milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • MEDYA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

10 ŞUB 2012 CUM
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • DAVUTOĞLU: SURİYE'YE HERKES SEYİRCİ KALSA BİLE BİZ KALMAYACAĞIZ
  • ÇAY TANSİYONU DÜŞÜRÜYOR
  • TÜRKİYE GÜNEŞ ENERJİSİNDEN 96 MİLYON DOLAR TASARRUF SAĞLIYOR
  • YURTKUR'DAN SENETLERE İÇİN EK SÜRE
  • YILDIRIM: TCK DEĞİŞTİ, UYGULAMALAR ŞAŞIRTIYOR
  • OKULLARDA CEZA DEĞİL, İDARENİN HABERDAR OLMASI ENGELLİYOR

Gözden Irak, Gönülden Irak olmayan Yemen
Ebrehe’nin mabedi

3 09 MART 2010
SAL 11:31

[-] Normal [+]
  • Özel Dosyalar
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Ebrehe'nin inşa ettirmiş olduğu söz konusu alternatif mabet de Bâbu'l-Yemen adı verilen ve surların içinde kalan bölgede yer alıyor. Bina çok sağlam yapıldığı ve uzun ömürlü malzemeler kullanıldığı için sapasağlam yerinde duruyor.

Tarihi hizmetine devam ediyor. Fotoğrafını çekmek yasak. Bina bizim silahlı kuvvetlerdeki merkez binalara benziyor. Gezimize San'a'nın sur içi bölgesinde devam ediyoruz. Sur içi UNESCO tarafından korunması gereken dünya mirası özelliğinde bir bölge. Bu sebeple caddeler ev mimarisine uygun olarak UNESCO tarafından yaptırılmış. Ev mimarisi şu ana kadar gezdiğim ülkelerin hiçbirinde göremediğim bir farklılıkta ve çok güzel. Bazı evlerde Osmanlı'dan etkilenerek yapılmış cumbalar mevcut.

Bâbu'l-Yemen

San'a tarihte önemli yönetimlere, krallıklara başkentlik yapmış ve yüzyıllardan beri devam ettirilen mimarî geleneğini korumaya özen gösteren bir şehir olması sebebiyle genel anlamda tarihî zenginliğe sahip. Hatta rivayete göre eski Alman müsteşarlarından biri San'a'yı ziyaretinden sonra ayrılırken: "Kendimi bir tarih kitabından ayrılıyor gibi hissediyorum" demiş. Fakat şehrin Eski San'a denilen kısmı bu yönden daha büyük bir zenginliğe sahip. Eski San'a'nın ana merkezini ve önemli bir bölümünü ise Bâbu'l-Yemen (Yemen Kapısı) adı verilen kısım oluşturuyor. Bu kısım bütünüyle bir tarih mirası niteliğinde.

Geçmiş dönemlerde şehir merkezini bu bölge oluşturuyormuş. Kralların ve kraliçelerin payitahtları da bu kısımda yer alıyormuş. Tarihte tüm merkezi şehirlerde olduğu gibi burada da ikamet alanının etrafı surlarla çevrilmiş ve giriş için büyük bir kapı yapılmış. Bu kapıya da Babu'l-Yemen adı verilmiş. Sonra o kapıdan girilen ve surlar içinde kalan bölgenin tümü bu adla adlandırılır olmuş.

Şimdi Bâbu'l-Yemen, ülkenin tarihini, yüzyıllardan bu yana sürdürülen mimarî kültürünü ve nesiller boyu aktarılan mirasını gözünüzün önüne getirdiği gibi aynı zamanda önemli bir ticaret merkezi olarak kullanılıyor. Özellikle Yemen kültürüne has ürünler, giyecekler, yiyecekler, geleneksel ve turistik eşyalar almak isteyenler bu semte geliyor.

Ebrehe'nin ordusu...

Fil Sûresi'nde zikredilen Ebrehe ismi hiçbirimiz için yabancı değildir. Yemen'in Habeşistan krallığına bağlı olduğu bir dönemde Ebrehe onun Yemen'deki valisiymiş. Kendisi Hıristiyan olan Ebrehe, Hz. İbrahim tarafından Mekke'de inşa edilen Ka'be'ye bölgedeki tüm kabilelerin insanlarının ziyarete gitmeleri, etrafında ibadet etmeleri Ebrehe'yi rahatsız ediyor. Dinî ziyaret ve ibadet için yola çıkanları kendi idare merkezinin bulunduğu yere çekmek amacıyla alternatif bir mabet yaptırıyor. İnsanların o mabede iltifat etmediklerini görünce de kızıyor ve o zaman askerî amaçla kullanılan fillerini önden sürerek kalabalık bir orduyla Ka'be'yi yıkmak için yola çıkıyor. Ama Allah'ın gönderdiği Ebâbil adı verilen kuşlar attıkları küçük taşlarla Ebrehe'nin ordusunu dağıtıyorlar.

