1990'dan günümüze kadar her ayın başında aralıksız çıkan, Türk edebiyatının en önemli dergilerinden biri olan Dergâh dergisi Haziran (232) sayısıyla okurunun karşısında. Kapakta Cevdet Karal'ın Yas isimli kısa bir şiiri var.
Geleneksel orta sayfa sohbeti bu sayıda; Uzak İhtimal filminin ödüllü yönetmeni Mahmut Fazıl Coşkun'a ayrılmış. Coşkun daha önce Yaşamak-Cahit Zarifoğlu belgeselinin yönetmenliğini yapmıştı. Bu sohbette yönetmen derdini şöyle özetlemekte; "sinemada gerçekçi, neşeli, gürbüz bir dil kullanmak isterim." İkinci filminin senaryosunu usta hikâyeci Mustafa Kutlu'nun Rüzgârlı Pazar adlı kitabının hikâyesi oluşturacağını da söyleşinin sonuna doğru öğreniyoruz. Kısa ve öz bir söyleşi, mutlaka okunmalı.
Abdullah Harmancı'nın Bahar Olup Gökyüzüne Karışacaksın isimli hikâyesi uzun, harika bir hikâye. Hikâyenin konusunu kitaplar oluşturuyor. Diğer hikâye ise, Ayşegül Ünal'a ait. Hakkı Özdemir'in Her Donkişot'a Bir Sanço Gerek başlıklı yazısı çok uzun (7 sayfa) olmasına rağmen kendini tekrar tekrar okutturacak bilgi ve tadıyla ülkemiz kültürünün kaynaklarını, batılılaşma ile uğradığı değişimi, günümüzdeki görüntüsünü; roman karakteri ve tipinin yabancılaşma bağlamında ele almasıyla derginin en dikkat çekici metnidir. Derkenar sütunlarında Cihan Aktaş'ın Kusursuz Piknik isimli son hikâye kitabı üzerine Mustafa Aldı'nın, günümüzün genç şairlerinden Furkan Çalışkan'ın ilk şiir kitabı Kabahatler Kanunu üzerine Mustafa Akar'ın yazıları var.
Yakup Altıyaprak bu sayıda İbrahim Tenekeci'nin Savunma isimli şiiri ekseninde Tenekeci şiirini irdelemiş, Kamil Yıldız öyküde mitos konusuna değinmiş, Mehmet Nur Karageçi şiirle popüler kültür ilişkisini incelemiş, Mustafa Kara Memduh Koyunluoğlu'nun İznik ve Bursa Tarihi adlı eserini tanıtmış.
Bu sayının en dikkat çeken şiiri; 2000'li yıllardan sonra şiiriyle adından sıkça söz ettiren, 2000 Kuşağı'nın en önemli şairlerinden Cafer Keklikçi'ye ait. Sebeb-i Ziyaret isimli şiir arka kapakta. Keklikçi şiiri birkaç sayıdır Dergâh'ın arka kapağında yer almasıyla ayrı bir önem arz ediyor. Şiir, okurunun şairi ziyaret etmesini konu alıyor. Şair şiirin içinde kendi ismini de kullanarak şiiri dışlaştırıyor. Sosyal ve siyasi yaralarımıza değinmesiyle şiirin 'sosyal gerçekçi' olduğunu anlıyoruz. Uzun bir şiir. Örnek mısralar alıntılayalım; "biri gezinsin içimizde ayağımız yerden kesilene kadar / biri gelip beni çağırsın senin söylediğin çıktı diye yeryüzünde / biri cafer keklikçi isminde bir şair varmış tanır mısınız evini gösterir misiniz zili kaçıncıdır hanım ablacığım / babacığım derdi ki hürmetin bile sessiz olanı makbul yani ehlince / ... / dibindeyim gölgelerin beni oyukla gerçeğe / gerçeğe tercüme olmak isterim kaldırımları söküp söküp yapıyor belediye / belediye kömür dağıtıyor efendi bırakıyor gibi evlere / evlere hiç umut girmese de kâğıt giriyor bilvesile". Sebeb-i Ziyaret "kan kaybediyor mülkiyet şakır şakır bir havra / rahat bir rahvandır rai / şiirlerimizi bindiririz ona gençliğimizi / sevgili okuyucu seni severim bak kerata" mısralarıyla sona eriyor. Cafer Keklikçi okuruna 'kerata' diyebilen bir şair. Derginin diğer şairleri ise şu isimler; Evren Kuçlu, Orhan Tepebaş, Ünsal Ünlü, Ercan Yılmaz, Bülent Parlak ve Emel Özkan.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



