"...Bilmiyorum ama zannediyorum senin dualarının bereketiyle ömrüm uzun olur. Eğer sen veya ben önce gidersek önce giden kucağını açıp beklesin. Elbette kavuşacağız. Saçından bende bir tutam var, onu yanımda taşıyorum. Ölürsem Allah‘ın izniyle bu kahramanca olacaktır. Saçının telleri yanımda kalsın, sakın ağlama. Bil ki göğsümde Kur‘an var.
Dudaklarım da, son olarak Allah‘ı zikretti. Gönlün müsterih olsun. İbadetlerimi zikirlerimi hep bağışladım, elimde bir şey kalmadı Rabbimin huzuruna bomboş gidiyorum. Onun gufranının kuşatacağını umuyorum.
Sana başka ne yazayım evvel gidene selam olsun.
Oğlun Bedir"
"...Ah keşke babam bizimle olabilseydi! O çok sevdiğim lila renkli kazağı bana alabilmesi için öpseydim onlarca kez o tombiş yanaklarından. Beni üzmek için değil de tekrar öpmem için "bütçemiz müsait değil" demesine rağmen bayram günü kazağı arkasına saklayıp "sürpriz" deseydi. Boğarcasına sarılsaydım boynuna öpücük yağmuruna tutsaydım onu. Babam sürprizleri çok severdi. Yine sürpriz yaptı, hem de acı bir sürpriz! Bayramda yok! Bizi boynu bükük bıraktı.
"...ağaçlar da neden çiçek yok? Güller neden açmadı? Sakalar neden gelmedi çınar ağacına? Annem "kızım bayramlar hep ayni mevsimde gelmezler. Onun için çiçek açmıyor, bülbüller ötmüyor" dese de Babam yok diye bütün bunlar. Hasretine dayanamıyor minik yüreğim! Ansızın gelse onu gören bülbüllerde gelecek çınar ağacına biliyorum..." Şehit Kızı NEHİR
Dün olduğu gibi bugün de gerek yurt içi ve gerekse yurt dışında, memleketimiz aleyhinde kötü emellere sahip olanlar bulunmaktadır. Çok iyi biliyoruz ki bunların amacı, bizi bölmek ve parçalamaktır. Bizi birbirimize düşürmektir. Bu oyunlara asla gelmemeliyiz. Varlığımızı korumanın, millet olarak gelişme ve kalkınmamızın tek şartının, milli birlik ve beraberlik olduğu gerçeğini hiçbir zaman unutmamalıyız.
Vatan sevgisi kavramı kuru bir lâftan ibaret değildir. O sevgiyi gönlümüzün derinliklerinde duyar ve hissederiz. Söz açılınca hemen coşarız, ona kötü söz söylenmesine tahammül edemeyiz. Biz vatansever bir milletiz. Düşmanlarımız bizim zor durumda kaldığımızda vatanımız için neler yaptığımızı çok iyi bilirler.
Merhum Akif‘in İfadesiyle:
"Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda,
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda,
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda."
Yüce Allah Kur‘an-ı Kerim‘de şöyle buyurmuştur:
"Allah yolunda öldürülenleri (şehitleri) sakın ölü sanmayın. Bilâkis onlar diridirler; Allah‘ın Lütuf ve kereminden kendilerine verdikleriyle sevinçli bir halde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiç bir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duyurmaktadır." Ali İmran Suresi 169-170
Sevgili Peygamberimiz şehitliğin derecesiyle ilgili olarak şöyle buyurmuştur:
"Hiç kimse cennete girdikten sonra - bütün dünya‘ya sahip olsa bile tekrar dünyaya dönmek istemez. Yalnız şehitler, keramet (ve erdikleri nimetler) sebebiyle dünyaya dönüp on defa şehit olmayı arzu ederler." Buhari-Müslim
Bizzat Peygamberimiz, bir defa değil birkaç defa şehit olmayı istemiş ve şöyle buyurmuştur:
"Ruhumu kudret elinde tutan Allah‘a yemin ederim ki, Allah yolunda savaşıp öldürülmemi, sonra tekrar dirilip savaşarak tekrar öldürülmemi, yine dirilip savaşta öldürülmemi arzu ederim." Buhari-Müslim
Biz her bir şehidimizin acısını ayrı ayrı duyarız. Her şehit haberiyle yüreğimizden bir parçanın daha koptuğunu hissederiz. Biliriz ki; "Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır" inancı acımızı hafifleten teselli kaynağımızdır. Bu yüzden feryat etmeyiz, bağırıp çağırmayız, taşkınlık yapmayız, alkışlarla, tezahüratlarla cenazelerimizi gösteriye çevirmeyiz. Acımız ve öfkemiz, bizi vakarımızdan, ağırbaşlılığımızdan uzaklaştırmaz. Öteden beri biz, şehitlerimizi, bir büyük milletin uğurlayışıyla uğurlarız: Tıpkı Rasulullah (s.a.s.)‘ın ve onun sahabelerinin yaptığı gibi. Onlar nice şehitlerini toprağın bağrına verdiler de mü‘mine yakışan vakar ve olgunluktan asla taviz vermediler.


