Acelesi olanların telaşıyla hayatı bir çırpıda yaşayan Erhan Göksel, bu dünyadan göçtü.
Heybetli cüssesi, zehir gibi işleyen zihni, küresel stratejinin görünmez kodlarına nüfuz eden değerlendirmeleriyle tanınan Göksel'i geçen cuma günü kaybettik. Türk siyasi tarihinin son yirmi yıldaki önemli dönüşümlerine tanıklık eden Göksel, çarpıcı analizleri ve sıra dışı söylemleriyle zihin sarsıcı bir şahsiyetti. Ekranlarda sert muhalif çıkışlarıyla kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğine inandığı dosyaları müdanasız kurcalayan Göksel, isabetli siyasi öngörüleriyle de bilinirdi.
Genç yaşında Özal döneminde başlayan siyasi danışmanlık görevi esnasında, 1980 sonrası Türkiye'de yapılandırılan yeni siyasetin güç ilişkileri ve odaklarını yakından kavramıştı. Kapalı kapılar arkasındaki iktidar kurulumları ve kirli pazarlıkların karakutu kayıtlarını bilirdi. Yakın dönemin Türkiye'sinin siyasi aktörleri ve gün ışığına çıkmamış olayları anılarına ve hafızasına kazımıştı. Özal dönemiyle küresel sermayeye açılan ülkedeki paylaşım savaşlarından Güneydoğu sorununa uzanan geniş 'rant cephesini' yakından görmüştü... 'Müesses nizamın' kirliliğinden, çürümesinden yakındığı korkusuz beyanatlarında sermaye, medya, devlet bağlarının boğulduğu usulsüzlükler ve yolsuzlukları ele verirdi. Dolayısıyla çeşitli kesimleri tedirgin edici fazla dobra yaklaşımıyla 'rahat durmayan, tehlikeli' biriydi...
Ergenekon soruşturması kapsamında ifadesi alınıncaya dek görüştüğü çevresi, siyasiler, bürokratlar, yıllanmış ahbaplarının sesi ve soluğu bir anda kesilmişti. Göksel, korkak siyasilere, ürkek eski dostlarına çok gönül koymuştu, 'vefa ile siyaset' arasındaki derin çelişkinin varlığından anca haberdar olmuştu...
Nihal Kemaloğlu AKŞAM


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



