Kapatılan DTP‘nin lideri Ahmet Türk, "DTP şiddetin sona ermesi için mücadele ediyordu.
Biz barış istedik, siz bizi kapattınız" dedi. Ahmet Türk elbette kişisel olarak "barış" istemiş olabilir. Yine kişisel olarak "şiddetin sona ermesi için mücadele etmek istemiş" de olabilir. Ancak önemli bir konuyu ihmal ediyor. O da DTP‘nin, PKK‘dan bağımsız bir siyaset geliştirmeyi bir türlü başaramamış olması. PKK liderinin işaretiyle kurulup onun bir işaretiyle lider değiştirebilen bir partinin daha fazlasını yapması zaten beklenemezdi. "Demokratik açılım" süreci boyunca DTP sözcülerinin ağzından en çok duyduğumuz söz de "muhatap İmralı‘dır, Kandil‘dir" sözü olmuştu. Milletvekili seçilerek, bölge halkının meşru temsilcisi olmaya hak kazanan insanların, kendilerine verilmiş temsil görevini ve hakkını doğru düzgün kullandıklarını söyleyebilir miyiz? DTP bu görevini yerine getiremediği için zaten varlığı ile yokluğu arasında çok önemli farklar doğmayacak bir partiydi. Kürtlerin hakları için mücadele edenlerin, PKK‘dan bağımsız bir siyaseti yürütebiliyor olmaları gerekiyor. Çünkü ancak o zaman şiddete karşı ortak bir akıl sorunun çözümü için yollar bulunmasını sağlayabilir.





