İslamcı gençlerden biri haber verdi. Dedi ki: "Abi, şair Arif Ay seni eleştirmiş..." Çoktandır eleştiri adı altında küfür yemeye alıştığımdan "Eyvah, Arif Ay da mı girdi topa?" diye endişelendim. Yok, hayır... Sövgüye alışmış bu yürek, kendisi için endişelenmedi, Arif Ay için endişelendi. Çünkü Arif Ay, bazı dizelerini ezbere bildiğim, "has şair" olarak andığım bir edebiyat adamıdır.
Buldum eleştiriyi... "Edep" adlı bir edebiyat dergisi çıkarmaya başlamış Arif Ay ve o dergide benim "İslamcılar kültür ve sanat üretemez mi?" başlıklı yazıma bir cevap vermiş... Ama nasıl zarif bir cevap! "Sen ne anlarsın bu işlerden" demek yok... "Sen zaten döneğin tekisin" demek yok... "Daha dün ne diyordun, şimdi ne diyorsun" demek yok... "İftira" yok... "Şecere çıkarmak" yok... Ya ne var? Nezaketi milim elden bırakmadan ve "söyleyen"e değil "söylenen"e bakarak verilmiş süper bir cevap var. Üstelik tezi de kuvvetli bir cevap... Çoktandır edepten adaptan nasip almamış türden eleştirilere maruz kalmış bir köşe yazarı olarak, Arif Ay eleştirisindeki edep ve adap ölçüsü beni o kadar etkiledi ki anlatamam... Cevapta söylenenleri geri plana atıp cevaptaki nezakete odaklanmam bundandır.
Şimdi şöyle haykırabilirim: Yine ne varsa şairlerde var ve şu edepsizlik cehenneminden bizi onlar kurtaracak...
(AHMET HAKAN / HÜRRİYET)



Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



