Saadet Partisi lideri Numan Kurtulmuş'la buluşmak için daha ideal bir zamanlama olamazdı: CHP kongresi ertesi.
Hatırlarsınız, partinin yeni yüzü Numan Kurtulmuş, geçen yılki yerel seçim öncesi hükümete yönelik sert muhalefetiyle dikkatleri toplamış, kimsenin ummadığı bir zamanda İstanbul ve İç Anadolu'da Saadet oylarını zıplatmıştı. Kurtulmuş, artık cebinde yüzde 5'le dolaşan, genel seçime gözünü dikmiş önemli bir siyasi aktör. O yüzden Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP'ye bakışı çok önemli. Bir de şu yoksulluk, yolsuzluk meselesi var.
Hatırlarsınız geçen seçimde CHP ve MHP, her zamanki gibi seçim kampanyasını laiklik ve vatan-millet temaları üzerine oturtmuş, ancak her iki parti de sandıkta umduğunu bulamazken (CHP'nin İstanbul çıkışını saymazsanız), seçim kampanyasını yoksulluk ve yolsuzlukla mücadele üzerine kuran Saadet'in yüzü gülmüştü. Şimdi CHP'nin başında benzer temaları kullanan, yoksulluk, işsizlik ve haksız zenginleşmeye karşı bir söylemle popüler bir rüzgâr yakalayan Kemal Kılıçdaroğlu var. CHP lideri "Biz zenginleşmeyeceğiz. havuzlu villada oturmayacağız" diyor; Kurtulmuş Saadet oylarını, "Harun gibi gelip Karun gibi ayrılmayacağız" ve "Şimdi başörtülüler, sakallılar jiplerden inmiyor" sözleriyle yükseltti... Tane tane konuşan, bağırmayan, paranızı bir zarf içinde teslim etmeniz 10 yıl sonra kuruşu kuruşuna olduğu gibi geri verecek izlenimi veren Kurtulmuş da Kılıçdaroğlu gibi "sakin güç." Sözleri yakıcı, ancak üslubu kibar. Yine de Kurtulmuş ve İstanbul ekibiyle Yıldız Parkı'ndaki Malta Köşkü'nde kahvaltı için sözleştiğimizde, sohbetimizin önemli bir bölümünde Kılıçdaroğlu ve fakirlik konusunu konuşacağımızı tahmin etmemiştim. Saadet liderine, Kemal Bey'in söylemiyle ne kadar benzeştiğini hatırlatarak konuya giriyorum. Gülüyor. Bu CHP kongresinden beri Saadet yönetiminde bir numaralı espri konusu. "Evet öyle. Ancak her şey aslıyla kaimdir" diyor Kurtulmuş "Biz jip dedik, Kemal Bey havuzlu villa diyor. Onun üslubuyla bizimki arasında bir denge oluşursa, sözlerimizin karşılığı olur."
Kurtulmuş'a göre, CHP'nin "din eksenli muhalefetten" çıkarak farklı bir dil kullanması olumlu: "Tayyip Bey Türkiye'yi kamplaştırdı. Bu yüzden CHP'deki üslup değişikliği çok önemli. Siyasete büyük katkısı olacak. Şimdi Kılçdaroğlu'nun önünde 3'lü bir sınav var: CHP'yi dindar kesimlerle ve dinle barıştıracak mı? Kürt sorununda geleneksel tavrını sürdürecek mi? Yeni bir Anayasa konusunda ne rol oynayacak?"...
Kurtulmuş, Türkiye'de gelir dağılımının bozulduğunu, Hindistan olmaya doğru gittiğimizi, benim tezlerimin aksine "yükselen denizin tüm gemileri yükseltmediğini", 19 milyon kişinin fakirlik sınırında olduğunu anlatıyor. "Milli gelir artışı güzel ama paylaşım kötü. Türkiye'de Batı'daki kapitalist sınıf. Devlet imkânlarıyla zenginleşen bir kitle var. Jip de bunun sembolü" diyor. İşte bu yüzden Ak Parti'nin düşüşte olduğu iddiasında.
Saadet harıl harıl erken genel seçime hazırlanıyor. Anayasa Mahkemesi'nin paketteki tartışmalı 2 maddeyi iptal etmesi durumunda hükümetin 12 Eylül'de referandumla birlikte erken seçime gidebileceğini düşünüyor. Peki, diyorum, Saadet koalisyon alternatiflerini mi planlıyor şimdiden? Söyleminiz bu kadar örtüşüyorsa Kılıçdaroğlu'yla seçim ittifakı mı var kapıda? "İlle de ittifak değil; siyasal rekabet diyelim buna. Biz barajı geçeceğimize inanıyoruz. Erdoğan'la da Kılıçdaroğlu'yla da düşman değil, siyasi rakibiz" diyor. Ben bunu şöyle okuyorum: Ak Parti'yle de CHP'yle de ittifak düşünebiliriz!
(Aslı Aydıntaşbaş /MİLLİYET)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