İşte bu Ebrehe'nin inşa ettirmiş olduğu söz konusu alternatif mabet de Bâbu'l-Yemen adı verilen ve surların içinde kalan bölgede yer alıyor. Bina çok sağlam yapıldığı ve uzun ömürlü malzemeler kullanıldığı için sapasağlam yerinde duruyor. Kabe gibi küp şeklinde değil de büyük bir silindir şeklinde yapılmış. Üstü açık olan silindirin içini görebilmek için duvarlarına tırmanmak gerekiyor. Çünkü duvarları epey yüksek ve kenardan bakmakla içi görülmüyor. Ben içini merak ettiğimden duvarlarına tırmanıp bakmayı tercih ettim. İçinde sadece çöp yığını vardı. Anlaşıldığı kadarıyla bu binanın dinî bir merkez ve ziyaret noktası yapılması planı hiç tutmamış ama önemli bir olayla bağlantısı olması sebebiyle de tarihin bir kalıntısı olarak korunmuş.

Manaha

Seyahatimizin ikinci gününde kahvaltıdan sona 4x4 jeepler ile  günlük turumuza çıkıyoruz. Turumuzda gördüklerimizi elbette anlatacağız, lakin kelimelerin kifayet edeceğini söylemek mümkün değil. Sarp kayaların uçlarına kurulmuş köyleriyle ve bu köylerdeki inanılmaz mimarisiyle,çok katlı taş ve çamur binalarıyla Manaha, Haccara ve Hudaip bölgelerini ziyaret ediyor, kelimenin tam anlamıyla görsel bir şölene tanıklık ediyoruz.

Yemen topraklarının yüzde 1'i ekili alan. Bunların çoğu Manaha ve Haccara bölgesinde. San'a'yı arkamızda bırakarak Kızıldeniz tarafına batıya doğru gidiyoruz. Önümüze ilk çıkan anıt şehre hakim tepedeki Mısırlıların yaptırdığı anıt mezarlık ve hemen ilerisindeki Çin anıtı. Mısır burada öncelikli ülke. Bu anıt Mısırlıların nasırizmi yani arap miliyetçiliğini Yemen'e kabul ettirmek için bu ülkeye gelişlerinde gerçekleşen iç savaşta kaybettikleri askerleri anısına dikilmiş. Çin anıtı ise Hudeyde San'a yolu yapımında ölen Çinli mühendis ve işçilerin anısına dikilmiş. Bizim 400 binin üstündeki şehitlerimiz için ise herhangi bir anıtımız yok. Gezinin en acı tarafı bu idi. Yol boyunca dağların tepelerinde kartal yuvaları gibi Osmanlı Kalelerini görüyoruz ve köyleri geçiyoruz. Mimari yapı köylerde de çok güzel. Daha sonra Arap Yarımadasının en yüksek tepesi olan Şuayip Tepesi'nin seyrediyoruz, resmini çekiyoruz.

Güzergah boyu dikkatimizi çeken bir başka durum ise yüksek dağların tepelerindeki kaleler. Sarp kayalıkların zirvesine yapılan kaleler o dönemlerde birçok savaşlara sahne olmuş. Hudeyde'den San'a'ya doğru ilerleyen, Osmanlı ordusu gerek bu kaleleri ele geçirirken gerekse de yüksek dağlar arasında kalan vadilerde ilerlerken çok zayiat  vermişler ama bugün 'Burası Osmanlı mezarı' diyebileceğiniz bir yer kalmamış.

Anısına mezarlıkta, anıtta tanzim edilmemiş. Yemenliler'de mezarlara isim yazma geleneği yok. Bu arada Osmanlı askerleri 'Müslüman' oldukları için Yemenliler kendi mezarlarına defnetmişler. Dolayısıyla mezarlar birbirine karışmış... Sadece şöyle bir ayırım yapıyorlar: "Uzun mezarlar Osmanlı askerlerine ait, kısa olanlar ise Yemenliler'e!" Doğrusu Osmanlı'nın Yemen'de kaç askeri kayıp verdiğine dair kesin bir bilgiye ulaşamamış. 300-400 bin rakamı üzerinde duruluyor.

Osmanlı askerlerinin hüzünlü durumunu Mehmet Niyazi ne güzel ifade ediyor:  "Cihan biliyor ki hiçbir milletin evlatları onların şartlarında onlar gibi savaşmadı; destanların en dokunaklısını arkalarında bırakmadı... Ne hazindir ki şimdi o ıssız vadilerde, engin çöllerde ne mezar taşları ne de ziyaretçileri var..."

