"Artık gelecek ticaretle şekillenecek. Gelecek özel sektör üzerinden, özel sektör tabanlı, STK tabanlı büyüyecek, devlet tabanlı değil. Hangi ülkede olursa olsun. Bizim bunu iyi analiz etmemiz lazım. Türkiye içinde güçlü STK'lar, güçlü işadamları grupları, güçlü müteşebbisler oluşturmamız lazım."
Bütün dünya olağanüstü bir krizden geçiyor. 2007-2008 krizleri şu ana kadar dünyada yaşanmış olan 52 krizin en etkili olanı. Dolayısıyla, bu konjonktürde, dünyanın diğer ülkelerinin başından gelip geçen hasarları birlikte incelemek lazım. Orada ne oldu, burada ne oldu? Böyle bir kriz var mı, yok mu? Bu kriz varsa, başkalarına ne kadar tesir yaptı, bize ne kadar tesir yaptı? Böyle bir noktada ben Türkiye'yi çok başarılı sayıyorum. Çalışıyoruz, üretiyoruz, işsizliği düşürmüşüz, kalkınıyoruz. Bu işin özeti bu.
Buradan cari açığa geçecek olursak. Cari açıkta ana mantık şudur: Bizim yurt dışına sattıklarımızdan daha fazlasını yurt dışından alıyoruz demektir. Bunu alırken, nerede hata yapıyoruz? Böyle bir sorun var mı? Var. Bu sorun siyasiler tarafından, devlet tarafından, STK'lar tarafından biliniyor mu? Biliniyor ve gözleniyor. Kaldı ki, bunun çalışmaları çok yapıldı Ankara'da biliyorsunuz. Bizim katıldığımız birçok sektörel analiz toplantıları yapıldı. Burada bütün STK başkanları, ekonomiden sorumlu bürokratlar, ekonomiden sorumlu bakanların müsteşarları, müsteşar yardımcıları, devlet bakanları hep beraber toplandık. Bunu nasıl çözebiliriz? Tekstil, inşaat, makine. Cari açık verdiğimiz alanların hepsinde. "Biz bunu niye veriyoruz?", "Nasıl düşürebiliriz?" çalışmaları yapıldı. Bu çalışmalar aynı zamanda ülkenin diğer işadamları gruplarının harekete geçmesiyle olur. Ama böyle bir envanter, böyle bir istatistik Türkiye'de yoktur. Biz hangi sektörde ne kadar cari açık veriyoruz? Bunu nasıl telafi edebiliriz? Bir hafıza oluşuyor, bir beyin oluşuyor şu anda. Bu hafıza oluştuğu vakit, bizim kalkınmamız ve ileriye gitmemiz biraz daha hızlanır. Hangi sektörlerde cari açığı küçültecek çalışmalar yapabiliriz. Bunun tesbitinin yapılması, probleminin görülmesi... Bu görülüyor şu anda. Birkaç parametreye baktığımız vakit, işsizlik, cari açık, kalkınma hızı. Biz burada iyiyiz. Kaldı ki, Amerika'nın bütçesi 3.5 trilyon dolar, ama 1.5 trilyon dolar bütçe açığı var. Hangi büyük ülkeye gitseniz, ülkelerin ana derdi bu. Bütçe açıkları, cari açıkları ve işsizlik. Türkiye bugün çok iyi bir nokta yakaladı.
Avro Bölgesi'nde çok ciddi bir ekonomik kriz daha da derinleşip Türkiye'de bir domino etkisi yapabilir mi? Böyle bir tehlike görüyor musunuz?
Global bir dünyada, iç içe geçmiş bir dünyada mutlaka bu krizlerin birbirine olan yansıması olur. Türkiye'nin konumuna baktığınız vakit, Türkiye öyle bir noktadaki doğunun batısında, batının da doğusunda, güneyin kuzeyinde, kuzeyin de güneyinde. Tam bir kesişme noktası, orjin noktası. Böyle bir noktada, üç buçuk saatlik uçak mesafesini aştığınız vakit, 62 tane ülke giriyor bu hinterlandın içine. Ayrıca bunların çoğuna da vizesiz gidebiliyoruz. Böyle bir noktadayken hızlı hareket edilen, internetin, bilişimin, donanımın olduğu bir dünyada toplumlarda birbirine girmiş çıkmış durumda. Ve şu anda gökyüzünde 60 bin tane uçak uçuyor her gün. Bu uçakların 25 bin tanesi Avrupa Birliği ülkelerinde uçuyor. Bunu niye söylüyorum? İnsanlar ve ülkeler birbirine girmiş durumda. Böyle bir noktada ekonomiyi de buna ilişkilendirmek lazım. Avrupa'da olan bir kriz bizi etkilemez diyemeyiz, ama bizim avantajlarımızı kullanırsak, bu etkiyi en aza indirebiliriz.
2011'in son döneminde döviz fiyatlarında müthiş bir hareketlilik yaşandı. 2012 yılında dövizdeki oynamalar ne olur?
Uluslararası para biriminin en önemli iki ayağı avro ve dolar. Bunların birbirleriyle olan ilişkileriyle yerini buluyor. Burada Avrupa Birliği'ndeki kriz, Avrupa ülkelerinin kendi arasında birbirleriyle anlaşamamalarından kaynaklanan, ekonomiye hakim olamamasından kaynaklanan sıkıntılar. Avro olduğu yerde sayıyor, dolar atak yapıyor. Böyle bir görünüm var. İç piyasalardaki müdahalelerle, uluslararası piyasalardaki müdahalelerle, dengesizliğin giderileceğini ve kendi mecrasına döneceğini düşünüyorum. Bu da 1.80'lik bantta olacağını tahmin ediyorum.
