1980 sonrasında ihtilalcilerin desteğini ve yüzde 10 baraj gücünü arkasına alan ANAP Genel Başkanı T. Özal bu ülkenin medyasına çok demeç vermişti. Meclis'te iki buçuk parti olacak diye.
Meclis'e giren üçüncü partiyi buçuk tanımıyla küçümseyen T. Özal'dan ve o Meclis'ten bugüne kalan var mı?
İhtilalcilerin hazırladığı Anayasa'yı değiştirmek propagandası ile seçim kazanmaya çalışan AKP'ye, ihtilalcilerin koyduğu yüzde 10 barajına neden dört elle sarıldığı sorulmuyor?
O baraj ANAP'ı kalıcı yapmadı, üçüncü karbon kopyası AKP'yi mi canlı kılacak?
İki partili Meclis isteyen ve bunun medya ayarını çok iyi yapan AKP, şu ihtimali iyi değerlendirmelidir: Seçimden sonra AKP'den en az iki partilik grup ayrılacaktır.
Ve o gün Tayyip Erdoğan için diyecekler:
Gömleğine sahip çıkamamıştı,
Partisine de...
Son'a doğru CHP
CHP içindeki Demirel'e yakın milletvekili adaylarının listesi yayınlanıyor gazetelerde. Neredeyse Meclis'te bir grup oluşturacak kadar varlar.
Ne demektir bu?
CHP'nin demokrasiyi hâlâ içine sindiremediğinin belgesidir.
Kontenjan senatörü geleneğinin kurucusu ve yaşatıcısı CHP, içindeki Demirel kontenjanları ile o günlere dönmek istiyor.
Bizzat Demirel'in, AP Genel Başkanı iken, Çankaya'daki zatın seçtikleri diye tanımladığı ve basının tek kişinin seçtiği parlamenterler diye hafife almaya çalıştığı kontenjan senatörlerini demekki unutmamış CHP.
En ünlüleri Millî Damat Metin Toker'di. Ve peşinden Türk-İş Başkanı Halil Tunç gelirdi.
Eski Cumhurbaşkanı Demirel'e kontenjan tanımasını anlamak bir yerde mümkün CHP'nin. (Abdullah Gül'e müracaat etselerdi, o da Demirel'den farklı adaylar yazmazdı ama..)
Lakin şu noktayı anlamakta zorlanıyor insanlar! Neden yirmiye yakın kişi.
Diyorlar ki: Demirel CHP'yi ele geçirse ne olacak? Başına getirildiği, iktidarın teslim edildiği partilerini ne yaptı ki, CHP'yi ne yapacak?
Desteklediklerinin akibetleri belli.
GÜÇLERİ BUNA YETTİ
AKP'nin kartel gazetelerini besleyen ilanın başlığı şöyle:
Hayaldi, gerçek oldu!
Ve sıralanan maddeler... Bırakın inanmayı, okumasının dahi yorduğu iddialar.
Bir gerçek var.
CHP'nin Meclis'te başörtülü kadın milletvekili görmemek gibi bir hayali vardı.
AKP ve MHP birlikte gerçekleştirdiler bu hayali.
Ötesi yok.
Ne karada, ne okyanusta.
HazIr gerekçe
Geçtiğimiz yasama döneminin başarısız muhalefeti MHP'nin barajı aşamayacağına yönetim kadrosu çoktan inanıyormuş.
Nerden mi belli?
Kasetle yatıp, kalkmalarından... Kaset ötesinde konuşma malzemelerinin olmamasından...
Hakkımızda kaset yapılıyor, diyerek kendilerini çok önemsediklerini söylerlerken, kasetçi adaylarını istifa ettirerek önemli olmadıklarını yaymaya çalışıyorlar.
Dikkat, elinde patlar
AKP seçim anketleri yayınlatıyor; ortalama yüzde 45-50.
Okuyanların aklına o yaşlı adamın fıkrası geliyor hemen. Hani psikiyatrın karşısındaki yaşlı adam.
- Arkadaşlarım yedi-sekiz yani merdiven çıkıyorlarmış.
- Önemli değil demiş doktor. Sen de söyle. Hiçbir mahzuru yok.
Lakin işte tam burada duruyormuş bu fıkrayı hatırlayanlar.
Mahzuru olmaz olur mu doktor, diyorlarmış. Bizim insanımız yalana alıştırılmak ve yalana inandırılmak isteniyor. Tehlike bu.
ROL
Bir yaralama olayına adı karışan B.Baykam'a geçmiş olsuna gitmiş sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün karısı.
