Evlendiniz, balayınızı yaptınız, evinize yerleştiniz, karı-koca hayatınız devem ederken eşiniz tarafından yapılan olumsuz bir harekete veya söze cevap vermeden önce ne yaparsınız?
İlk başta hoşunuza gitmeyen eşinizin sözünü veya davranışını duygu dünyanızdan geçirirsiniz değil mi? Neden böyle yaparsınız? Çünkü insan kendisine yapılan bir harekete cevap vermeden önce duygularına başvurur. Duygunuzdan aldığınız mesajla düşüncenizi geliştirir, ondan sonra eyleme dökersiniz. İşte bu noktada duygusal zekâ denilen kavram devreye giriyor.
Her bireyde öfke, kuşku, üzüntü, korku, zevk, sevgi, nefret gibi duygular vardır. Bu duyguları kontrol altında tutma bir zekâ işidir. Bununla beraber karşınızdaki kişinin de aynı duyguları taşıyabileceğini düşünmek ve empati kurmak evliliğin temel mantığını oluşturuyor. Bu açıdan baktığımızda evliliklerde "duygusal zekâ"nın ne kadar gerekli olduğunu anlıyoruz
Duygusal Zekâ nedir?
Bencil ve duyarsız insanların gittikçe çoğaldığı günümüzde sosyolog ve psikologlar insanın ruh yapısıyla ilgili çeşitli araştırmalar yapıyorlar. Beyin yapısının fonksiyonlarını ve işlevlerini farklı anlatımlarla açıklamaya çalışıyorlar. Çağımızda bireyin kendine ait ya da başkalarının hislerini, duygularını yansıtabilme, onları ayırt edebilme düşüncesine ihtiyaç duyulması, yeni arayış konuları içerisinde yer alıyor. "Duygusal zekâ" olarak adlandırılan bu yeni kavram da bunun sonucudur. Psikolojide hiçbir konu insan zekâsı kadar yoğun bir araştırma konusu olmamıştır. İnsanın zekâsı sonsuz bir hazineye benziyor. Ne kadar araştırılsa, ne kadar üzerine durulsa sonsuzluğunun boyutu da o nispette derinleşiyor.
Bu kadar üzerine durulmasına rağmen "duygusal zekâ"nın içeriği tam olarak ne anlaşılabilmiş ne de bilimsel izahı yapılabilmiştir? Yeni yeni bulgular ve yorumlar yapılıyor. Beyin yapımız araştırıldıkça, üzerine gidildikçe daha da büyüyor ve gelişiyor. Buna göre "duygusal zeka" nedir sorusunu tekrar soracak olursak: "Bireyin kendi duygularını anlaması, kontrol etmesi, başkalarının duygularına empati beslemesi ve bunları ustalıkla idare etmesidir" diyebiliriz.
Yaşam boyu insanın en temel ihtiyacı, değerli olduğunu hissetmesidir. Başkaları tarafından takdir edilmek, fark edilmek, bireyi mutlu eden önemli duygusal ihtiyaçlardır.
Duygusal zekâyı etkili bir şekilde kullanabilme, hem kendi hislerimizi hem de iletişim halinde olduğumuz insanların hislerini tanıyabilme, anlayabilme ve yönetebilme gibi yetkinlikler gerektiriyor. Zira insan sosyal bir varlıktır ve içinde yaşadığı topluma karşı yerine getirmesi beklenen bazı sorumlulukları vardır. Sorumluluklarının farkına varabilmesi, kendini ve karşısındakini anlayabilmesi için duygusal zekâya her zaman ihtiyacı vardır.
Araştırmacılar, sorunların değil, davranış biçimlerinin hayatı alt üst ettiğini söylüyorlar. Bu davranışlar tamamıyla duygularla ilgili bir durumdur. Duygusal zekâ sayesinde birçok konuya, karşı tarafın gözünden bakabiliyor ve haksızlık olarak algıladığımız her şeyi derinlemesine görebiliyoruz. Eşler arasında evlilik içi sorunlar yaşanıyorsa, önce kendi analizlerini yapmaları şarttır. Duygusal zekâ devre dışı bırakıldığında, sorunlar çığ gibi büyümeye başlar ve uzun vadede altından kalkılamaz hale geliverirler.
Kendini ve başkalarını tanıma nasıl olur?
