Yüksek yargının politik konulardaki performansının seri cinayetler performansı olduğunu söyleyen Demokrat Yargı Derneği Eşbaşkanı Osman Can, "Her bir faşizmi, ayakta tutacak bir yargı silahı vardır. Doğan Öz cinayeti Yargıtay eliyle temize çıkarıldı. Katil suçunu itiraf ettiği halde Askeri Yargıtay temize çıkardı. Oysaki temize çıkmamış olsaydı çok başka ilişkiler çorap söküğü gibi ortaya çıkacaktı." dedi.
Anayasa Mahkemesi‘nde 8 yıl sürdürdüğü raportörlük görevinden ayrılan Doç. Dr. Osman Can, yüksek yargının politik konulardaki performansının seri cinayetler performansı olduğunu söyledi. "Her bir faşizmi, ayakta tutacak bir yargı silahı vardır" diyen Can, "Doğan Öz cinayeti Yargıtay eliyle temize çıkarıldı. Katil suçunu itiraf ettiği halde Askeri Yargıtay temizce çıkardı. Oysaki temize çıkmamış olsaydı çok başka ilişkiler çorap söküğü gibi ortaya çıkacaktı. Çünkü savcı Doğan Öz‘ün katilinin ortaya çıkmaması gerekiyordu, bunu da ancak yargı yapabilirdi. Abdi İpekçi, Çetin Emeç, Uğur Mumcu, Hrant Dink cinayetleri Türkiye‘nin vicdanının yok edildiği davalardır." değerlendirmesini yaptı.
12 Eylül‘de yapılacak referanduma da değinen Can, halkın sandığa giderken, son kez düşünmesi gerektiğini belirterek, "Türkiye‘de darbe yargısıyla devam etmek istiyor muyuz, istemiyor muyuz? 17 bin faili meçhul cinayet 34 bine çıksın mı çıkmasın mı ve bir generalin istediği hâkimi meslekten atabilsin mi atamasın mı? Halk, kendisine bu soruları sorarak karar vermeli." dedi. Can, Yargıtay üyelerinin ses kayıtlarıyla ilgili olarak da, yüksek yargının bir operasyon merkezi gibi çalıştığını söyledi.
Ankara‘da bir yargı yok, bunu da kanıtlarım
Osman Can, 8 yıllık görev yaptığı dönemin sonunda Ankara‘da bir yargı olmadığını bilen birisi olduğunu ve bu iddiasını kanıtlayabileceğini söyledi.
Son günlerde Yargıtay mensuplarına ait ses kayıtlarına değinen Osman Can, yüksek yargının ideolojik konsey ve operasyonel merkez olarak kullanıldığını söyledi. Can, ses kayıtlarını, "Bu konuşmaların çok daha ötesinde unsurların Danıştay, Yargıtay koridorlarında yapıldığını biliyoruz. Çok farklı yerlerde çok ilginç toplantılar yapılıyor. Adeta yüksek yargının ideolojik konsey, bir operasyon merkezi olarak çalıştığını ve etkinlikte bulunduğunu aşağı yukarı Ankara‘daki herkes bilir. Kim nerede ne zaman, nasıl toplanmıştır, bir kapatma davası açtıralım mı, açtırmayalım mı çeşitli figürler bir araya gelerek değerlendirir. Bunlar gerçektir ve bu yüzden Ankara‘da yargı yoktur." değerlendirmesinde bulundu.



