Avusturya‘da aşırı sağcı parti, Türklere yönelik tenkitlerin haksız olduğunu ortaya koyan Türkiye‘nin Viyana Büyükelçisi Kadri Ecvet Tezcan‘ın gönderilmesi için kampanya başlattı.
Avusturya Meclisi‘nde yer alan iki aşırı sağcı partiden biri olan Avusturya‘nın Geleceği İçin Birlik Partisi (BZÖ), Türkiye‘nin Viyana Büyükelçisi Kadri Ecvet Tezcan‘ın ülkeden gönderilmesi için imza kampanyası başlattı.
Parti, 10 gün önce Dışişleri Bakanı Michael Spindelegger‘e bir ultimatom yayınlamış ve Tezcan‘ın "istenmeyen adam" ilan edilmemesi halinde bu kampanyayı başlatacaklarını duyurmuştu.
Partinin Avrupa Sözcüsü Ewald Stadler ve Genel Sekreteri Christian Ebner, ortak düzenledikleri basın toplantısında çağrılarının görmezden gelinmesinin ardından bu kampanyayı başlattıklarını, siyasilerin gerekeni yapmadığı yerde halkın inisiyatif alacaklarını belirtti. Kampanyanın bir internet sitesi üzerinden yürütüleceği ve toplanan imzaların Meclis Sorusturma Komisyonu‘na sunulacağı belirtildi.
Dışişleri Bakanı Michael Spindelegger 10 gün önce yaptığı açıklamada, olayın kendileri için kapandığını ve Türk meslektaşının kendisinin bu ifadelerin hükümetin duruşu olmadığı yönünde garanti verdiğini söyledi. Büyükelçi Ecvet Tezcan, uyum konularıyla ilgili Die Presse gazetesine açıklamalarda bulunmuş ve İçişleri Bakanı ile uyum politikalarını eleştirmişti.
Tezcan, Die Presse gazetesine verdiği söyleşide "Türkler Viyana‘da konut için başvurduğunda, hep aynı mahalleye gönderiliyorlar. Sonra da gettolaşmakla suçlanıyorlar. Madem gettolaştıracaktınız neden 110 bin Türk‘e Avusturya vatandaşlığı verdiniz" diyerek tepkisini dile getirmişti. Tezcan, "Avusturya‘nın problemi ne anlamıyorum. Diğerleriyle yaşamayı öğrenmek zorundasınız" uyarısından da bulunmuştu.
Avusturya Dışişleri Bakanı‘nın tumunu da "Viyana‘ya ilk geldiğimde Dışişleri Bakanı‘ndan randevu istedim. Bana, ‘Dışişleri Bakanı büyükelçileri kabul etmiyor‘ dendi. İnanabiliyor musunuz? Ben bu ülkede yaşayan 250 bin insanın büyükelçisiyim. Burada hangi diyalogdan bahsediyoruz?" sözleriyle eleştirmişti.
Soykırım yaparken bile başkalarını soykırım yapmakla suçlayabiliyorlar...
ABD‘den Ermeni yanlısı karar
ABD Federal Temyiz Mahkemesi, geçen yıl kendi verdiği kararı bozarak, 1915 olaylarında ölen Ermenilerin mirasçılarının, kendilerine ödeme yapılması için sigorta şirketlerine dava açabileceğine hükmetti. San Francisco 9. Temyiz Mahkemesi, geçen yıl, California eyaletinde 9 yıl önce kabul edilen ve 1915 olaylarında ölen Ermenilerin mirasçılarına, sigorta şirketlerine karşı dava açma yetkisini veren yasayı iptal etmişti. Aynı mahkeme, önceki kararını bozarak, 1915 olaylarında ölen Ermenilerin mirasçılarının, kendilerine ödeme yapılması için sigorta şirketlerine dava açabileceğine karar verdi. Mahkeme, önceki karar gerekçesinin aksine, "ABD dış politikasının bu konuda (1915 yılı olayları) kesin bir tutum sergilemediği gerekçesiyle söz konusu yasanın federal dış politikayla çelişmediğini" bildirdi. Mahkeme, daha önceki kararında, "California eyaleti yasasını, ABD‘nin resmi dış politikasına ‘anayasa dışı bir müdahale‘ olarak görmüş, Amerikan dış politikasına federal devletin karar verdiğini, eyalet yasalarının bu ilkeyi ihlal edemeyeceğini" vurgulamıştı. Mahkeme, sigorta şirketlerinin, mahkemeden duruşmanın tekrar yapılmasını isteyebileceğini, ayrıca ABD Yüksek Mahkemesi‘ne de gidebileceğini belirtti. Bu kararın ardından Ermeni mirasçıların, Munich Re AG şirketi dahil olmak üzere 3 Alman sigorta şirketine yönelik tekrar dava açabileceği ifade ediliyor.
