REFAHYOL Hükümetinin Adalet Bakanı ve Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Şevket Kazan, Balyoz Darbe Planı iddialarıyla birlikte gündeme gelen Emniyet Asayiş Yardımlaşma Protokolü ile ilgili ilginç ve önemli açıklamalarda bulundu.
Refahyol'un son zamanlarında adı ortaya çıkan BÇG'nin legal bir yapılanma olup-olmadığına ilişkin tartışmaların yaşandığı tarihlerde EMASYA protokolünün imzalandığına dikkat çeken Şevket Kazan, "Genelkurmay'da gizlice faaliyet gösteren BÇG hakkındaki tartışmalar sürerken, EMASYA protokolünün imzalanmasından sonra Mesut Yılmaz'ın Başbakanlığı sırasında Başbakanlık'ta resmi olarak temsil edilir hale gelmiştir. Çünkü BÇG'nin hukuki dayanağı olmadığı için, o dönemde Başbakanlıkta yoktu. İmzalanan EMASYA protokolü ile legal bir görüntü verilmeye çalışılmıştır" dedi.
Refahyol Hükümetinin Adalet Bakanı ve Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Şevket Kazan, Balyoz Darbe Planı iddialarıyla birlikte gündeme gelen Emniyet Asayiş Yardımlaşma Protokolü (EMASYA) ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.
Öncelikle EMASYA protokolünün Refahyol Hükümeti döneminde imzalandığına ilişkin haberlerin gerçeği yansıtmadığını kaydeden Kazan, " EMASYA Protokolünün Refahyol hükümeti ile uzaktan yakından alakası yoktur. Bu protokol, 7 Temmuz 1997'de (Ki o tarihde Refahyol Hükümeti istifa etmiş ve görev Mesut Yılmaz'a verilmişti) dönemin Genelkurmay Harekat Başkanı Korgeneral Çetin Doğan ile İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Teomon Ünüsan arasında, 5442 sayılı İl Özel İdaresi Kanunun 11. Maddesine dayanılarak imzalanmış olup, metni 27 maddeden oluşmaktadır" diye konuştu.
Bu protokole göre amacın bir veya daha fazla ilde çıkabilecek olaylarla ilgili olarak valilerin isteği üzerine askeri birlikler ile kolluk kuvvetleri arasında işbirliği sağlanması olduğunu hatırlatan Şevket Kazan, "Ancak, protokolün 22. Maddesi dikkatle incelendiğinde, bu çalışmaların EMASYA bölge komutanlığının belirleyeceği usule göre yapılacağı, bir diğer ifadeyle sıkıyönetimi andırır tarzda uygulamaya konulacağı belirtilmiştir" dedi.
MGK ve Balyoz'da hedef aynı
MGK toplantılarında yıllarca irticanın birinci tehdit olarak öngörülmesi ile Balyoz Planı'ndaki nedenler ve hedefler arasındaki benzerliğe de dikkat çeken Şevket Kazan, "Görülüyor ki, şu anda darbe planlarıyla gündemde olan komutanlar, BÇG platformunun yıpranmasından sonra çalışmaları bu EMASYA protokolünün kendilerine sağladığı avantajlara dayanarak yürütmüşler" diye konuştu.
Kazan, "Protokolün 22. maddesinde valilere bilgi verme mecburiyeti olduğu halde herhalde çalışmalar buna gerek görmeden yürütülmüş olmalı ki, yaşanan olaylar karşısında şimdi EMASYA protokolünün gündemden kaldırılması konuşuluyor. Evet, EMASYA protokolü bir an önce kaldırılmalıdır. Çünkü bütün bu gelişmeler karşısında darbe ihtimaline giden bütün yolların kapanması için bu protokolün Türkiye'nin gündeminden çıkarılması lazım" dedi.
Refahyol ile ilgisi yok
Kazan, "EMASYA protokolü bir an önce kaldırılmalıdır. Çünkü bütün bu gelişmeler karşısında darbe ihtimaline giden bütün yolların kapanması için bu protokolün Türkiye'nin gündeminden çıkarılması lazım" dedi. Protokolün Refahyol Hükümeti döneminde imzalandığına ilişkin haberlerin gerçeği yansıtmadığını kaydeden Kazan, "EMASYA Protokolünün Refahyol hükümeti ile uzaktan yakından alakası yoktur. Bu protokol, 7 Temmuz 1997'de (Ki o tarihte Refahyol Hükümeti istifa etmiş ve görev Mesut Yılmaz'a verilmişti) imzalanmıştır" diye konuştu.
Protokolde belirsizlik!
Protokolün adı geçen kişiler tarafından kimin adına imzaladığının belli olmadığına dikkat çeken Kazan, "Korgeneral Çetin Doğan ile Müsteşar Teoman Ünüsan, bu protokolü imzalarken, Genelkurmay Başkanı ile İçişleri Bakanı adına mı imzalamışlardır? Bu hususun tahkiki gerekir" dedi.
Refahyolun son zamanlarında adı ortaya çıkan BÇG'nin legal bir yapılanma olup-olmadığına ilişkin tartışmaların yaşandığı tarihlerde EMASYA protokolünün imzalandığına dikkat çeken Şevket Kazan, "Genelkurmay'da gizlice faaliyet gösteren BÇG hakkındaki tartışmalar sürerken, EMASYA protokolünün imzalanmasından sonra Mesut Yılmaz'ın Başbakanlığı sırasında Başbakanlık'ta resmi olarak temsil edilir hale gelmiştir. Çünkü BÇG'nin hukuki dayanağı olmadığı için, o dönemde Başbakanlıkta yoktu. İmzalanan EMASYA protokolü ile birlikte legal bir görüntü verilmeye çalışılmıştır. Bir genelkurmay başkanı herhalde '28 Şubat bin yıl sürecek' sözünü de bu EMASYA protokolüne dayanarak söylemiştir" dedi.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Ebubekir Gülüm / Türkiye
Etiketler:




