milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

26 MAY 2012 CMT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • ÜŞÜTMEYE KARŞI ETKİLİ (CİĞEROTU)
  • BU OLACAK AYASOFYA!
  • TERÖR DEHŞETİ
  • KAHRAMAN POLİS CAN KAYBINI ÖNLEDİ
  • ŞOK DETAY
  • YELKENLER İNDİRİLDİ
  • SAADET PARTİSİ GAZZE'DE YETİMHANE İNŞA EDECEK
  • İKTİDARDA FİGÜRAN ÇATLAĞI
  • HALKIMIZ GÖSTERİLENE DEĞİL, GİZLENENE BAKSIN
  • YASA GERİ ÇEKİLSİN

Ebû Zer el Gıfâri'nin İslam için katlandığı zorluklar

10 AĞUSTOS 2011
ÇAR 11:50

[-] Normal [+]
  • Ramazan
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Bismillahirrahmanirrahim Âlemleri yaratan, yaşatan, yöneten, terbiye eden Rabbimize hamd, her şeyi tanzim edici, âlemlere rahmet Peygamberimize salât ve selam olsun.

Ebu Zer El Gıfârî, kavmi arasında atılganlığı, cesareti, gücü, kuvveti, yiğitliği ile şöhret bulmuş bir kimseydi. Fakat o, bütün bunlardan zevk almıyor, zavallı insanların elleriyle yonttuğu putlara ilah diyerek tapmasına şaşıyor, putlardan nefret ediyordu.

Nihayet bir gün her şeyin tek bir yaratıcısı olduğuna inanamaya, İnsanlardan uzak bir hayat yaşamaya, Allah Teâlâ'nın rızasına kavuşmak için kendisine yol gösterecek bir rehber aramaya başladı. Bu hal üzere bir üç yıl geçirdi.

Allah(c.c) kulu Hz. Muhammed (s.a.v)'i peygamber olarak görevlendirdiği yıllardı. Artık insanlar birer ikişer Peygamberin davetine uyarak İslam ile şerefleniyordu. İslam'ın nuru âlemi aydınlatmaya başlamıştı. İslâm'ın doğuş haberi gün geçtikçe çevrede yayılıyor, müşrikler ise engellemek için çareler arıyordu.  Mekke'den gelen bir adam Ebu Zer'e: "Mekke'de bir zat var, senin söylediğin gibi "La ilahe illallah" diyor ve peygamber olduğunu ilan ediyor" dedi.

Bunun üzerine Ebu Zer kardeşi Üneys'e: "Hayvanına bin, Mekke'ye git, kendisine vahiy geldiğini söyleyen zatla görüş, söylediklerini dinle, benim için bilgi edin, haberini bana getir" dedi. Üneys, Mekke'ye gidip, Peygamber Efendimizin mübarek cemali, sohbeti ve ihsanları ile şereflendi. Hayran kaldı. Sonra tekrar memleketine döndü.

Ebu Zer kardeşine sordu: Ne haber getirdin?

Kardeşi şu cevabı verdi: Vallahi öyle yüce bir zatı gördüm ki, hep hayrı, iyiliği emredip, kötülüklerden sakındırıyor.

Ebu Zer: Peki insanlar, onun hakkında ne diyorlar?

Kendisi de bir şair olan kardeşi Üneys şöyle cevap verdi: Şair, kâhin, sihirbaz diyorlar. Fakat onun söyledikleri ne kâhinlerin sözüne, ne de sihirbazların sözüne benzemiyor. Onun söylediklerini şairlerin her çeşit şiirleriyle karşılaştırdım. Onlara hiç benzemiyor, hiç kimsenin sözüyle ölçülemez. Vallahi o zat hakkı bildiriyor, doğruyu söylüyor. Ona inanmayanlar yalancı ve sapıklık içindedirler. Bu zat iyiliği, ahlâki değerleri emrediyor, kötülükten de sakındırıyor.

Ebu Zer kardeşine: "Sen bana, bu hususta arzu ettiğim, gönlüme şifa veren, müşküllerimi giderir bir haber getirmedin. Kendim gidip, onu göreceğim" dedi.

Üneys ona şu tembihte bulundu: İyi olur, fakat sen Mekke halkından sakın. Çünkü Mekkeliler, ona karşı son derece kin besliyorlar ve onunla görüşenleri takip ediyorlar.