"Net Federal politika yok"
Mahkemede, geçen yılki karar, yargıç Harry Pregerson‘a karşı, yargıçlar Dorothy Nelson ve David Thompson‘un yasayı iptal oyuyla karara bağlanmıştı. Aynı şekilde yeni karar da 1‘e karşı 2 oyla alındı. Kararın değişmesine, Nelson‘un Pregerson‘un tarafına geçmesi neden oldu. Pregerson, kararına gerekçe olarak, "eyaletlere 1915 yılı olayları için ‘soykırım‘ ifadesi kullanmalarını yasaklayan net bir federal politika olmadığı" görüşünü öne sürdü. Geçen yıl kararı kaleme alan yargıç David Thompson ise ABD‘nin eski başkanlarından Bill Clinton ve George W.Bush‘un Kongre‘deki Ermeni tasarılarına karşı çıkmasının, ABD‘nin 1915 olaylarını "soykırım" olarak görmediğine dair net bir dış politikası bulunduğunu gösterdiğini söyledi. Pregerson ve Nelson ise ABD Başkanlarının bu çabalarının "resmi politika olmadığını" ileri sürdü.
California Kongresi tarafından 2000‘de kabul edilen yasa, ana hatlarıyla hayat sigortası yaptırdıktan sonra 1915 olaylarında yaşamlarını yitiren Ermenilerin mirasçılarına, sigorta bedellerini almak için sigorta şirketlerine dava açma hakkını tanıyordu.
ABD: Filistin‘i tanımak için erken
ABD Dışişleri Bakanlığı‘nın Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı William Burns, Brezilya, Arjantin ve Uruguay‘ın "Filistin Devleti‘ni tanıdıkları" yönündeki açıklamalarının ardından, bunun için erken olduğunu söyledi. Resmi bir ziyaret kapsamında Şili‘de bulunan Burns, bu ülkelere atıfla, "Bu tür bir tanımanın erken olduğunu düşünüyoruz" dedi. Burns, gazetecilere yaptığı açıklamada, "İki devletli çözümün, sadece Filistinliler ve İsrailliler arasındaki müzareke vasıtasıyla gerçekleştirilebileceğini" de söyledi.
Brezilya ve Arjantin, 1967 sınırlarını temel alan bir biçimde Filistin‘i özgür ve bağımsız bir devlet olarak tanıdığını açıklamış, diğer bir Güney Amerika ülkesi Uruguay da gelecek yıl Filistin‘i tanıyacağını bildirmişti. İsrail ise bunu, Ortadoğu barış sürecinde asla yer almamış ülkelerin "çok zararlı müdahalesi" olarak nitelendirmişti.
ABD: Taraflara baskı yapacağız
Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, İsrail ve Filistin‘in dolaylı görüşmeleri çerçevesinde yeni bir temas turu yapacaklarını ve taraflara, aralarındaki ayrılıkları gidermeleri için baskı yapacaklarını söyledi. Washington‘da düzenlenen bir toplantıda konuşan Clinton, tarafların barışa giden yoldaki önemli engelleri gidermeleri gerektiğini belirterek, "ilerleme sağlamalılar" dedi.
Görüşme sürecindeki tıkanıklığın üzücü olduğunu belirten Clinton, ABD‘nin yeni bir dolaylı müzakere süreci başlatacağını, bu süreçte amaçlarının, bir barış anlaşması taslağı hazırlanmasına yönelik olarak bir kaç ay içerisinde ciddi düzeyde ilerlemeler kaydedilmesi olduğunu ifade etti.
Clinton, "ABD edilgen bir katılımcı olmayacak. Taraflara, kilit öneme sahip konulardaki tutumlarını gecikmeksizin bir kenara bırakmaları konusunda baskı yapacağız" dedi. Taraflar arasındaki görüş ayrılıklarının azaltılması konusunda çaba göstereceklerini ifade eden Clinton, hem İsraillilere hem de Filistinlilere net sorular yönelteceklerini ve kesin yanıtlar isteyeceklerini belirtti. Clinton, "Filistinliler İsrail‘in meşru güvenlik kaygıları olduğu konusuna anlayış göstermeli. İsrailliler de Filistin halkının meşru toprak isteklerini kabul etmeli. Bir diğer tarafın gereksinimlerini reddetmek, sonuçta kendi kendini yenilgiye uğratmaktır" dedi.
ABD‘nin ve uluslararası toplumun belirli bir barışı empoze edemeyeceklerini de belirten Clinton, "bunu tarafların istemeleri gerekiyor" diye konuştu.