Yüksek düzeyde kendini bilen kişiler, başkalarının duygularını fark etmesi, bu konuda duyarlılık gösterip anlaması duygusallığını ve zekâ seviyesini ortaya koyar. Kendini tanıyan insan, diğer insanlarla olan ilişkileri hakkında doğru ve açık konuşur. Nerede ve niçin bulunduğunun bilinciyle hareket eder. Kendini ve başkalarını tanımanın nasıl bir şey olduğunu daha iyi anlayabilmek için bir örnekle açıklamaya çalışalım. Diyelim ki özel bir yemektesiniz. Aksilik bu ya, bir kâse dolusu çikolatalı dondurmayı masanın üzerine devirdiniz. Dahası hızla eriyen dondurma yanınızda oturan zarif görünümlü bayanın eteğine, oradan da yerdeki el dokuması halının üzerine doğru aktı. Bu sakarlığınızdan dolayı yerin dibine girmiş durumdasınız. Karşınızdaki sizi anlayacağı yerde, çokbilmiş haliyle, "ortalığı batırdın" demez mi?
Siz hata yapmanın ezikliği içindeyken bir de sitem işitiyorsunuz. Sözleri ve tavırlarıyla sizi yerin dibine sokmaktadır. Bu ve benzeri durumlarda hissettiğiniz o korkunç ezikliğin nasıl bir duygu olduğunu ancak yaşayanlar bilir... Duygusal ve sosyal kapasitesi yüksek kişiler, yani duygularını iyi bilen, onları kontrol edebilen, başkalarının duygularını anlayan ve bunları ustalıkla idare edebilenler sosyal hayatlarında, evliliklerinde ve mesleki alanlarında daha avantajlı bir konuma girerler. Duygularını kontrol edemeyen kişiler ise, net düşünemeyen, işlerine konsantre olamayan, kendi kendilerine yeteneklerini engelleyen içsel bir mücadele içerisine girerler.
Duygusal zekâ için yapılacaklar
* Kendinizi, kapasitenizi, zekâ seviyenizi, olumlu ve olumsuz yönlerinizi öğrenin.
* Eşinizi ve diğer yakınlarınızı önce anlamaya, ondan sonra kendinizi onlara anlatmaya çalışın.
* Empati kurun yani kendinizi eşinizin yerine koyun. Olaylara ve sorunlara eşinizin bakış açısıyla da bakın.
* İyi bir dinleyici olun ve sadece cevap vermek için değil, anlamak için dinleyin. Anladığınıza emin olmak için sorular sorun.
* Eşinizin sözlü olarak ifade ettikleriyle, beden diliyle ortaya koyduğu duygular arasındaki uyuşmazlıkları ayırt edin.
* Değişimin hayatın bir parçası olduğunu kabul edin. Bazı hedeflere ulaşmanız mümkün olmayabilir. Değiştiremeyeceğiniz durumları kabullenmek, değiştirebileceğiniz durumlara yoğunlaşabilmenizi sağlayacaktır.
* Kendinizi keşfedebilmeniz için fırsatları kollayın ve onlardan yararlanmayı öğrenin. Olumsuz davranışlar, hatalar ve yenilgiler insanı olgunlaştırır. Üzücü olaylar yaşamış ama zorlukların üstesinden gelmiş olan kişiler daha güçlü, daha inançlı ve hayata daha bağlıdırlar.
* Hayata umutla bakın. Olumlu bir bakış açısı hayattan iyi şeyler beklemenizi sağlar. Olmasından korktuğunuz şeyler yüzünden kaygılanmak yerine, olmasını istediğiniz şeyleri gözünüzde canlandırın ve onları hayal edin.
* Kendiniz için istediğinizi, eşiniz için de isteyin. Kendiniz için istemediğinizi eşiniz için de istemeyin.
* Koşullar sizi zorlamadan önce değişmeyi öğrenin. Değişimi yeni şeyleri öğrenmek ve gelişmek için bir fırsat olarak görün.
* Eşler arasında evlilik içi sorunlar her zaman yaşanabilir. Tartışırken kişiliklerinizi ve ailelerinizi tartışmaya karıştırmayın, yalnızca sorunlarınıza odaklanarak makul bir şekilde tartışın.
* Kendinize ve duygularınıza hâkim olun. Empati becerisi kazanmaya bakın. Sorunlara yalnız kendi açınızdan değil eşinizin açısından da bakmayı deneyin.
* Eşinizin moralinin bozuk olduğunu anlayın ve kendisine nedenini sorun.
* Herkesin içinde olumsuz duygular olabilir. Eşinizin bu duygularını eleştirmeden nedenlerini araştırın.
* Olumsuz duygularınızı kontrol edemiyorsanız bir doktora görünmeyi deneyin.





