Gökhan Ateştürk‘ün yönetmenliğini, Savaş Barkçin‘in metin yazarlığını, hattat Fuat Başar‘ın da danışmanlığını üstlendiği ‘‘Hat: Bir Medeniyet Çizgisi‘‘ belgeseli, hattın geçmişten bugüne kadar devam eden serüvenini anlatacak.

‘‘Hat: Bir Medeniyet Çizgisi‘‘ belgeselinin tanıtım toplantısı Taksim‘deki The Marmara Otel‘de gerçekleştirildi. Belgeselin metin yazarı Savaş Barkçin, İstanbul‘un hatla özdeşleşen bir şehir olduğunu, bu anlamda İstanbul‘un 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçildiği bir dönemde hat sanatına yönelik hazırlanan belgeselin ayrı bir önem taşıdığını söyledi. Barkçin, hattın bütün geleneksel sanatların merkezi olduğunu vurgulayarak, hatta medeniyetlerin yaşayan bir vitrini olarak bakılması gerektiğini ifade etti.

Yapacakları belgeselde hattın tarihinin çok odakta olmadığını, daha çok hattın medeniyet bağlamı ve medeniyetlerin oluşumundaki rolü ve sembolünün ele alınacağını anlatan Barkçin, ‘‘Sadece Türkiye‘de değil, dünyadaki sanatçılarla da belgesel için temas kurduk. Tarihi biz anlatmıyoruz, tarihi bizzat bu sanatçıların bakışı anlatıyor. Daha çok içsel dönüşümü gündeme getirmeye çalışıyoruz‘‘ dedi. Belgeselin anlatımına yazının icadından başladıklarını vurgulayan Barkçin, Çin, Japonya, Hindistan ve Latin kareografilerini de incelediklerini dile getirdi. Belgeselin yönetmeni Gökhan Ateştürk de belgeselin 2 aydır devam eden Türkiye çekimlerinin tamamlandığını, Ağustosun ilk haftası yurt dışı çekimlere başlayacaklarını belirtti. Ateştürk, belgeselin galasını Eylül sonu gibi yapmayı düşündüklerini, 2011‘de de belgeselin ulusal kanallarda yayımlanmaya başlayacağını söyledi.

Belgeselin danışmanlığını üstlenen hattat Fuat Başar da hattın çizgi anlamına geldiğini, insanların gönlüne yayılan çizgilerin dili olduğunu belirterek, İslam aleminin 14 asır önce hattı sanat haline getirdiğini anlattı. Başar, hattın bir görsel teori olduğunu, hatta ara verildiğinde bir soğuma ve bozulma olduğunu, bu nedenle hattatların yazmaya hiç ara vermemeleri gerektiğini ifade etti. Ara vermeden sonra oluşan bozulmayı hattatın dille tarif edemeyeceğini, ancak ruhuyla hissettiğini vurgulayan Başar, ‘‘Bir dönem geleneksel sanatlar neredeyse unutuldu ve sekteye uğradı ama şimdi yeniden zuhur etti. Bunda medyanın çok büyük önemi var. Geleneksel sanatlarla ilgili yapılan programlar, belgeseller ilgiyi artırdı. Birçok İslam ülkesinde yaşayanlar, hatta Avrupa ve Amerikalılar hattı öğrenmek için İstanbul‘a geliyor. Dışarda Türkiye‘deki hocalardan icazet almayan sanatçılar pek de kabul görmüyor. Belgesel gösterildiğinde hattın bir görsel ve ruhsal geometri olduğunu fark edeceğiz‘‘ diye konuştu.

İslam sanatının temelinde yazının olduğuna dikkati çeken Başar, hat sanatının bugünün Türkiyesinde hak ettiği yeri bulduğunu, Osmanlı‘nın en şaşaalı dönemini yakaladığını, hatta ebru sanatının altın çağını yaşadığını söyledi. Yapımcılığını Vahi Özdemir, sanat yönetmenliğini Koray Kasab‘ın üstlendiği belgeselin, müzikleri Gökhan Tamir‘e ait. Belgeselin danışmanları arasında hattat Fettah Aykaç ve Hüseyin Kutlu da bulunuyor.

Yurt içi çekimleri Selçuklu ve Osmanlı dönemi eserlerinin bulunduğu Ankara, Konya, Kayseri, Sivas, Bursa, Edirne ve İstanbul‘da yapılan belgeselin yurt dışı çekimleri de Mekke, Medine, Kudüs, Çin, Hindistan, Mısır, Semerkand ve Buhara‘da gerçekleştirilecek.

Muhabir: Haber Merkezi