Kurtuluş Savaşı nın son evresi 26 Ağustos 1922 de Afyonkarahisar Kocatepe de başlayan Büyük Taarruz ile açılmış ve 9 Eylül 1922 de İzmir in Yunan işgalinden kurtarılmasıyla sonuçlanmıştır.

Sakarya Meydan Muharebesi sonucunda Sevr Antlaşması‘nı Türk tarafına askeri güçle kabul ettirme girişimi başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Sakarya‘da kazanılan savaşın en önemli sonucu 20 Ekim 1921‘de Ankara Hükümeti ile Fransa arasında imzalanan anlaşma oldu. Bu anlaşma ile Fransa Türkiye‘ye karşı katı bir politika izleyen İngiltere‘den yolunu ayırarak Türkiye ile işbirliği yoluna girmişti. Bu arada İtalyanların da Temmuz 1921‘de Antalya bölgesinden çekilerek Yunanistan‘a karşı Türk tarafını destekleyen bir tavır almasıyla müttefikler arasındaki anlaşmazlıklar iyice su yüzüne çıktı.

TBMM Hükümeti Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Bey‘in (Tengirşenk) Şubat 1922‘deki Londra ve Paris ziyaretlerinden sonra, İngiltere, Fransa ve İtalya temsilcileri Mart 1922‘de Paris‘te toplanarak ateşkes de dahil olmak üzere Sevr Antlaşması‘nda bazı değişiklikler yapmayı öngören önerilerde bulundular. Fakat Ankara Hükümeti öncelikle Yunan ordusunun Anadolu‘yu tahliye etmesinde ısrar edince anlaşma sağlanamadı.

Temmuz ayında İçişleri Bakanı Fethi Bey (Okyar) Paris ve Londra‘yı ziyaret etti. Bu görüşmelerden bir sonuç alınamaması üzerine Türk hükümeti barış yolunun kapalı olduğuna hükmederek taarruz kararı aldı. 15 Eylül 1921 tarihinden geçerli olmak üzere seferberlik ilan edilerek, 1899, 1900, 1901 doğumlular silah altına alınmış, ordunun asker eksiği tamamlanmıştı.

Harekat günü 26 Ağustos

Genel taarruz hazırlıkları Haziran 1922‘de başlatıldı. 6 Ağustos 1922‘de orduya gizlice taarruz için hazırlanması emri verildi. Mustafa Kemal Akşehir‘e gelerek komutanlarla toplantı yaptı. Toplantıda 26 Ağustos taarruz günü olarak belirlendi. Taarruz Afyon‘un güneyinden Dumlupınar yönüne doğru baskın şeklinde başlayacak ve sonra da meydan savaşına dönüştürülerek düşman kuvvetleri tümüyle yok edilecekti. Türk ordusu Yunan cephesinin en güçlü merkezinden saldıracaktı. Yunanlılar bir Türk taarruzuna karşı hazırlıksız değildi. Öncelikle Afyon bölgesi tamamen müstahkem hale getirilmiş, sıra sıra tel örgüler, makineli tüfek yuvaları ve topçu mevzileri ile takviye edilmişti. Ayrıca, bir geri çekilme gerektiğinde Afyon kuzeyinde İlbulak dağı merkez olmak üzere ikinci bir mevzi daha geride de Dumlupınar-Toklusivrisi hattında üçüncü bir mevzi hazırlanmıştı.

Bunun yanında İzmir-Afyon-Eskişehir demiryolu, Mudanya iskelesinin Yunanlıların elinde olması, keşif uçakları, 4000 den fazla kamyon ve otomobil Türk ordusuna kıyasla büyük bir lojistik ve keşif üstünlüğü sağlıyordu. Bunlara dayanarak, Yunanlılar açık araziden gelecek bir tehdide karşı hem sayı üstünlüklerini koruyarak taarruzu defedebileceklerini, hem de keşif kabiliyetleri ve İngiliz casusluk ağı ile bu taarruz için yapılması gereken bir yığınağı önceden tespit edebileceklerini düşünüyorlardı. Ayrıca, güneyden gelebilecek bir tehdit karşısında ise Afyon-Çay doğrultusunda bir karşı taaruz ile Türk ordusunu ikmal üslerinden ayırıp imha etmeyi planlamakta idiler. General Hacianesti, Yunan Küçük Asya Ordusu nun başına getirildiğinde Büyük Taarruz un kaderine etkileyecek iki karar aldı; Bunlardan ilki 1. Kolordu komutanı Trikopis‘in ihtiyattaki 2. Kolordu ya savaş durumunda emir verme yetkisini kaldırması, diğeri ise 1.Kolordu nun normal düzeninde kendi ihtiyatında olan tümenleri de cephe hattına yayarak Trikopis‘i tamamen ihtiyatsız bırakması idi.

