Muhakkak kiİ olayların tamamında devlet yok. Bazıları için kendi aralarında infazlar olduğu gibi yabancı istihbarat işi olanlar da vardır.

Her ne olursa olsun, kim yaparsa yapsın. Sonuçta önemli olan birilerinin esrarengiz bir şekilde hayatlarını kaybetmeleridir. Üstelik sadece hayatlarını kaybetmediler, sadece kim vurduya gitmediler, bazılarının nereye gittikleri de belli olmadı, ölüleri de kayboldu. Şimdi yüreğiniz el veriyorsa bakın. Ekranlar dozerlerle faili meçhul kazılarını gösteriyor. Bu manzara tasvibi mümkün olmayan bir haldir. Öldürülenin bir anası, babası kardeşi kısacası ailesi var. Aile o görüştedir veya değildir. Ayrı mesele. Fakat hangi inanç veya ideoloji veya gayri meşru ticaretin mensubu olursa olsun, o hayatını kaybedenin cesedinin ailesine teslimi, yattığı yerin bilinmesi gerekir. Ölü saklamak kime ne kazandırır? Bugün olmuş faili meçhullerin hâlâ aydınlanmamış olması, bugün olmuş hâlâ Cumartesi Annelerinin gösteri yapmaları hiç doğru değildir. Ana ister Kürt, ister Türk, ister kaçakçı anası, ister sünni, isterse alevi anası olsun. Öldürülen ister dağda eşkiya, isterse şehirde gazeteci, emniyette amir, askerde paşa olsun. Devlet, doğruyu inşa etmekle, yara sarmakla mükelleftir. Bunun adı adalet olur. Ölüsünü bile veremediğin veya mezarını gösteremediğin insanları nasıl kazanırsın? Teklif, hangi partiden gelirse gelsin makul olana sahip çıkmalı. Şayet AK Parti‘nin ihtirazi kaydı/çekincesi varsa o da bir teklif hazırlasın, bunlar birleştirilir. Yeter ki yeni bir sayfa açılabilsin. Yeni ve temiz sayfalara ihtiyaç var. Ağlayanı az olan toplum huzurludur. Göz yaşları durmalı.  (RAHİM ER / TÜRKİYE)

Muhabir: Haber Merkezi