Bu dengesizliğin enflasyonu tetiklemesiyle ilgili yorumlar da yapıldı. Katılıyor musunuz? Gizli bir enflasyon tehlikesi kapımızda mı?
Bütün dünyada ekonomik buhranlar var. Rusya ciddi sıkıntılar içinde, Putin'in ayağını kaydırmaya çalışıyorlar. Yunanistan'ın neler çektiğini görüyoruz, adaları satmaya kalkıyorlar borçlarını ödemek için. Avrupa Birliği'nden alınan para olmasa iflasını açıklayacak duruma geldi. Belçika bölünme tehlikesi geçiriyor. İtalya ve Fransa ciddi bir buhran içinde. Portekiz ve İspanya, tarihinde görülmeyen bir buhran içinde, işsizlik ve kalkınma hızlarının düştüğü, eksi 1, 1.5'lara yaklaşmış kalkınma hızları. Şimdi böyle bir noktada karmakarışık bir ekonomi var. Çözülmesi zor ve birbirlerine olumsuz etkileri olan ekonomiler var. Bunların başka bir sıkıntısı daha var. 2012'de 6, 7 ülkede seçimler var. Eski iktidarlar başarısız ve yeniden görev almak istemeyen iktidarlar. Yeni iktidarlar geldiğinde problemlerin nasıl çözüleceğini bilmiyorlar. Önümüzde Avrupa açısından karanlık bir dönem var gibi. Bunun tam tersi Türkiye'de yükselen bir yapı, yükselen bir değer olarak bu kadar ateş topu içerisinde. Türkiye fevkalade başarılı, fevkalade güzel bir duruşu var, eğrisi var, trendi var. Bunu biz sağlamalıyız. dışarıdaki yapı bizi hiç etkilemez diyemeyiz, ama biz aklımızı başımıza alıp şu kalkınmışlık hızını, birlik beraberliğimizi devam ettirmemiz lazım.
Son olarak TÜMSİAD'dan bahseder misiniz? TÜMSİAD'ın bir ekonomik sivil toplum örgütü olarak yükselen bir değer olduğunu biliyoruz, biraz TÜMSİAD'dan bahseder misiniz?
Biz de canla başla, milletimizin huzuru için, ülkemizin kalkınmışlığı için, memleketimizin kalkınması için çalışıyoruz. Ülkelerin kalkınması için örgütlü çalışmalar çok önemli. Biz de dolayısıyla yurt içi ve yurt dışı örgütlenmeye dikkat ediyoruz. Bütün dünya ülkeleri şunu biliyorlar. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı da bunu söylüyor. Artık gelecek ticaretle şekillenecek. Gelecek özel sektör üzerinden, özel sektör tabanlı büyüyecek. Gelecek STK tabanlı büyüyecek. Devlet tabanlı değil. Hangi ülkede olursa olsun. Bizim bunu iyi analiz etmemiz lazım. Türkiye içinde güçlü STK'lar oluşturmamız lazım. Türkiye içinde güçlü işadamları grupları oluşturmamız lazım. Türkiye içinde güçlü müteşebbisler oluşturmamız lazım. Bunlar aslında ülkemizin gerçek sermayesi. Entelektüel sermaye dediğimiz sermaye. Türkiye'nin yeraltından fışkıran petrolleri yok, çok fazla gelir getirici doğalgazları yok, çok fazla altın kaynakları yok. Türkiye çalışmak ve başarmak zorunda. Bunu yapabilmek için de en iyi kaynağımız entelektüel sermayemizdir, iyi yetişmiş insanımızdır. Hamdolsun bu noktada başarılıyız diyebilirim. Entelektüel iyi yetişmiş insan tipiyle biz daha ileriye gideceğimizi düşünüyorum. Türkiye'nin güçlü STK ve güçlü işadamlarına bir katkımız olsun diye biz de TÜMSİAD'da canla başla çalışıyoruz. Bugün geldiğimiz noktada 52 şube ve 11 yurt dışı yapılanmamızla bu hassasiyeti yaşıyoruz. Nasıl daha ileriye gidebiliriz. Türkiye'yi nasıl rahatlatabiliriz? Türk insanını daha iyi nasıl kalkındırabiliriz? İhracata nasıl katkı yapabiliriz? İşsizliğe nasıl çözüm getirebiliriz? Bununla ilgili TÜMSİAD canla başla çalışıyor, bugün geldiği noktada Avrupa'da 7 ayrı merkezde, Türkiye'de 52 şubede, Ortadoğu ve Kafkaslar'daki temsilcilikleriyle yurt içi ve yurt dışı ticarete, özellikle yurdumuza ikili ilişkilerle katkı yapmaya çalışıyor. Bizlerden beklenen bu. Biz de bunu fazlasıyla yerine getiriyoruz. Bu yaptığımız çalışmalardan dolayı Avrupa Birliği'nden takdir ve övgü almışız, başarılar elde etmişiz, dünya çapında başarılar elde etmişiz. Bu başarılarımıza şımarmadan devam edeceğiz. Halisane olarak, dürüst olarak ülkemize katma değer üretmeye devam edeceğiz.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Nedim Odabaş / Türkiye
Etiketler:



