Tam on yıl önceydi, büyük felaketi yaşadığımız gün. Yarın 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin onuncu yılı doluyor. Kim unutabilir ki, o geceyi?.. O günleri şöyle bir gözünüzün önünde canlandırınız. Ama bu kez yıkımlarıyla değil, bir başka yönüyle. Bütün bir Türkiye‘nin deprem mağdurlarına nasıl yardım yağdırdıklarını hatırladınız mı? Ülkenin her yanından İzmit‘e, Gölcük‘e, Adapazarı‘na, Sapanca‘ya, Yalova‘ya, İstanbul‘a Anadolu‘nun dört bir köşesinden yiyecek, içecek, giyecek, ilaç, akla gelen gelmeyen her türlü yardım akıyordu.

Yardım toplama merkezlerinin içi-dışı dağ gibi yardım malzemesiyle doluydu. Gerçi yetkililer, sorumlular o yardımı ihtiyaç sahiplerine ulaştırma işini yüzlerine gözlerine bulaştırdılar ama halkın yardım akışı bir gün bile durmadı. Arama-kurtarma çalışmalarına katılmak isteyenler mi istersiniz, kimsesiz kalan çocukları evlat edinmek isteyenler mi?.. O 17 Ağustos, o felaket bu ülkede yaşayan insanların duyguda da etle tırnak gibi kaynaştığını gösterdi. O duygu, ırk, din, dil, mezhep, cinsiyet farkı gözetmeksizin, dev bir toplumun "tasada ortak" olduğunun ifadesiydi. Ne muhteşem bir dayanışmaydı o?

O dayanışma bugün var mı, bilmiyorum. Yarın olur mu, emin değilim...

Muhabir: Haber Merkezi