Ermeni lobileri yine 24 Nisan günü yaklaşırken, ABD Başkanına sözde Ermeni soykırımı yapıldığını kabul ettirmek için siyasi ve ekonomik tüm imkanlarını seferber ediyor. Her yıl tekrarlanan bu durumu temcit pilavına benzeten Doç. Dr. Bilgin, "Ermeniler 2015 yılına hazırlık yapıyorlar" dedi.
İngiliz arşivlerinde 10 yıldan beri yoğun araştırmalar yapan siyasi ve diplomasi tarihi uzmanı ve Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Sıtkı Bilgin, İngiliz arşivlerine indi ve tozlu raflarda bekleyen İngiliz istihbarat Subayı Binbaşı Ivor Hedley'in İngiliz Savaş Bakanlığı'na gönderdiği belge ile sözde Ermeni soykırımına ışık tuttu. Doç. Dr. Bilgin, dönemin Harbiye Nazırı Enver Paşa ile İngiliz istihbarat Subayı Ivor Hedley arasında Berlin'de gerçekleşen görüşmeyi şöyle anlatıyor:
"İttihat ve Terakki Partisinin en etkili lideri ve Harbiye Nazırı olan Enver Paşa, Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasından sonra 1 Kasım 1918 gecesi önce İstanbul'dan Kırım'a doğru hareket etmiş daha sonra da Almanya'ya (Berlin) gitmişti. Daha sonra Rusya'ya (Moskova) giden Enver Paşa tekrar 1920 başlarında Berlin'e döndüğünde İngiliz İstihbarat Subayı Binbaşı Ivor Hedley ile 5-16 Ocak 1920 tarihlerinde 3 önemli görüşme yaptı. Binbaşı Hedley'in Enver Paşa ile yaptığı görüşmelerin raporları Berlinde'ki İngiliz Askeri Misyonu Başkanı Tuğgenerel Neill J. Malcolm vasıtasıyla İngiliz Savaş Bakanlığı (War Office-WO) Harp Konseyi (Supreme War Council) ve Dışişleri Bakanlığı'na (Foreign Office-FO) gönderildi.
25 Şubat 1920 günü akşam saat 6.30'da Berlin'de ve İngiliz İstihbarat Subayı Hedley, Enver Paşa'ya güneydeki ve kuzeydeki Ermeni olaylarını sorar. Enver Paşa'nın soruya verdiği cevap İngiliz belgelerine böyle geçti: 'Son zamanlarda güney bölgesinde Ermeni isyan kuvvetlerinin yok olmalarıyla sonuçlanan ayaklanmaları Fransızlar kışkırtmıştı. Fransızlar Ermeni alayları kurmuşlar ve bunları Milli Mücadele güçlerine karşı silahlandırmışlardı. Maraş bölgesinde sözde Ermeni katliamlarından bahsedilmekte ise de bu olayın aslı silahlı azınlık grupların çoğunluk olan Türk güçleri karşısında savaşı kaybetmeleri idi. Bu gayet tabii olmakla birlikte asla bir katliam değildir.' Yine 1916 yılında kuzeyde meydana sözde Ermeni katliamıyla ilgili soru soran Hedley'e Enver Paşa'nın cevabı şöyle olmuştur: 'Rus ordusu kendisine (Türk kuvvetlerine) kuzeyden çok kuvvetli bir şekilde baskı yaptığı anda Rus kışkırtmaları neticesinde Ermeniler de cephe gerisinde ayaklanmıştı. Türk kuvvetleri aynı anda (cephe önünde ve gerisindeki) durumlarla uğraşacak güçte olmadığı için cephe gerisindeki isyanın bastırılması bir zorunluluk olmuştu.' Yani belgelerde açıkça anlaşıldığı üzere güneydeki Ermeni isyanlarının arkasında Fransa'nın, kuzey ve doğu bölgelerindeki isyanlarda da Rusların parmağı olduğu belirtiliyor.
Ermeni lobiler tüm imkanlarını seferber ediyor
Bu görüşmeden sonra Binbaşı Hedley, İngiliz Savaş Bakanlığı'na gönderdiği raporda 'Ermenilere karşı katliamın söz konusu olmadığını' bildirmiştir."
Ermeni lobileri her yıl nisan ayı yaklaşırken ABD Başkanına sözde Ermeni soykırımı yapıldığını kabul ettirmek için siyasi ve ekonomik tüm imkanlarını seferber ediyor. Her yıl tekrarlanan bu durumu temcit pilavına benzeten Doç. Dr. Bilgin, "Ermeniler 2015 yılına hazırlık yapıyorlar" dedi.
Türkiye'nin elinde güçlü kozları var
Doç. Dr. Bilgin'e göre, "Ermeni lobileri ve ABD'deki Ermeniler nihai hedefi sözde soykırımı ABD başkanına kabul ettirmektir. Bu amaç doğrultusunda sözde soykırım günü ilan ettikleri devlet aleyhine faaliyette bulunmak suçundan dolayı 2345 Ermeninin tutuklandığı 24 Nisan 1915'in 100. Yıldönümü olan 2015 yılında sözde Ermeni soykırımını ABD başkanına kabul ettirip ABD Temsilciler Meclisi'nden geçirmektir."
Türkiye ve ABD ilişkilerinin köklü temelleri olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Bilgin, her iki devletin de birbirlerine ihtiyacı olduğunu ifade etti.
Bilgin: "Türkiye-ABD ilişkilerinin köklü temellere dayanması ve karşılıklı menfaatler çerçevesinde yürüyor olmasıdır. Belli kuralllar üzerine inşa edilen karşılıklı ilişkilerin kolayca değişmesi rasyonel değildir. Zira, Türkiye'nin Amerika'ya ihtiyacı olduğu kadar ABD'nin de Türkiye'ye ihtiyacı vardır. Irak'ta, Afganistan'da ve enerji bölgesi olan büyük hazar havzasında Türkiye'nin elinde kullanacağı güçlü kozları vardır. Ancak bundan da önemlisi her ne kadar Barack Obama, Ermenilere sözde soykırımı tanıyacağını vaat ederek onlardan oy istediyse ve neticede başkan olduysa da esas olarak Ermenilere verdiği vaadi gerçekleştirmeyi ikinci döneme bırakmıştır. Zira, Ermenilerin asıl amacı sözde soykırımın 100'üncü yılına tekabül eden 2015 yılında bu sözü Obama ya da seçilecek başka bir ABD Başkanına söyletmek ve neticesinde de sözde soykırım tasarısını Kongre ve Senatodan geçirerek yasalaştırmaktır. Ermenistan, Diyaspora Ermenileri ve Amerikan Ermenileri'nin bu zamana kadar yapacakları tüm faaliyetler 2015 yılının provası mahiyetinde olacaktır" diye konuştu.
Sessiz kalmayıp somut adımlar atılmalı
Türkiye'nin de kendi kamuoyunu oluşturarak haklılığını kabul ettirebileceğini, Ermeni lobilerinin sözde soykırım söylemlerini dayandırdıkları tezleri birer birer çürütebilecek her türlü belge ve bilgiye sahip olunduğunun altını çizen Doç. Dr. Bilgin, "Bu konuda yapılan akademik çalışmaların farklı dillerde de basılarak yaygınlaştırılması gerekiyor. Ayrıca yurtdışında yaşayan sayıları milyonları bulan yurttaşlarımızla birlikte lobicilik faaliyetleri yapılmalıdır" dedi.
Doç. Dr. Bilgin sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye'nin artık kendi kendine oynamayı bırakıp dışarıya yönelik en az iki dilde orijinal yayın ve akademik kitap, dergi ve makalelerle ABD ve Avrupa kamuoyuna hitap etmesi gereklidir. Diplomatların bu mesele hususunda sıkı bir eğitimden geçirilmeleri şarttır. Avrupa ve ABD'de yaşayan milyonlarca Türk var. Bunların derlenip toparlanması ve bir çatı altında organize edilmeleri gereklidir. ABD ve Avrupa parlamentolarında birçok karar lobiler marifetiyle alınmaktadır" diye konuştu.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Timuçin Mercanoğlu / Türkiye
Etiketler:




