Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen), YÖK'ün katsayı adaletsizliğini kaldıran kararı aleyhine İstanbul Barosu tarafından açılan davada, Danıştay'ın verdiği yürütmeyi durdurma kararı üzerine, davaya, davalı yanında müdahil olma ve davanın reddi istemiyle Danıştay'a başvuruda bulundu.
Danıştay 8. Dairesi'ne yapılan başvuru dilekçesinde, faaliyet kolunun eğitim öğretim olmasının, müdahale talebinin kabulünü gerektirdiği belirtilerek, davacı İstanbul Barosu'nun taraf ehliyeti kabul edildiği dikkate alınırsa, Türkiye'de 150 bini aşkın eğitim ve üniversite çalışanının üye olduğu Eğitim-Bir-Sen'in müdahale talebinin dikkate alınarak kabulü talep edildi.
Yasal yetkisini kullanan davalı kurumun katsayı kararıyla ilgili işleminin açıkça Anayasa ve 2547 Sayılı Kanun'a uygun olduğu ifade edilen başvuruda, şöyle denildi: "Davalı kurumun bu işlemi 1999 yılındaki düzenlemeyle aynıdır. O zaman uygulanan katsayı oranı mahkeme kararıyla iptal edilmeyip yıllarca uygulanırken, bu kez hukuka aykırı olduğunun kabulü mümkün değildir. Nasıl ki 1999 yılına kadar katsayı oranını davalı YÖK belirlemiş ve uygulamışsa, yine 1999 yılında değişiklik yapmışsa, 2009 yılında da bu oranı tekrar belirlemiştir. Davalı YÖK'e Anayasa ve kanun tarafından verilen yetkinin kullanılmasının hukuka aykırı olduğu iddiası kabul edilemez. Nitekim 'katsayı oranının belirlenmesinin YÖK'ün yetki alanında olduğuna' ilişkin Danıştay 8. Dairesi'nce verilen kararlar da mevcuttur. Yükseköğretim kurumlarına ortaöğretimi bitirenlerin nasıl gireceğinin Yükseköğretim Kurulu tarafından belirleneceğine ilişkin kararlar mevcutken, dava konusu işlemde Yükseköğretim Kurulu'nun işleminin hukuka uygun olması nedeniyle davanın reddi gerekmektedir. 1739 Sayılı Kanun'un 31. maddesinde, 'yükseköğretim kurumlarına hangi programları bitirenlerin nasıl girecekleri, giriş şartları Millî Eğitim Bakanlığı ile işbirliği yapılarak Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilir' denilerek ortaöğretim kurumlarının lise, teknik lise, meslek lisesi gibi isimlerle Milli Eğitim Bakanlığı'nın uygun gördüğü şekilde açılması, yükseköğretime girişte de, bu okullardan mezun olanların nasıl gireceğinin Yükseköğretim Kurulu tarafından belirleneceği açıkça düzenlenmiştir. İşbu davada da, Yükseköğretim Kurulu, yükseköğretim kurumlarına giriş usulünü kanuna istinaden düzenlemiştir. Yukarıda ilgili mevzuat hükümleri dikkate alınarak davanın reddini talep ediyoruz. Diğer taraftan davalı idarenin işlemi Anayasa'nın eşitlik ilkesine de uygundur. Kanun, yükseköğretime girişte lise veya meslek lisesi mezunlarının yükseköğretime nasıl gireceğini belirleme yetkisini davalı kuruma vermiştir. Bunun haricinde meslek lisesi mezunlarının yükseköğretime girişte bir katsayı veya puan belirlenirken, diğer liselerden mezun olanlardan farklı veya daha düşük bir puanla girmesini düzenlememiştir."
Öğrencilerin psikolojisi bozuldu
Başvuru dilekçesinde, üniversite sınavlarına girişin oldukça uzun ve yorucu bir maraton olduğu, davalı idarenin işleminin iptali halinde sınava girecek yüz binlerce genç ve dinamik beynin, telafisi imkansız zararlara uğrayacağı belirtilerek, yürütmeyi durdurma kararının dahi bu öğrencilerin moralini, psikolojisini bozduğu, sınava çalışma motivasyonlarını olumsuz etkilediği kaydedildi.
Hukuka güven kalmadı
Diyanet-Sen Bingöl Şube Başkanı Mücahit Çelik, YÖK'ün katsayı uygulamasını kaldıran kararının Danıştay tarafından iptal edilmesine tepki gösterdi. Çelik, "Biz, bu içtihat değişikliğinin konjonktür değişikliği kaynaklı olmamasını temenni ediyoruz. Hukuk devletinde yaşayan birey olmanın en büyük getirisi, hukuki güvenliğe sahip olmakken, hukuki güvenliğe sahip olmanın ön şartlarından biri ise, hukuki şartları temin edecek bağımsız ve tarafsız yargı sistemine sahip olmaktır. Katsayı adaletsizliğini sona erdiren YÖK Genel Kurulu kararının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin Danıştay kararı, başta gençlerimiz olmak üzere toplumun büyük bölümünde hukuki güvenliğe sahip olmadıkları inancını oluşturacaktır." dedi. YÖK'ün katsayı uygulamasını kaldıran kararı sonrası Sabih Kanadoğlu'nun 'Danıştay gereğini yapar' şeklinde konuştuğunu hatırlatan Çelik, bunun üzerine de İstanbul Barosu'nun dava açtığını hatırlatarak, Danıştay 8. dairesinin de, millet adına değil milletin değerleriyle çelişen bir karar verdiğini söyledi.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




