Bu satırların yazıldığı sırada KKTC'deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçları henüz açıklanmamıştı. Buna karşın beklentiler ilk turu Başbakan Derviş Eroğlu'nun kazanacağı varsayımı üzerine kuruluydu.
Eroğlu, KKTC'nin ekonomik olarak Türkiye'ye ne denli bağımlı olduğunu da çok iyi biliyor... Eroğlu açısından AKP iktidarı ile ilişkilerinin en zayıf halkası bu olacaktır. Asgari ücretin 1.237 TL olduğu KKTC'de, en düşük memur maaşının son düzenlemelerle birlikte 1.500 TL olduğu gerçeği Türkiye'de pek bilinmiyor. Bu rakamlar Rum kesimiyle karşılaştırıldığında tabii ki komik kaçıyor. Ancak Türkiye ile karşılaştırıldığında kamuoyu açısından çok da komik görünmüyor.
Özetle, "Bu değirmenin suyu nereden geliyor" diye sorulduğunda ortaya KKTC açısından pek de iyi bir görüntü çıkmıyor. Türkiye'den KKTC'ye ilk kez giden ziyaretçilerin, "Sanayi falan yok. Turizm desen zayıf. Peki o son model Mercedes'lerle BMW'lerin parası nereden geliyor" diye yakınmaları, ne dediğimizi ortaya koyuyor. Öte yandan bugünün Türkiye'si 10 yıl öncesinin Türkiye'si değil. BM Güvenlik Konseyi'ne üye seçiliyor, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanlığı'nı elde edebiliyor, özetle dünyadaki itibarı genelde artıyorsa, bunun birçok nedeni arasında, Kıbrıs konusunda çözümden yana sergilediği ciddi iradenin de olduğu aşikâr. Bu arada Ankara için işin bir de AB ile ilişkiler boyutu var ki, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Eroğlu'na diplomatik ifadelerle, "başımıza iş açma" mesajı gönderdi bile. Bu arada AB'den KKTC'ye dönük bazı rahatlatıcı adımların yolda olduğunu gösteren gelişmeler var. Daha önce de belirttiğimiz gibi, KKTC ekonomik ve siyasi açıdan bağımsız olsaydı, Eroğlu'nun seçim zaferinin çok farklı bir anlamı olurdu. Ama mevcut ortamda Eroğlu'nun işi gerçekten zor görünüyor. Zira bu kez karşısında sadece AB ve Güvenlik Konseyi değil, aynı zamanda AKP iktidarı var.
(SEMİH İDİZ / MİLLİYET)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



