Anayasa Mahkemesi‘nin DTP‘nin vatanın bütünlüğünü tehdit ettiğini ve ulusal bilinci zayıflattığını ifade etmesi, Erdoğan‘ın Kürt vatandaşlarına karşı izlediği dikkatli yaklaşım politikasına atılmış bir tokat.

Bu siyaset, AB‘nin üyelik şartlarına karşılık vermeyi amaçlıyordu. Geçmişte de başka anayasal düzenlemeler yapılmış, PKK lideri Abdullah Öcalan‘ın kurtarılması için idam cezası kaldırılmıştı. Ankara‘nın Irak Kürdistanı‘yla ilişkilerindeki bazı buzlar erimeye başlamıştı. PKK da bazı savaşçılarını teslim ederek Erdoğan‘a sembolik bir mesaj göndermişti.

Erdoğan mahkemenin temyize kapalı kararına karşı çıkma veya kararı veto etme hakkına sahip değil. Fakat şunu biliyor: Anayasa Mahkemesi‘nin bu tehlikeli rolünün sürmesi, laiklerle ayrı düşen AKP liderlerinin siyasi geleceğine doğrultulmuş bir kılıç gibi. Yani tehlike sürüyor ve yargı bir kez daha AKP‘yi taciz edebilir.

Türkiye‘de oyunun tarafları son bir tura hazırlanıyor. Erdoğan‘ın iki seçeneği var: Anayasa Mahkemesi‘nin rolüyle ilgili yasaları düzenleme ve parti kapatma hakkını iptal etme macerasına girebilir ki, böyle bir girişim Atatürkçülerin tahrik edilmesi ve hatta askerin kışladan çıkması anlamına gelebilir. Ya da şartların daha uygun hale gelmesini bekleyip mevcut süreçte sessiz kalacak. Özellikle de bazı askerler Ergenekon davasında hâlâ yargılanırken... (Ürdün gazetesi Rey, 15 Aralık 2009)

Muhabir: Haber Merkezi