Gelişim döngülerindeki dalgalanmalar, yanlış ebeveyn tutumları ve çevresel faktörler gençleri bağımlılık tuzağına sürükleyerek onları bizden koparıp alıyor. Çocukluk dönemini geride bırakan genç bir yandan erişkin dünyasına ayak uydurmaya çalışırken diğer yandan düşünsel ve duygusal dalgalanmalar yaşamaktadır. Gencin hayatındaki dalgalanmaların nedeni ise, onun yeni sürece uyum sağlamakta zorlanması ve ailenin gencin büyüdüğünü kabul edememesiyle alakalıdır...

Bağımlılık maddelerine eğilim daha ziyade, ailenin baskıcı tutumu, yanlış arkadaş seçimi, merak duygusu ve gencin çevresiyle çatışmaları sonucunda ortaya çıkıyor.

Ergenin, erişkinlerle yaşadığı çatışmanın nedeni ise, gençlik dönemi sorunları ve aile bireylerinin ebevyenlerinden devraldıkları iletişim tarzını çocuklarıyla ilişkilerine yansıtmaları, onları sürekli eleştirmeleridir. Genç bu süreçte, fırtınalı bir dönemden geçmekte ve bir kimlik arayışı içindedir. Ebeveynler ise çocuklarını anlamaya çalışacakları yerde baskı uygulamayı ve onları kendi tahakkümleri altında sınırlandırmayı tercih etmektedirler.

Genç zorlu bir yürüyüştedir. Duygularıyla davranışları arasındaki dengeyi kuracak mekanizmaları henüz olgunlaşmadığından arzu ve isteklerinin güdümüyle çevrenin etkileri arasında tutarlı bir yol izleyememektedir. Hızlı bir değişimin içindedir ve aile bu değişimi kabul etmekte güçlük çekmektedir.

Büyüdüklerini kabul etmeliyiz

Daha birkaç yıl önce, masum sorular soran, yaptığı her şeyi anneye danışan çocuk şimdi büyümüş ve kararlarını kendisi vermek istemektedir. Bununla da kalmayıp, agresif ve kavgacı biri olmuş ve düşüncelerini ifade etmekte, kararlarını ortaya koymaktadır. Aile bu durumu kabul etmekte zorlanıyor ve onu destekleyeceği yerde baskıyla susturmaya çalışıyor. Bunun sonuncunda genç yavaş yavaş aileden uzaklaşarak suç unsurlarına, bağımlılık maddelerine yönelebiliyor. Bu dönem, ergen hayatına mal olabilecek hatalara düşebiliyor, uç gruplara yaklaşarak buralarda kaybolabiliyor, sigara alkol, uyuşturucu vb. maddelere yönelerek yaşadığı kaygıdan uzaklaşmak için çeşitli hatalara sürüklenebiliyor.

Duygu ve düşünce dünyasında inişli çıkışlı girdaplardan geçen genç sevgiyle nefreti aynı anda yaşayabiliyor ve sık sık aileyle çatışarak kapıyı çarpıp çıkabiliyor. Bu çatışmalı dönemde birey, biryandan dürtülerini kontrol etmeye çalışırken diğer yandan çevresiyle çatışır, bağımsızlığını yaşamak ve kimliğini kazanmak için grup içinde kendini daha rahat hissedebileceğine inanır. O yüzden aileden yavaş yavaş uzaklaşır ve akran gruplarıyla vakit geçirmek ister... O güne kadar aileyi model kişiler olarak görürken, bu dönem onları yeniden değerlendirir ve eleştiriye tabi tutar. Onlara eleştirel gözle bakar, bir birey olarak kendisinin ailesinden farklı olduğunu anlar... Burada aile "çocuğumuz bizi beğenmiyor, saygısızlık yapıyor" diyerek ona cephe almamalı aksine bu durumun geçici olduğunu bilerek ona anlayış göstermelidir.

Ailelerin çocuklarıyla ilişkilerinde sevgilerini gösterememeleri ve onlar üzerine baskı uygulamaları, dış dünyadan gelen tehlikeler, televizyon, internet ve diğer aygıtların etkisi, İslami değerlerin hayattan uzaklaştırılması, modern kültürün bireyleri özünden uzaklaştırması... gençlerimizin, çeşitli bağımlılık maddelerine başlamalarına sebep olabiliyor. Bütün bu sorunların üstesinden gelebilmek için ise, ailenin ve gençlerin İslami bilgi ve bilinç noktasında gerekli hassasiyeti göstermeleri ve sorumluluklarının farkına varmaları gerekir.

Okulda ya da evde yaşanan sorunlar

Gençlerin saplandığı sorunların temelinde, bireyin dini ve ahlaki ilkelere duyarsız olması, ailenin yanlış tutumları ve çocukla kurduğu sağlıksız ilişki tarzlarının etkisi büyüktür. Genç aile içinde sevildiğini hissetmediğinde ve ebeveynine güven duymadığında, onların desteğini alamadığında, dış dünyada kendini değerli hissedebileceği aidiyat duygusunu doyurabileceği bir alana kaymaktadır. Ancak bu tür durumlarda kaçış alanları her zaman masum olmayabilir, genç bu arayışlarını sürdürürken, kendini bir uyuşturucu bataklığında da bulabilir. Genç için bu bir kaçıştır ve böyle zamanlarda kendini uç bir grubun içinde bulabilir ve yaşadığı stres kaygı ve sorunlardan kaçarken, suç unsurlarının ya da bağımlılık maddelerinin esiri olabilir... Genç aslında çatışmaların neden olduğu sentezlerle uğraşırken, kestirmeden kaygısını azaltmak istemekte ve bunun sonucunda da daha büyük sorunların içine sürüklenmektedir... Gencin bu türden bir kaçış yoluna meyletmesi ve bağımlılık maddelerinin geçici bir keyif veriyor olması onun bu alışkanlığını pekiştirebiliyor daha da içinden çıkılmaz duruma getiriyor. Burada genç sorunlarının çözüm yoluna gideceğine, kaygılarından yetersizlik duygularından ve aslında kendinden kaçarak karanlık dehlizlere düşüyor. Bütün bu sorunların kavşağında yer alan gençlerimizi korumak için onları sevdiğimizi ve değer verdiğimizi hissettirmeli ve onlara maneviyat eğitimi vermeliyiz.

Bağımlılığa götüren etkenler

* Zayıf özdenetim

* Dürtü kontrol bozukluğu

* Yanlış özdeşim kurma

* Gencin ahlakı değerlere karşı duyarsız olması

* Öfke nöbetleri

* Yetersizlik duygusu

* Çaresizlik, kararsızlık

* Merak duygusu

* Yanlış arkadaş seçimi

* Parçalanmış aileler

* Gencin kendini güvensiz ve dayanıksız hissetmesi

* İç denetimin zayıf olması

* Yeteneklerini değerlendirememesi

* Kabul edilme ihtiyacı, grup içinde kendine yer bulma

* Haz odaklı yaşamak ve dürtülerini kontrol edememe

* Ailenin katı ve anlaşılmaz kuralları

* Olumsuz baba modeli

* Dayak ve şiddet

* Arkadaşlardan etkilenme

* Merak duygusu

Muhabir: Haber Merkezi