlılığın getirdiği sorunlar ise kaygı bozukluğuna neden olabiliyor. Bellekte zayıflama: Kişi çevresine olan ilgisini yitirmeye başlar. Yeni bilgiler öğrenmekte zorlanır, sorunlarına çözüm getirmekte güçlük çeker. Konuşurken uygun kelimeler seçmekte zorlanır, telefon numaralarını, isimleri, günlük olayları hatırlamakta zorlanır. Sosyal ilişkilerinde kendini yetersiz hisseden kişi, aşırı kırılgan, öfkeli ve kuşkucu olabilir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