Harekattaki hedef Afyon un güneyinde mevzilenmiş 1.Yunan Tümeni (General Frangos) ve 4.Yunan Tümeni (Albay Dimaras) tarafından savunulan mevzileri yarma harekatı ile geçerek Yunan Cephe Ordusunu (1.,2. ve 3. Kolordular) geride bir hatta çekilmeden bir meydan savaşı ile imha etmekti. Türk lojistik kabiliyeti orduyu ancak 60 km. içerisinde destekleyebileceğinden harekatın esasının taaruz hattından itibaren bu mesafe içinde gerçekleşmesi şarttı. Afyon un güneyindeki Yunan mevzileri en batıdaki Toklu sivrisinden Afyon güneyindeki B. Kalecik köyü doğusuna kadar 40 km. kadar uzanıyordu. Taarruzun sıklet merkezi Tınaztepe ile Kalecik sivrisi arasındaki 15 km.‘lik bir saha idi. Yarma bölgesinde Türk kuvvetlerinin toplam 100.000 askerine karşılık Yunan kuvvetleri 30.000 kişi idi. Bu ise askerliğin en eski prensibi olan sonuç yerinde düşmana sayıca 1 e 3 üstün olma kaidesini yansıtıyordu.

26 Ağustos gecesi, 5. Süvari Kolordusu Ahır Dağları üzerindeki Yunanlıların gece savunmadığı Ballıkaya mevkiinden sızma yaparak Yunan hatlarının gerisine intikale başlamıştı. İntikal bütün gece sabaha kadar sürmüştü.

26 Ağustos sabaha karşı 04:30 da başlaması planlanan taarruz sis sebebiyle ancak 05:30 da başlayabilmiş, yarım saat süren çok yoğun bir bombardıman ile Yunan ön hat mevzileri büyük yıkıma uğratılmış, topçu gözetlemesi ve makineli tüfek mevzileri iş göremez hale getirilmişti. 06:00 da başlayan piyade taarruzu, kısa sürede gelişmiş, Tınaztepe, Belentepe, Kalecik in ele geçirilmesi ile sonuçlanmıştı.

Trikopis, bu durumda elindeki tek şansın eldeki bütün ihtiyatları ile Kalecik Sivrisi (Belen Tepesi) istikametinde bir gece taarruzu yapmak olduğunu düşünmüştü. Ancak, Türk taarruzunun (topların ileri alınmasının desteği ile) 27 Ağustos sabaha karşı Tınaztepe, Erkmentepe ve Kurtkaya tepesini düşürmesi neticesinde 4. Piyade Tümeni nin dağılması, 1. Piyade Tümeni nin ağır kayıplarla geri çekilmesi Yunan cephesinin 27 Ağustos öğle saatlerinde tamamen çökmesine yol açmıştı. Cephenin hiç beklenmedik bir şekilde çökmesi, Yunan 1. Kolordusunu 2 ye bölmüş, kuşatılmamak için, İzmir yönünde bir geri çekilme yerine ulaşım altyapısı yetersiz Kuzeybatı yönünde çekilmekten başka imkan kalmamış, Yunan 1. Kolordu karargahı, 4. Tümenin kalıntıları, 5. ve 12. Tümenler, 2. Kolordu birlikleri Afyon-Döğer hattını bırakarak İlbulak Dağı civarına çekilmişti. Diğer tarafta kalan General Frangu komutasındaki 1. Tümen ve takviye birlikleri İlbulak hattında da duramayarak, Dumlupınar a çekilmeye devam etmiş böylece Yunan ordusu içindeki sevk ve idare bütünlüğü bozulmuştu.

28 Ağustos-30 Ağustos sabahı arasında Türk birlikleri ile çekilen Yunan birlikleri arasında yer yer şiddetli çatışmalar çıkmış, Yunan birliklerinin Türk kuvvetlerinin takibinden kurtulamaması, mevzi almalarına engel olmuştu. Ayrıca, 3. Kolordu ile geri çekilen Yunan birliklerinin arasında açılan boşluktan içeri dalan 2. Türk Ordusu birliklerinin Kuzeyden çevirme yapması Yunan ordusunun ana parçası olan 1. ve 2. Kolordu birliklerinin Murat Dağı eteklerinde bir torbaya girmesine yolaçmıştı. 30 Ağustos günü akşam saat 19:30‘a kadar süren bugün Başkomutanlık Meydan Muharebesi olarak bilinen büyük çarpışmalarda Yunan birlikleri imha edilip dağıtılmıştı.

Muhabir: Haber Merkezi