Başkent San'a, Yemen mimarisinin en gelişmiş örneklerini barındıran, UNESCO tarafından korunmaya alınmış bir şehir. Her ne kadar Yemen, dünyanın başka bir yerinde rastlanmayacak türden bir mimari mirasa sahip olsa da, Arap Yarımadası'nın diğer ülkelerinde olduğu gibi Osmanlı bu ülkede de izini bırakmış.
Yemen'in başkenti San'a, Dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan ve günümüzdeki görüntüsüyle, orjinalliğini bu derece muhafaza eden başka şehir olamaz dedirten 2700 metrelere ulaşan rakımıyla San'a, seyyahları adeta bir zaman tüneline sokarak bir anda 1000 yıl öncesine götürüyor...
Rehberimiz Mustafa Saraç'ın kısa Yemen tarihi sohbetinin ardından otobüslerle kendimizi Başkent San'a nın kucağına atıyoruz. Şehir merkezine gidene kadar yol boşunca kenti temaşa etmeye ve resimler çekmeye başlıyoruz. Gördüklerimiz karşısında kendimizi zaman tünelinde geçmişte tarihi yolculuk yaparken hissediyoruz, motorlu araçların korna sesleri ve motor gürültüleri olmasa tarihin durduğunu kabulleneceğiz. Şehirde trafik tam bir kaos. Çarpılmamış, vurulmamış tek bir araba yok. Bir-iki tane trafik lambası gördüm... Herkes korna çalıyor. Eğer çalmazsan bu karşı tarafa yol verdiğin anlamına geliyormuş. İşaret lambaları yerine gece dahi el-kol işaretleri geçerli.
Yemen'in başkenti San'a, Dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan ve günümüzdeki görüntüsüyle, orjinalliğini bu derece muhafaza eden başka şehir olamaz dedirten 2700 metrelere ulaşan rakımıyla San'a, seyyahları adeta bir zaman tüneline sokarak bir anda 1000 yıl öncesine götürüyor... Bu özelliği UNESCO'nun da dikkatini çekmiş ve 1. derece koruma altına alınması gereken yerler listesinin başına koymuş. Mimari ve mühendislik harikası olan taş ve çamur evler ile Hz. Muhammed (sav)'in hayatında yapılmış 3. mescit olan Camii Kebir, Fil suresinde de bahsi geçen Ebrehe'nin Kabe'ye karşı yaptırmış olduğu yapı ve Yemen'den geri dönememiş Türklerin çocuklarının hâlâ varlığını sürdürdüğü Türk mahallesi, görülmesi yerler arasında dikkatimizi çekiyor
San'a günlük yaşam tarzını, kültürünü, mimarisini ve alışkanlıklarını en iyi koruyabilen otantik şehirlerden biri...
Yemen, şimdiye kadar bulunduğum çok sayıda ülke arasında en kimlikli, en kendine has ve moderniteyi en dengeli bir şekilde ülke içine sokarak, kendine özgü kimliğini en iyi korumayı başarmış ülkelerden biri olarak zihnimde yer ediyor. Kültür içindeki sağlam duruşuyla Yemen'in gerçekliğini, özgünlüğünü ve samimiliğini belgeliyoruz bu seyahatimiz sırasında...
Mimarlık şaheseri
Başkent San'a, Yemen mimarisinin en gelişmiş örneklerini barındıran, UNESCO tarafından korunmaya alınmış bir şehir. Her ne kadar Yemen, dünyanın başka bir yerinde rastlanmayacak türden bir mimari mirasa sahip olsa da, Arap Yarımadası'nın diğer ülkelerinde olduğu gibi Osmanlı bu ülkede de izini bırakmış. Bu etkinin en belirgin örnekleri, özgün Yemen mimarisinde olmayan tahta cumbalar ve kafesler ki, bunlara ancak geç dönem binalarda rastlanıyor. Yemen'de Osmanlı varlığı, yakınlaştırıcı bir unsur olarak görülüyor. Ülkede, anne veya baba tarafından Türk asıllı çok sayıda Yemenli var. Yemen'i dünya çapında kendine has yapan en önemli özelliklerden biri, kullanılan inşaat yöntemi. Birinci katlar genellikle kesme taş, geri kalan katlar kerpiç tuğlalar ile inşa ediliyor. Genelde altı-yedi katlı, hatta bazen rekor bir sayı olan dokuz kat yüksekliğinde kerpiç yapılara Yemen'de sık rastlıyorsunuz. Bu yükseklikteki binaların depreme dayanıklılığı, grup halinde inşa edilmelerinden kaynaklanıyor. Yapının en üst katı ise 'mafraj' olarak adlandırılan ve manzara eşliğinde keyif yapılan bir oda için ayrılıyor. Nargile, evin en prestijli mekânı olan mafrajın vazgeçilmez dekorlarından biri. Manzaraları genellikle etkileyici olan mafrajlarda iki tip pencere görülüyor. Birincisi, ancak yere oturulduğunda görüntü sağlayan pencereler; ikincisi ise bu pencerelerin hemen üzerine yapılan ve içeriye renkli bir ışık hüzmesi bırakan renkli camdan pencereler. Yemen mimarisinin dünya çapında değer taşımasının, yüksek katlı kerpiç inşaatın yanı sıra bir diğer nedeni, cephelerin çok yoğun bir biçimde tezyin edilmesi. Yemen yapılarının cepheleri zengin bir kompozisyon sanatının örnekleri gibi. Cephedeki açıklıklar, iç mekân düzenlemesini bütünüyle dışarıya yansıttığından ve işlevsel kaygılarla oluşturulduğundan, çok hoş asimetrik kompozisyonlar ortaya çıkıyor. Cepheleri soyut resim çalışmaları olarak algılamak en doğrusu.
