milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

27 MAY 2012 PAZ
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • ÜŞÜTMEYE KARŞI ETKİLİ (CİĞEROTU)
  • BU OLACAK AYASOFYA!
  • TERÖR DEHŞETİ
  • KAHRAMAN POLİS CAN KAYBINI ÖNLEDİ
  • ŞOK DETAY

En güzel ruh yarışması olsa!..

13 EKİM 2011
PER 00:00

[-] Normal [+]
  • Aile Hayat
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

En güzel ruh, en alımlı ahlak veya en münevver akıl yarışmaları düzenlense ve siz bu yarışmanın bir ferdi olsanız kendinizi nasıl ifade ederdiniz acaba!? Hangi tavrınız sizi güzel bir ruha kavuştururdu veya hangi yaklaşımınız karşınızdakinin ilgisini çekerdi? Peki bu gün bu iki şey arasında ne kadar alaka olduğunu düşünüyorsunuz?

  • En güzel ruh yarışması olsa!.. -

"Miski bedene değil, ruhuna sür, lakin ölünce beden kokar, ruh çıkar" der Mevlana.

Ruha sürersen misk kokar, beden kokar, insanlık kokar. Ne de güzel der yine :

"Nice insanlar gördüm üzerinde elbise yok, çok elbiseler gördüm içinde insan yok"

Bedenlerimize giydiğimiz elbiseler bugün ne kadar da hayatımızın mimarı olup çıkıverdiler değil mi? Mankenler vasıtasıyla mevsimlerin kılık kıyafet dayatmasına teslim olmuşken insanlık, ruhların çaresiz ve açlığı gözlerden de ne kadar uzak!

Ve... Nihayet sözün başında söylemem gerekenin ne olduğuna karar veriyorum :

Bedenin azığı ruh, ruhun gıdası irfan, irfanın dayanağı akıldır. Bu kadar söylenesi olanın güzelden bir gün özünün sorulacağı gerçeğidir.

Sorumuzu tekrar soralım: Çağımızın meşhur söylemleri olan ün-şöhret-para güzellik ihtirası, müsrif bir mirasyedi, cimri bir para babası, iffetsiz ve yabancı birliktelikler, yoksul ve hırçın kalabalıklar doğurdu mu, doğurmadı mı?.

Bunun karşısında adeta geçerliliğini kaybeden değer ve tanımların bir gün yeni doğmuş bir bebek gibi nasıl ve hangi heyecanla, ne şekilde karşılanacağını düşünürdünüz?

Şaşırırdınız herhalde! O kadar bayağı, içtenlik yoksunu mu oldu hayat acaba? diyorsunuz, belki de başka bir dünyada olduğunuzu düşünüyorsunuz bilemiyorum.

Ya da kocanızın, bir yakınınızın veya bir dostunuzun ruhundaki renkleri hayatınız boyunca bir kere görmeye ve hissetmeye çalıştınız mı? Onun giyimi , saçı veya maddi varlıklarının ötesinde hangi ruhani özellikleriyle tanıdığınızı düşünürseniz, sevmenin katlanmak olduğunu daha iyi anlayacaksınız.

Şimdi bütün bunlara niye gerek vardı? diye sorabilirsiniz: Çünkü, katlanmak ve sevmek bize iki medeniyet bakışının anahtarlarını veriyor: Biri, insanı maddi varlığı ve edinilmiş metalarıyla değerler. Siz böyle bir insana katlanırsınız çünkü şimdilik sizi ona bağlayan maddi varlıklar, hâlâ onundur ve onun tasarrufu altındadır.

Buna karşı diğer bakış açısının yani üstsel bir medeniyetin ise size sunacağı tek meta sevmektir ve bu katlanmanın ötesinde bir şeydir. Maddi yoksunluklar, bedeni arızalar ve yalnızlıklar kulağınızda çınlayan, gönlünüzden beslenen bir tek ilahi kelimeyi dağıtamaz: Sevgiyi!

Belki kolay olan sevmektir

Kulak duyar, ruh ve gönül ise duyumsar. İşte sevginin aradığı kanal budur. Bu ise hayata bakan iki medeniyetten birinin açık tuttuğu kanaldır. Diğer gözün gördüğünü sandığı, hafızanın anımsamakta zorlandığı, dilin ifadesinde aciz kaldığı, itiraf edemediği medeniyet.

Sorular bizim dostumuz, sorular bizim meşalemiz, yolumuzun üstündeki değerli levhalardır. Hayatın ahengi ve amacıdır sormak ve bizler, sorularımızın ardına düşerek sonsuzluğun medeniyetine kulak misafiri olurken, sevgiyi katlanarak eşyanın-maddenin ardına saklamaya tercih edenlerden olmayacağız. İnadına sormaya devam edeceğiz.

İnsana, eşyaya, doğaya ve kainata bakarken, varlık alemindeki zerrelerin ahengini duydunuz mu? Yoksa sadece seyir mi ettiniz? Hangi boyuttan bakarsınız hayata, kendinize, çevrenize? Madde ve estetik boyutundan mı?

Yoksa mana, esrar ve hikmetini mi işitip, ararsınız?

Bir sabah ansızın baharın doğduğunu, şehrin bütün parklarının rengarenk gelinciklerle donatıldığını gördüğünüzde esenlik ve huzur verenin, estetiğin mi yoksa onu anlamlandıran yüce Yaratıcı'nın mı olduğunu düşünürsünüz? Yoksa salt renklerin ve kokunun mu baharın temsilcisi olduğunu düşünürdünüz. Hayata da böyle mi bakmalı?? Siz böyle mi bakarsınız?

Hayata dair bakış açınızı, dünya görüşünüzü, olaylara karşı tavrınızı belirlerken kıstasınız ne olurdu? Gözünüzle mi yoksa yüreğinizle mi bakardınız veya nereden bakıyoruz hayata? Hangi gözle, hangi yürekle? Ve biz hâlâ sorularımıza bir cevap arıyoruz:

Televizyon ahlakımızı bozuyor

Boyalı ekran camları arkasından odalarımıza kadar giren kadın cesetlerinin sergilendiği, güzellik yarışmaları adı altında saflıklarının kurbanı, sevgisiz kızların salı salına yürütüldüğü, şarkıcı, dansöz, şantöz, artist, topçu veya popçu olma hayalleriyle hayatlarını katlanmalara feda eden onca körpe, dinç ve dinamik hayatlar, ömrünü bilgi, eğitim, kültür ve birikim gibi değerli hazinelerden yoksun geçiren gençler... İnsanların aylak aylak gezindiği, medeniyetin karanlık sokaklarında ağlaşanlar, artık bu kara sayfalarına bir son versinler. Ne acıdır ki kapitalizmin üçüncü dünya ülkelerine ihraç ettiği, şu görsel ve dokunmatik teneke medeniyeti; bugün bütün insanlığın derin duygularını köreltti, soldurdu. Üzerini örterek, korunu söndürdü. Bununla da kalmayıp modern aygıtlar ve cihazlar aracılığıyla insanlığın ruhunu, içsel zenginliklerini, ahlakını, inancını, kültürünü kalbinden vurarak; basit ve yalın dünya görüşleri var etti. Bu medeniyete tabi olanlar artık sosyal ve kültürel benliklerinden kopmuş, kendine ait olana yüz çevirmiş maneviyatından uzaklaşmış kendi özüne tamamen yabancılaşmış, şaşkın yığınlara dönüştü.

Görsel medeniyet bu noktada bu kesimler için iyi bir hizmet amacı olmuştur. Eğitimde, sosyal ve iş hayatında aile içerisinde edinilen maddi ve manevi serveti körelterek yerine boyalı cafcaflı bir hayat tarzı, yüzeysel bir düşünce gücü getirip sömürülmeye müsait yığınların ortaya çıkması için hizmet vermektedir. Bu yığınlar şimdi bütün gayret ve yönelimleriyle şu dünya cennetine sahip olmaktan başka bir şey düşünmüyorlar.

Eskiden bir tas çorbayla doyan, soluk bir minderde oturup tebessüm edebilen insanlar artık en lüks mobilyalara sahip olmadan, markalı arabalara binmeden, saygın kentlerde yaşamadan mutlu olamayacaklarına inanıyorlar. Mutluluk şu yalancı mefullerin ağzında koşuşturan bir kuş oldu. Onu yakalasalar da güldürmüyor yüzlerini.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Aile Hayat bölümü’nde 13.10.2011 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: güzel, ruh, ahlak, münevver, akıl,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.
shape
  • Aile Hayat

    1. Çocuklarda okul fobisi
    2. MS hastaları için internette yanlış bilgilendirme tuzakları
    3. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    4. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    5. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    6. Gençlerde çatışma
    7. Çalışan kadınlar
    8. "Sentetik şeker beyne zarar verebilir"
    9. Cinselliği tetikliyor
    10. Abdurrahman Bin Avf
  • Diğer

    1. Fetih namazı
    2. Fethimiz mübarek olsun!
    3. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    4. Milli Görüş barışın dilidir
    5. İstanbul, İslam dünyasının liderlerine ev sahipliği yapacak
    6. Ayasofya'yla Konuşmak..
    7. Çatışmada şehit olmuş
    8. Toplu sınav sistemi için hedefi 2015
    9. Yakalanmamak için uyuşturucu yüklü aracı ateşe verdiler
    10. Sezaryene neşter
  • Çok Okunanlar

    1. Iskarta tanka 500 milyon avro
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Bu kadarını Deli Dumrul bile yapmadı
    5. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    6. Nefes yolları rahatsızlıklarına, Sinirli Ot
    7. İktidarda figüran çatlağı
    8. Şok Detay
    9. Regaip Geceniz mübarek olsun
    10. Yasa geri çekilsin
  • Çok Yorumlanan

    1. Nefes yolları rahatsızlıklarına, Sinirli Ot
    2. Böbrek taşına karşı ,kuşkonmaz
    3. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    4. Üstad Necip Fazıl anılıyor
    5. Zamma toplu savunma!
    6. Vefatının 30. yılında Hamid Aytaç
    7. Fırçasıyla gönül köprüleri inşa ediyor
    8. Cepheden Haber Var oyunu izleyenleri duygulandırdı
    9. Mourinho, İstanbul'a geliyor
    10. Fenerbahçe'den 5 ayda 27 şampiyonluk
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek