Evlİya Çelebi birçok şehir ve ülke gezip orada gördüklerini, izlenimlerini anlattığı Seyahatname'sinde Erzurum'un soğuğunun donduruculuğu, Adana'nın sıcağının da insanları yaylaya kaçırması dikkat çekiyor.
Evliya Çelebi Erzurum'un soğuğunu şu örnekle anlatıyor: "Bir adamın eli ıslak iken bir demir parçasına yapışsa derhal donar; Elinden demiri demirden de elini ayırmak mümkün değildir..." Evliya Çelebi'nin anlatımı abartılı da olsa o dönem Erzurum'un soğuğunun bugünkü gibi, belki de daha şiddetli olduğu varsayımında bulunmak mümkün. Ayrıca Evliya Çelebi, Temmuz ayında bile Erzurum'da kışın yaşandığından bahsetmektedir. Buna karşılık Temmuz ayında Adana'da ise havanın bunaltıcı sıcağından insanların Ramazanoğlu Yaylası'na çıktığı anlatılıyor. Zenginlerin veya işi müsait olanların yaylaya çıktığı belirtilirken paşa, molla gibi devlet görevlileri ile tüccar ve öğrencilerin Adana'da kaldıkları ifade ediliyor. Seyahatname'de aktarılanlara bakıldığında yaklaşık 400 yıldır Adana ve Erzurum'un iklimlerinin değişmediği görülüyor. Aynı zamanda yayla kültürünün Adanalılar için vazgeçilmez alışkanlık olduğu da.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