San'a'da bazı modern binalar yapılmış olsa da, büyük ölçüde geleneksel mimari korunmuş durumda. Özellikle eski San'a bölgesinde Yemen'in o kendine has mimarisi hemen dikkatinizi çekiyor. Bu mimarinin dikkat çeken bir yansıması evleri serin tutması. Öyle ki oldukça sıcak hava şartlarında bile evler serin olabiliyor. Bunun en önemli sebebi geleneksel mimarideki izolasyon ve havalandırma sistemi. Bu izolasyon ve havalandırma sisteminin modern havalandırma cihazlarına nispetle insan sağlığına daha uygun olduğunu söylemek mümkün olabilir.
Yalçın dağlarda yaşamaya alışmış Yemenliler, şehirlere inince yükseklere olan özlemlerini bu şekilde gideriyorlar. Esmer, kısa ve narin yapılı Yemenlilerin iki bariz özelliği daha var: Kât ve cembiye. Yanaklarının sol tarafı, kâtla (bir tür hafif uyuşturucu) doldurdukları için şişkin görünüyor. Önündeki kocaman cembiyesi geleneksel Yemen erkeğinin vazgeçilmez aksesuarıdır. Cembiye meşhur hançer ve onun takıldığı kuşaktan oluşan takıma deniyor.
San'a şimdi işsizliğin ve yoksulluğun payitahtı
Tarihe damga vurmuş, kutsal kitaplara bile geçmiş önemli saltanatlara başkentlik yapmış olan San'a da şimdi yoksulluk ve işsizlik kol geziyor. Doğal olarak yoksulluk ve işsizlik muhtelif toplumsal ve kişisel sorunları da beraberinde getiriyor. Bu etkilerin bir çıplak gözle müşahede edilenleri var, bir de edilemeyenleri. Müşahede edilemeyenlerin başında gelenler ise fertlerde ortaya çıkan psikolojik ve ruhsal sorunlar. Yemen'de her beş kişiden birinde bu tür sorunlar mevcut. Bazıları tamamen psikiyatri alanına giren akli dengesizlikler. Bazıları ise sinirsel ve psikolojik rahatsızlıklar. Yemen'de bu tür rahatsızlıkların böylesine yaygın olmasının iki önemli sebebi var: Yoksulluk ve kât denilen hafif uyuşturucu kullanımı. Kât kullanıcıları bunu bir rahatlatıcı ve muneşşit yani bedeni ve duyguları heyecanlandıran, muharrik etki yapan bir madde olarak görüyorlar. Ancak onlar farkında olmadan sinirsel düzenlerini bozuyor. Onlar kâtla teskin olmayı umarken, sigaranın yavaş yavaş ciğerleri tüketmesi gibi kât da onların sinirsel ve ruhsal düzenlerini tahrip ediyor. Sonunda farkında olmadan kendilerini ruh ve sinir hastalıkları hastanesinin muayenehanesinde buluyorlar. Kat'ı erkekler kadar kadınlar da tüketiyorlar. Ülkede ölüm yaşının Kat yüzünden 43'lere çekildiği belirtiliyor.
Medeniyetler ülkesi
Yemen bölgesinde tarih boyunca büyük medeniyetler kurulmuş. M.Ö. 3000 Saba Melikesi Belkıs bu bölgede yaşamış ve sarayı da San'a'ya 160 km uzaklıktadır. Rehberimiz Yemen'in hemen hemen her şehrinin yüksek tepelerinde muhteşem Osmanlı kaleleri olduğunu ve bunların günümüze bozulmadan ulaştığını söylüyor. Gezimiz süresince de bunu bizzat tespit ediyoruz Gezimize şehir içinde bir Osmanlı kalesini görerek devam ediyoruz. Bunun ihtişamı Nukhum Dağı'ndaki kaleninki kadar değilse de ona yakın. Şehir içi mimarisi alışıla gelen mimari özellikten çok farklı ve etkileyici. Adeta zaman durmuş saatler de ilerlemeyi unutmuş, eski çağlarda kalmış gibi. El Lakiye Caddesi'nde ilerleyerek Bekiriye Camii'ne geliyoruz. Cami Osmanlı dönemindeki ilk eserdir. 1589 yılında Yemen valisi Hasan Paşa tarafından yaptırılmıştır. Asıl adı Bekir Camii'dir. Hasan Paşa Bekir isimli kölesini çok sevdiği için ölünce onun adına bu camiyi yaptırmış ve kölesi Bekir'i de caminin avlusundaki türbeye defnetmiştir. Yemenliler daha sonra caminin adını Bekiriye diye değiştirmişler Türklerde kendisine hizmet eden insanlara verilen değerin, onlara karşı duyulan derin sevginin en önemli göstergelerinden birisi bu camidir. Başka bir millette böyle bir örnek göremezsiniz. Caminin giriş kapısının hemen sağ tarafında camiye eklenmiş bir kısım bulunmaktadır. Bunun içinde 4 tane Türk askeri yatmaktadır. Bu şehitlik dışında San'a'da başka bir şehitlik ya da abide yoktur. Bekiriye Camii'nin tam karşısında İsmet(İnönü) Paşa'nın da bir süre subaylık yaptığı Osmanlı Karargahı yıllara meydan okur gibi tüm güzelliği ile duruyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