Haberi televizyonlarda izleyen bir başörtülü kadın iç acısını döktü kelimelere.
Keşke, başörtülülere B. Baykam'ı ziyaretten başka haklar da verselerdi.
"Kaz"cı
Demirel meydanlarda iken CHP'yi üç kazı güdemezler, diyerek anlatırdı.
CHP listesine adamlarını yerleştirdiğine göre, anlaşılan kazları güttürmek istiyor.
İyi ama, güdülecek kaz kim ya da kimler?
YAVRUM MESUT VE THE ŞAPGALI BABA
Adını anmayacağım
- Alo the Şapgalı Baba! Nerdesin yahu?
- Buradayım yavrum Mesut. Binaenaleyh kulağımla oynuyorum.
- Oynayacağın bir kulağın mı kaldı the Şapgalı Baba. Halbuki diyorlar ki...
- Ne diyorlar yavrum Mesut. Binaenaleyh kulaklarım çok çınlıyor. Fevkalade duyma güçlüğü çekiyorum.
- Ben de onu diyorum the Şapgalı Baba. Meydanlarda herkes senin kulağını çınlatıyor yahu.
- Ses veren bir oramız mı kalmış yavrum Mesut. Binaenaleyh ağzımı bir açarsam, turpun büyüğünü fevkalade gösterebilirim.
- Kaset diyecektin herhalde. Senin de kasetin var mı yahu?
- Yanımda sen varken, kasete ihtiyacım mı var yavrum Mesut. Binaenaleyh kaset tahribatı senin yanında kokmaz gaz gibi kalır.
- Bak alınırım ama the Şapgalı Baba. Dün oğlum diyordun, bugün kasatten beter ettin yahu.
- Dün dündür, bugün bugündür yavrum Mesut. Binaenaleyh inceldiği yerden kopsun.
- Aramızdaki bağı mı kasdediyorsun the Şapgalı Baba? Boşuna mı vermiştim sana Koskotas dosyasını yahu.
- Sen turpun büyüğünden haberalmadın mı yavrum Mesut. Binaenaleyh fevkalade listelerim yayınlanıyor.
- Kasetler yayınlanıyor, e-mailler yayınlanıyor, senin listen neden yayınlanıyor the Şapgalı Baba.
- Ben yaptım yavrum Mesut. Binaenaleyh iyi mi yaptım, kötü mü yaptım? Fevkalade anlamaya çalışıyorum.
- Sen neyi iyi yaptın the Şapgalı Baba? Bir listeyi mi iyi yapacaktın yahu?
- Seni başbakan yapmıştım yavrum Mesut. Binaenaleyh iyi yapmadım mı? Kıskanmak fevkalade ayıptır, günahtır, hatadır.
- Kimi kıskanacağım the şapgalı Baba? Kılıçlıyı mı kıskanacağım, kanallı yı mı yahu? Liste yaptı dediler diye...
- Sus yavrum Mesut. Binaenaleyh sus artık. Kimsenin hayalindeki kanala su taşımam ben. Kanalınbüyüğü heybede yavrum mesut.
EY KARİ
Kullanılmayan bilgisayarlarda kalmış e-mailleri okuyarak siyaset yapmaya çalışanları anlamakta zorlanıyor bu ülkenin insanları.
Bağırıyoruz, bağırıyoruz sesimizi duyuramıyoruz, diyorlar.
Demekki duyma duyuları körelirken, e-mail okuma duyuları çok gelişmiş politikacılarımızın.
Siz de o yolu deneyin. e-mailler yazın. Demokratik haklarımız için torpil yapın, filan deyin. Belki anlarlar.
KUZULARIN DANSI
AKP'nin Ünlü Kuzusu BurhanKuzu, neden başörtülü aday koymadınız, sorusuna kızarak cevap vermiş.
- Saadet Partisi koydu da ne oldu? Barajı mı aşacak?
Ünlü Kuzu Burhan Kuzu, soruyu tam anlayamamak rolüne yatarak kurtulmak istiyor. Yoksa o da bilir Saadet Partisi'nin bir baraj sorunu olmadığını..
Açık açık şunu söyleme cesaretleri yok ünlü kuzuların.
Biz önceki seçimleri başörtüsünü malzeme yaparak kazanmıştık ama bu seçimi başörtüsüz kazanmak istiyoruz. Yani gömleksiz kazanıyoruz, başörtüsüz de kazanırız hesabı.
Kuzu rolünü benimseyen ünlü kuzuların söyleyemedikleri bu.
Necati Tuncer/ e-mail: info@necatituncer.com


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