Ebu Zer, Mekke'ye gitmeye ve Peygamberimizi görüp Müslüman olmaya karar verdi. Ebu Zer El Gıfâri Mekke'de

Mekke'ye varınca hâlini kimseye anlatmadı. Doğruca Kâbe'ye gelip beklemeye başladı. Peygamberimiz Hz. Muhammed'i (s.a.v) tanımadığı ve kimseye sormaya da cesaret edemediği için akşama kadar Kâbe'de bekledi. Akşamüstü bir sokak köşesine çekildi. Hz. Ali, Ebu Zer'i gördü. Garip olduğunu anlayarak alıp evine götürdü. Misafirleri, yabancıları, fakirleri, kimsesizleri arayıp bulmak, onların ihtiyaçlarını gidermek zaten sahabenin yaşayışından bir parça idi. Bunun için kimsin, nesin, nerden geldin, niçin geldin, diye bir soru da sormadı. Hz. Ebu Zer de ona sırrını açmadı.

Sabah olunca, tekrar Kâbe'ye gitti. Akşama kadar araştırdı fakat aradığını bulamadı. Peygamberimize yapılan eziyetleri duyduğu için, durumu iyice anlamadan boş yere eziyetlere uğramak istemiyordu. İkinci günün akşamı yine dün oturduğu köşeye gelip oturdu. Hz. Ali oradan geçerken yine onu gördü, herhalde işini bitiremedi düşüncesiyle onu tekrar evine götürdü. İzzet ve ikramda bulundu, ama kim olduğunu öğrenme fırsatı doğmadı. Ebu Zer Sabahleyin yine Kâbe'ye gitti, yine aradığını bulamadı. Sonra her akşam oturduğu köşeye gitti. Hz. Ali yine onu evine götürdü ve: "Buraya niçin geldin, ne arıyorsun, işin nedir?" diye sordu.

Ebu Zer Hz. Ali'ye yemin ettirip, kimseye bir şey söylemeyeceğine ve doğru konuşacağına dair söz aldıktan sonra maksadını anlattı. "İşittim ki, burada bir Peygamber çıkmış. Onunla görüşmesi, ondan işittiklerini ezberleyip bana nakletmesi için kardeşimi göndermiştim. Kardeşim gönlüme şifa verecek bir haber getirmedi. Onun için bizzat kendim onunla görüşmek ve ona kavuşmak için buraya geldim" dedi.

Hz. Ali: " Sen doğruyu buldun, akıllılık ettin. Bu zat Allahın Resulüdür, hak peygamberidir. Sabahleyin ben O'nun yanına gideceğim. Seni O'na götürürüm. Beni takip edersin, senin için korkulacak bir şey görürsem, ayakkabımı düzeltiyormuş gibi yaparım. Sen beklemez gidersin. Ben geçip gidersem, peşimden gel ve benim girdiğim eve sen de gir!" dedi.

Sabahleyin Hz. Ali'yi izleyerek Peygamberimizin huzuruna geldi. Ve hemen: "Esselâmü Aleyküm" diyerek selâm verdi. Bu selâm İslâm'da bu şekilde verilen ilk selâm ve Ebu Zer de ilk selâmlayan kimse oldu. Peygamberimiz selâmını aldıktan sonra görüşmeler yapıldı.  Peygamber efendimiz ona "Kelime-i Şahadeti" okudu. O da söyleyip, Müslüman oldu.

Allah'ın elçisi ona eziyet edilmesin diye imanını şimdilik saklamasını ve gizlice kabilesine dönmesini tembih etti. "Ne zaman biz güçlenip hâkimiyeti elde edersek o zaman gelirsin" dedi. Ebu Zer Müslüman olmanın verdiği büyük bir hazla: "Ya Resulallah, Allah'a yemin ederim ki Müslüman olduğumu Kâbe'de müşrikler arasında haykırmadıkça memleketime dönmeyeceğim" dedi. Doğruca Kâbe'ye giderek yüksek sesle Kelime-i Şahadet'i okudu. Bunu duyanlar dört bir yandan koşuştular, üzerine leş kargaları gibi üşüş-tüler. Ebu Zer'i tanınmaz hâle getirinceye kadar dövdüler. Nerede ise öldüreceklerdi. Henüz İslam'a girmemiş olan Peygamberimizin amcası Hz. Abbas onu kurtarmak için üzerine kapandı ve halka, "Ne yapıyorsunuz, adama zulmediyorsunuz. Bilmiyor musunuz ki bu adam gıfar kabilesindendir. Gıfar kabilesi de Suriye ticaret yolunuzun üzerinde bulunuyor. Eğer bunu öldürürseniz Suriye'ye gidiş gelişiniz son bulacaktır" dedi. Bunu duyan ve bütün ihtiyaçlarının Suriye bölgesinden karşılandığını bilen ahali, o yolun kapanması halinde başlarının derde gireceğini anladıklarından Ebu Zer'i hemen serbest bıraktılar.