Kartal yuvasına benzeyen şehir

Haccara'ya gidiyoruz. Burası tek kelime ile kartal yuvası. İşin daha ilginci ise bu iki şehri de arkadan saran dağların tepelerindeki Osmanlı kaleleri tüm ihtişamı ile yıllara meydan okuyor. Haccara yaklaşık bin yıllık bir şehir. Evlerin mimarisi çok farklı. 5-6 kat taş evler. Bu evlerin tabanı geniş ve yukarı doğru daralıyor. Her ev bir aileye ait. Ailenin oğlu evlenince üst kat yapılıyor. Burada olan Yahudiler II. Dünya harbinden sonra şehri terk etmiş. Önümüzde ileride Tehema çölü görünüyor. Bu çöllerin her karışında benim dedelerim yatıyor. Haccara Shibam Haraz otelinde yer minderleri üzerinde güzel bir yöresel öğle yemeği yedikten sonra Haccara'nın erkekleri Yemen folklorundan örnek sunuyorlar, Cembiyeleri ile dans yapıyorlar, Bizim jeep'in şoförü Fater bey'i de dans edenlerin arasında görüyoruz. Folklor gösterisinin ardından Rehberimiz Mustafa Saraç Yemen türküsü söylüyor, hemen herkes ona iştirak ediyor.

Yemen üzerine yazılmış  türküler bilindiği gibi oldukça fazla ve çeşitlidir. Her birinin de yazılmış ayrı hikayeleri bulunmaktadır. Özellikle de "Muş" ve "huş" isimleri üzerine oldukça farklı değerlendirmeler ve yorumlar yapılmaktadır. Mustafa Bey'in söylediği "Yemen" türküsünün de hikayesi yazılı olarak bizlere verdiği bilgilerin arasında;

Havada bulut yok,bu ne dumandır. / Mahlede ölen yok, bu ne figandır. / Şu Yemen elleri ne de yamandır

Ano Yemendir, Gülü Çemendir, / Giden gelmiyor, Acep nedendir, / Burası Muş'tur, Yolu yokuştur. /Giden gelmiyor, Acep ne iştir.

"Osmanlı Yemen çöllerinde zorlu bir savaşa tutulmuştur. Divanlar kurulur, savaş ve şartlar haftalar boyu tartışılır durulur. Sonunda çözümün Yemen ellerine vilayetlerden birinde oluşturulacak bir alayla gidilmesinin mümkün olduğuna karar verilir.

Düşünülür ki; bir tek vilayetten oluşunca bunlar hep akraba ve hısım olacaklar için birbirlerine bağlılığı ve dayanışmaları ile savaş alanından kaçmaları söz konusu olmaz. Haberler salınır. Osmanlı'nın dört bir yanından uzun beklemelere karşın istekli çıkmaz bu oluşuma. Aslında istek olmasına olur da Osmanlının istediği gibi olmaz. Değişik vilayetlerden çıkan bu gönüllü sayısı da yeterli olmaz. Bu sıra Muş'tan Bulanık, Malazgirt ve Varto'dan bir ses yükselir Osmanlıya; "Hepimiz varız, gönüllüyüz Yemen çöllerine gitmeye".

Osmanlı'ya haber iletilir. Yetkililer bakar sayı yeterli, karar verilir ve Yemen çöllerine Muş'tan oluşturulan bir redif alayı gönderilir. Yemen'e gidilmesine gidilir ama hiçbiri de geri dönmez. İşte bu türkü gidip de gelemeyen o isimsiz kahramanlardan Muş'tan kalan sevgilisinin sesi, özlemi, elemi ve acısıdır. Mısralarından da anlaşılacağı gibi bu türük Muş'tan Yemen'e giden askerlerimiz için söylenmiştir."

Yemen'de şehit düşen dedelerimizin ruhu için mezarlıkta ve Bekiriye Camii'nde yaptığımız hatim duası ve Yasin'i  şerife ilave olarak burada da fatihalar okuyoruz.

Gözden Irak, Gönülden Irak olmayan Yemen yazı dizisinin bölümleri

  • 1. bölüm : Osmanlı gitti, huzur bitti07-03-2010
  • 2. bölüm : Gerçekliğin simgesi San’a08-03-2010
  • 3. bölüm : Ebrehe’nin mabedi09-03-2010
  • 4. bölüm : Yemen sokakları10-03-2010
  • 5. bölüm : Zamanın durduğu kent11-03-2010
  • 6. bölüm : Osmanlı’nın Yemen’e verdiği önem12-03-2010
Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Özel Dosyalar bölümü’nde 09.03.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • yer Kaynak: Ferhat Koç / Türkiye
  • tags Etiketler: yemen, mülteci, katliam, osmanlı, medeniyet, hz. nuh, mezhep, unesco,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.
shape
  • Özel Dosyalar

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. AVM'ler Mescitsiz toplum projesi mi?
    2. Bodrumlara sürgün edilen mescitler
    3. Panorama 2011
    4. Panorama 2011
    5. Panorama 2011
    6. Panorama 2011
    7. Panorama 2011
    8. Umut olmak güzel bir duygu
    9. İşte Libya gerçeği!
    10. Nijer günleri
    1. Irak ve Libya'daki hatalar Suriye'de yapılmasın
    2. AVM'ler Mescitsiz toplum projesi mi?
    3. Umut olmak güzel bir duygu
    4. Panorama 2011
    5. Bodrumlara sürgün edilen mescitler
    6. Arap Baharı günlerinde Beyrut (2)
    7. Arap baharı günlerinde Beyrut (1)
    8. İşte Libya gerçeği!
    9. Nijer günleri
    10. Panorama 2011
    1. Arap baharı günlerinde Beyrut (1)
    2. Arap Baharı günlerinde Beyrut (2)
    3. Irak ve Libya'daki hatalar Suriye'de yapılmasın
    4. Nijer günleri
    5. İşte Libya gerçeği!
    6. Umut olmak güzel bir duygu
    7. Panorama 2011
    8. Panorama 2011
    9. Panorama 2011
    10. Panorama 2011
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Yazı dizileri

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Kimse ile hesaplaşma derdimiz yok
    2. Nijer'in madenleri hâlâ sömürülüyor
    3. Nijer'de hayat yine de güzel
    4. Nijerlilerin 'Baharı' iş ve aş
    5. Para içinde yüzen bir adam
    6. Kültür başkenti Kuveyt
    7. Kongrede gözyaşlarımıza hakim olamadık
    8. Kuveyt Kalkınma Sandığı bölgenin can simidi
    9. Petrolle ilgili politikalar devletlerin siyasetleridir
    10. Erbakan'ın vefatı İslâm dünyası için büyük kayıp
    1. Para içinde yüzen bir adam
    2. Nijerlilerin 'Baharı' iş ve aş
    3. Nijer'in madenleri hâlâ sömürülüyor
    4. Nijer'de hayat yine de güzel
    5. Kimse ile hesaplaşma derdimiz yok
    1. Para içinde yüzen bir adam
    2. Nijerlilerin 'Baharı' iş ve aş
    3. Nijer'de hayat yine de güzel
    4. Nijer'in madenleri hâlâ sömürülüyor
    5. Kimse ile hesaplaşma derdimiz yok
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Röportajlar

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Erbakan’ın yerli oto çabasını unutmayız
    2. Müslümanlar dünyada söz sahibi olacak
    3. Kıbrıslı Türkler'in sabrı taşıyor
    4. Görsel Yönetmenimiz Bilal Ay ile Milli Gazete'nin yeni yüzüne dair
    5. Ölülerimiz bile mağdur oldu
    6. Çözüm konfederasyondur
    7. 1.5 milyarlık dev uyanmalı
    8. Avrupa'nın krizi, hak edilmeyen refahın faturası
    9. Noel’e değil Fethe koşuyoruz
    10. Müslümanlar uyanıyor
    1. Ölülerimiz bile mağdur oldu
    2. Büyükelçiliğe müdahale Türkiye'ye meydan okumaydı
    3. Dünya müslümanları birleşirse Keşmir kurtulur
    4. Batı'da ahlak Doğu'da terör sorunu var
    5. PKK profesyonel yardım alıyor
    6. Avrupa batışın eşiğinde
    7. Korsanların o kadar gücü yok
    8. 1.5 milyarlık dev uyanmalı
    9. Müslümanlar dünyada söz sahibi olacak
    10. İmece sistemiyle tüm krizleri yenebiliriz
    1. Korsanların o kadar gücü yok
    2. Kapitalizm, kendi krallığını yok ediyor
    3. Batı'da ahlak Doğu'da terör sorunu var
    4. PKK profesyonel yardım alıyor
    5. Dünya müslümanları birleşirse Keşmir kurtulur
    6. Sultanların sohbete katıldığı dergah
    7. "Yine Yeniden Milli Görüş"
    8. İmece sistemiyle tüm krizleri yenebiliriz
    9. 'Sultan baba' rahmetle anılıyor
    10. Avrupa batışın eşiğinde
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Haberler | Bisiklet Mağazası | Bebek Mağazası | ticaretmerkezi.com.tr | Kombi | Bebek Ürünleri

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek