Hanımların düzenlediği bir çay toplantısındayım... Yaşları otuz ile elli arasında olan hanımlar, her ayın ilk haftası bir araya geliyor ve sohbet ediyorlarmış. Toplantı için, bir hafta önceden hazırlıklar yapılmış. Yani giysiler alınmış, çayın yanına neler hazırlanacağı kararlaştırılmış...Hanımların yorucu bir günün ardından stres atmaya çalıştıklarını hemen görebiliyorsunuz... Bu toplantılar hanımların bir araya gelerek sohbet etmeleri açısından önemli. İçeri girerken bunu düşündüm. Ancak az sonra çaylar hazırlandığında büyük bir hayal kırıklığına uğradım. Yaşı kırkın üstünde bir hanım, hemen yanıbaşındaki genç bayana döndü ve "biliyormusun geçtiğimiz ay gün sendeydi ya, Filiz hanım senin kekleri hiç beğenmedi... Kadının kaşları çatıldı ve mutfak konusunda çok iddialıyımdır, yaptığım hiçbir yemek atılmaz, ben ne misafirler ağırlamışımdır... Diye savunmaya geçti. Ama yüzü asıldı ve iştahı kaçtı. Geldiğine pişman olmuş gibiydi. Az sonra hanımlardan biri ortaya atıldı ve "ismini söylemeyeyim ama bizi birbirimizden ayırmak isteyen biri var. Hatta o kişi şu an aranızda ama ismini veremem... Bunun üzerine hanımlar gözlerini birbirlerine diktiler ve tedirgin olmaya başladılar. Bu konuşmanın ardından hanımlar kuşkulandıkları kişileri üstü kapalı ima etmeye ve birbirlerine laf atmaya başladılar. Çay saati ikindi ezanına kadar devam etti ve hanımlar evlerine döndüklerinde, geride sadece yaptıkları dedikodular ve boşa harcanan zaman kalmıştı.Nedense hanımlar bir araya geldiklerinde hemen bir başkasının kusurlarını deşifre etmeye başlıyorlar. Bunlar arkadaş ilişkilerine hiç fayda getirmediği gibi bir süre sonra insanların arasını açacak ve onları birbirlerinden koparacaktır. Bir hocam, "dedikodu insanın konuşma ihtiyacından kaynaklanır" demişti. Oysa insan olarak bu ihtiyacımızı daha faydalı hale getirebiliriz. Mesela işimize yarayacak, hatalarımızı görmemizi sağlayacak sohbetler yapabilir, birbirimize faydalı tavsiyelerde bulunabiliriz. Sokrata atfedilen şu hikâye dedikodunun hiç işe yaramadığı gibi insanları birbirine düşürdüğünü gösterir mahiyette:
Ne işime yarayacak?
Rivayete göre bir gün adamın biri Sokrat‘a "sana arkadaşının söylediği kötü bir şeyi anlatacağım" der. Sokrat arkadaşına döner ve "Bunu söylemeden önce sana üç soru soracağım, alacığım cevaba göre karar vereceğim" der ve ilk sorusunu sorar:Bana söyleyeceğin şeyin gerçek olduğundan emin misin?Adam, yok bana birisi söyledi, pek emin değilim der.Bunun üzerine söyleyeceğin şey faydalı bir şey mi diye sorar. Adam "hayır" der. Son olarak da, söyleyeceğin şey benim işime yarar mı? Diye sorar. Adam tekrar hayır deyince, emin olmadığın bir şeyi bana söyleyeceksin ve bu iyi bir şey de değil, bunun bana hiç faydası da yok o halde bunu bana neden söylüyorsun?
İletişimde göz kontağı kurmak
İletişim sırasında, insan bir bütün olarak iletişime katılsa da iletişim önce gözlerde başlar. Gözler, olayı resmeder ve karşınızdaki kimsenin sizde uyandırdığı izlenim çerçevesinde bir duyguya sahip olursunuz. Eğer duygunuz, sevgi boyutundaysa, sözel iletişimle devam eder ve diyaloğunuzun süresini uzatırsınız. Bu sırada yaptığınız her eylem, ağzınızdan çıkan her söz kurduğunuz iletişimin bir parçasıdır. Gün içinde olup biten bu sıradan davranışlarımızın içinde de küçük ayrıntılar gizlidir ve insan ilişkilerinin niteliğine göre bunlara her daim yenisi eklenir ya da çıkar. Aslında buradaki bütün çabanız, karşınızdaki kişiye olan sevginizi ortaya koyabilmenizdir. Yoğun Bir alış veriş içindesinizdir. Taraflardan biri önce davranıp selam verirken, karşısındaki buna tebessümlü bir yüz ifadesi de ekleyerek geribildirimde bulunur. Kişinin kurduğu insani ilişkisinde genellikle maddi bir çıkarı yoktur, aksine o sadece karşı tarafla iletişime geçerek onunla kaynaşma ve belki beğenilme, takdir edilme sevgi ve ilgisini verme verdiği kadar da alma ihtiyacını ortaya koymaktadır.
İyi niyetle yola çıktığınızda kazançtasınız
1- Kişi ilişkilerinde, sevgiyi merkeze aldığında bencil duygularından arınarak karşısındakine yönelir ve onunla çıkar gütmeksizin kaynaşır, değerler noktasında alış verişte bulunur. Bu karşılıklı ilişkilerde iki tarafın da birbirine verdiği bir şeyler vardır ki, bu ne parayla ne de fiziksel güçle açıklanabilir. Ondan size sizden ona akan bir sevgi ırmağı vardır ve bu sürekli çağıldamaktadır.
2- Bir başkasına sevginizden, ya da ilginizden vererek, karşınızdaki kimselerin varlığını kabul ettiğiniz gibi onlara karşı şefkat göstererek bencillikten de arınmaktasınızdır. Karşınızdaki kişinin ihtiyaçlarını düşünmeniz, onun varlığını kabul etmeniz sizi empati kurmaya teşvik eder.
3- İlgi hem vermeyi hem almayı gerektirdiğinden dinamik ve hareketlidir. Çünkü ilgilendiğiniz kimseye karşı bir sevgi beslemektesinizdir ve ilginiz sevginizi taşıyacak bir gemidir. Ve siz gemiyi hareket ettirirken, yüreğinizdeki sevginizi de vererek karşılığında manevi bir kazanç elde etmektesinizdir.
4- Sevgi önemli bir servettir ve bu serveti taşıyan kişi sürekli verici durumundadır, aktarır ve verdikçe de serveti ziyadeleşir. Bu anlamda, kişinin sevgisinden vermesi, onu hiçbir zaman yoksullaştırmadığı gibi zenginleştirir, böyle bir kişi olgundur, yalnızlığın kör çukurlarında kalmaktan uzaktır, sevgisinin ürünleriyle huzur bulmaktadır.
5- İlgi göstermek karşılıklıdır. İnsan gerçekten kendinden başkasını da hesaba katarak onun ihtiyaçlarını da düşünmeyi öğrendiğinde olgun bir insan olabilmektedir.