Müslüman olmanın verdiği aşkla ertesi gün tekrar Kâbe'ye geldi. Kelime-i Şahadet'i yine herkesin önünde yüksek sesle söylemeye başladı. Bu sefer de üzerine hücum eden müşrikler onu yere yıkılıncaya kadar dövdüler. Yine Hz. Abbas yetişip, tekrar ticaret yollarının kapanması tehlikesini anlatarak Ebu Zer'i ellerinden kurtardı.

Bundan sonra Peygamber efendimiz Ebu Zer'e şu tembihatta bulundu: "Şimdi kavminin yanına dön! Emrim sana ulaşınca, onu kavmine haber ver! Açığa çıktığımız haberi sana geldiği zaman yanımıza dön"

İman öyle bir nimettir ki, dini ve dünyevi her tür ilerleme sahabenin ayakları altına seriliyor, sosyal hayatın her yönüne tesirleri yayılıyordu. Kim Kelime-i Şahadeti okuyarak İslam bayrağı altına koşsa hiç bir güç onu bundan men edemiyor, hiç bir zulüm ve haksızlık onu bundan uzaklaştıramıyordu.

(Kaynak: Kandehlevi Fazail-i Amal ve Muhtasar Hayat'üs Sahabe)

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Ramazan bölümü’nde 10.08.2011 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • yer Kaynak: İsmail Hakkı Akkiraz / Türkiye
  • tags Etiketler: sahabe, peygamber, müslüman, islam, hz. muhammed, çocuk, muaz, put, cabir, ömer bin hattab, ebu said, usame,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.
shape
  • Ramazan

    1. Ramazan Kazanımlarımız
    2. Ramazan Nükteleri
    3. Kabeye varmak sonsuza yönelmek
    4. Muhteşem şanlı hediye: Semiye Camii
    5. Hz Fatıma, evlenmesi Allah'ın emrine bağlı gelin
    6. Salebe'nin zekatı
    7. Sahura kadar ibadet
    8. Mescid-i haram
    9. Elveda ya Şehr-i Ramazan!
    10. Kur'an, bir hatırlatmadır
  • Diğer

    1. Memurlar ile hükümet arasındaki toplu sözleşme görüşmeleri
    2. ''Herkes İçin Engelsiz Dönüşüm Projesi''
    3. Dustur: "Mübarek'in Başbakanı Mısır'a cumhurbaşkanı mı olacak?"
    4. Niyet varsa bir hafta içinde bile anlaşılabilir.
    5. Ölü sayısı 30'a yükseldi
    6. BM gözlemcileri Hula'ya gidiyor
    7. Eşşebab örgütünden, daha yoğun savaşma tehdidi
    8. Davutoğlu, Malmström ile vize muafiyetini görüştü
    9. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Yıldırım İtalya'ya geldi
    10. Otomobil satış noktalarımız bizim halka dönük yüzümüz
  • Çok Okunanlar

    1. Iskarta tanka 500 milyon avro
    2. Midyat'a Vatikan kolonisi!
    3. Yelkenler indirildi
    4. Bu olacak Ayasofya!
    5. Memura yüzde 3,5 Cargill'e yüzde 35
    6. Bu kadarını Deli Dumrul bile yapmadı
    7. Üşütmeye Karşı Etkili (Ciğerotu)
    8. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    9. Aynı aşk ve heyecanla
    10. Nefes yolları rahatsızlıklarına, Sinirli Ot
  • Çok Yorumlanan

    1. Nefes yolları rahatsızlıklarına, Sinirli Ot
    2. Böbrek taşına karşı ,kuşkonmaz
    3. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    4. Dedem döneminde dini kitap toplatılmış
    5. Saraybosna Film Festivali Çocuklar'la açılacak
    6. Yarım yüzyılda Burhan Doğançay
    7. İmamların oynadığı tiyatro ayakta alkışlandı
    8. Toz Kanatlı Kelebek Necip Fazıl Kısakürek
    9. Dünyanın hazinesi Türkiye kütüphanelerinde
    10. Çin'den Pentagon'un raporuna tepki
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek