17 Ağustos 1999 depreminde ailesi ve yakınlarını kaybedenler, deprem şehitliklerinde yatan yakınlarının mezarlarını ziyaret ederek Kur'an okudu, dua etti.
Depremin üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen şehitlikte yakınlarının mezarını ziyaret edenler gözyaşlarına hakim olamadı. Sakarya'da depremde hayatını kaybeden vatandaşların çoğunun defnedildiği Serdivan ilçesindeki Deprem Şehitliği'ne gelenler Kur'an okuyup, dua etti. Kimi, ölen çocukları için yazdığı şiirleri mezar taşına bırakarak özlemini giderdi, kimi de mezar başında gözyaşı dökerek acısını yaşadı.
17 Ağustos Marmara Depremi'nde eşini, oğlunu, gelinini ve iki torununu kaybeden, kendisi de enkazdan yaralı kurtulan 70 yaşındaki Zeynel Özyaşar da depremin yıl dönümünde sevdiklerinin mezarı başında yalnız bırakmadı. Ailesinin mezarlarını temizleyip, dua eden Özyaşar, yalnız kaldığı hayatta inancı sayesinde hayata tutunduğunu söyledi.
Adapazarı'nda Papuççular Mahallesi Çıracılar Caddesi'nde kaldıkları 5 katlı apartmanın yıkılması sonucu eşi Hadiye (51), oğlu Yavuz (28), gelini Ayten (23), torunları Furkan (5) ve 7 aylık Zeynel'i kaydeden Özyaşar, beton yığınlarının arasından yaralı olarak çıkartıldı. Ambulansla Eskişehir Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılan Özyaşar, hasta yatağında günlerce ailesinin yolunu gözledi. 'kurtulmuşlardır' ümidiyle Allah'a dua eden Özyaşar, hayattaki tek varlıkları olan eşi, oğlu, gelini ve iki torunun ölüm haberini alınca yıkıldı. Depremin hayatta tek başına bıraktığı Özyaşar, acı hatıraları yaşadığı Adapazarı'ndan ayrılarak Kütahya'ya yerleşti. İnancı sayesinde hayata tutunan Zeynel amca, "Onlar benim için ölmedi, şehitler ölmez. Onlar şuan beni görüyorlar." dedi.
'Dinimiz çok güzel, eğer inancım olmasaydı intihar ederdim' diyen Özyaşar, şunları söyledi: "Ben de enkaz altında kaldım. Allah, bana tekrar sağlığımı verdi, ne kadar şükretsem az. Daima Allah'a sığındım. Bu benim için büyük mutluluk. Ne yapsam az. Bugün 17 Ağustos, 11. yılı dolduruyoruz. Allah, bir daha böyle acı göstermesin. Kıyameti yaşadım, önceleri ağlardım. Onlara her zaman Allah'a emanet olun derdim, öyle de oldu. Her ay mezarlarını ziyaret ediyorum."
KAYBETTİĞİ KIZLARINA OLAN ÖZLEMİNİ ŞİİRLERE DÖKÜYOR
17 Ağustos depreminde kızları Bilgen (20) ve Nalan'ı (14) kaydeden Müyesser ve Şahabettin Özen çifti de çocuklarının mezarını ziyaret edip Kur'an okudu. Geride kalan iki oğlu ve eşi ile kızlarının yasını tutan acılı anne Özen, kızlarına olan özlemini yazdığı şiirlere döküyor.
Kızlarının hayatlarını kaleme alan Özen, her yıl dönümünde olduğu gibi bu yıl da yazdığı şiirleri kızlarının mezar taşlarına bırakarak özlemini dile getirdi. Kendisi için her şeyin aynı olduğunu ifade eden Özen, kızlarına olan özlemin hiç itmediğini söyledi.
Anne Özen; "Çocuklarım öldükten sonra şiir yazmaya başladım. Onların hayatını yazıyorum. Her sene yazdığım şiirleri gelip mezar taşına yapıştırıyorum. Çocuklarım öldükten sonra duvarlar arkadaşım oldu. Hiç kimseye çıkmıyorum artık. Komşulara bile gitmem. Sürekli Kur'an okuyorum." diye konuştu.
Depremde ölen büyük kızının şiir yazmayı çok sevdiğini ve öğretmen olmayı beklediğini belirten Özen, şöyle konuştu: "Kızlarım sanki öleceklerini biliyorlardı. Büyük kızım öleceğini biliyormuşçasına ölüme dair şiirler yazmış. Küçük kızım da hep bana sarılıyordu. Kızımın şiirlerini mezar taşlarına yazdırdık."


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



