"Peygamberimizin; Müjdeleyin, korkutmayın. Zorlaştırmayın, kolaylaştırın, şeklindeki mübarek nasihatlerine uyarak Allah-u Teala Hazretlerinin emirlerini söyledik" diyen Nimetullah Hoca, "Müslümanların yabancıları İslam‘a davet etmeyi adeta unuttuklarını belirterek, İslam‘a davet etmek için dil bilmeye gerek yok. Her Müslüman tebessüm ile davet edebilir" şeklinde konuştu.
Hocam, dünya ülkelerini geziyorsunuz. Kaç ülke oldu? Bu kadar gezmenin sebebi nedir?
Allah-u Teala Hazretleri bize gezmeyi sevdirdi. Küçüklüğümüzde babamız da salihlerin, âlimlerin sohbetlerine götürürdü. Cenab-ı Hakk öyle ikram etti. İlim, az bir ilim de olsa, o ilim insanların hakkıdır diye düşünmek nasip oldu. Kendimiz de çeşitli yerlere giderek kardeşlerimizi Allahımızın emirlerine, Sevgili Peygamberimizin Sünnet-i Şeriflerine davet etmek nasip oldu. 50 ülkeden fazla olmuştur. Bu gezilerimizde, camilerde, evlerde ve çeşitli yerlerde bulunduk. Günah işlenen yerlere de girerek oradaki kardeşlerimize şefkatle, Peygamberimizin; Müjdeleyin, korkutmayın. Zorlaştırmayın, kolaylaştırın, şeklindeki mübarek nasihatlerine uyarak Allah-u Teala Hazretlerinin emirlerini söyledik. Onları âcizane davet ettiğimizde rahatlıkla oraları bırakıp camilerimize koştular.
Parklarda ezan okuyup namaz kılıyoruz
Ağırlıklı olarak Japonya ile anılıyorsunuz. Japonların İslam‘a bakışı ne durumda, neler yapıyorsunuz?
Kendilerine tebliğ ulaşmamış kardeşlerimize de şefkatle Kelime-i Tevhide çağırdık. Efendimiz (SAV) buyuruyor ki; Ya İnsanlar! La İlahe İllallah Muhammedun Resulullah deyin, her sıkıntıdan kurtulursunuz, ben daha çok bu hadisi şerifle pek çok kimseleri davet ettim. Binlerce insan Müslüman oldular. Bunların her biri çeşitli yerlerde: Japonya‘da, Kore‘de, Tayland‘da ve Avrupa‘nın çeşitli yerlerinde; efendim, Müslüman olması çok kolay. Kelime-i Tevhidi söyleyince onların dilinde kitaplar veriyoruz, okuyor. Kimisi üç gün sonra telefon ediyor, kimisi bir hafta sonra. Bunları görmek nasip oldu. Abdest almayı görüp, ezan sesini duyup Müslüman olanları da gördüm. Japonya‘da parklarda ezan okuyup namaz kılıyoruz. Dil, iletişim açısından çok önemli.
Yaptığınız çalışmalarda unutamadığınız bir anınız var mıdır?
Ben Filipinlerdeyken bir profesör benim medyadaki konuşmalarımdan etkilenip Müslüman olmuş. Çevresindekiler; ne yapalım da bunu eski haline döndürelim; demişler. Ve çok müteassıp bir Hıristiyan kadınla evlendirmişler. Evlendikten sonra kadıncağız adamı ikna edebilmek için konuşmuş, konuşmuş. Şimdi, adam Müslüman olunca kalbine iman geldiği gibi sabır da gelmiş. Hiçbir şey demiyor. Kadın bir gün akşama kadar konuşuyor, ikinci gün, üçüncü gün akşama kadar konuşuyor. Derken dördüncü günü sabah, adam kadına bir tercümeli Kur‘an veriyor ve biraz okur musun bundan?, diyor. Kadın okuyor ve Müslüman oluyor. Bu kadın Manila‘da Kur‘an Kursları Başkanı şu anda. Kocası da İslam Cemiyeti Başkanı. Dünya böyle. Mesela 20 sene evvel Avrupa‘da bir şey yoktu. İngiltere‘de, Fransa‘da, Almanya‘da; O zamanlar sadece sabah namazları için 1 saatlik yol gidiyorlardı. Şimdi her yerde mescit var. Allah‘a şükürler olsun.
Hocam yıllardan beri Japonya‘da yaşıyorsunuz. Yaklaşık olarak 55 ülkede, hayatınızı bu yola adayarak geçirdiniz. En son Japonyayla ilgili çalışmalardan bize bilgi verebilir misiniz?
Elhamdülillahi rabbilalamin essaletü veselemü ala seyidine Muhammedin ve ala eli ve sahbihi ecmain. Bu davet mevzu. Peygamber efendimiz buyuruyor bütün peygamber kardeşlerim; La İlahe İllallah Muhammedun Resulullah davet ediyor ben de La İlahe İllallah‘a davet ediyorum, "Buyur", diyor. Buyuruyor peygamberimiz bunun için biz beraberce doktorla beraberce bievvelden beri de benim takriben 60-65 yıl; ben bu bir taraftan okudum, bir taraftan gezdim.
Allahu Teala; 3 şeyi sevdirdi bana dinlemek, gezmek ve söylemek ve gezerken de çok hayırlı insanlarla tanışmak nasip oldu ve Mekke-i Mükerreme‘de bulunmak Medine-i Münevvere‘de oradan Japonya‘ya davet ettiler 35 seneden beri gidip geliyorum. Efendi 50 sene, o zamandan bu zamana terk etmedi. Yani Suud-i Arabistan‘da profesörlük yaparken de yaz tatillerinde devamlı gitti geldi. Şimdi sondan 15 senedendir Japonya‘dayız.
Hocam yıllardan beri Japonya‘da yaşıyorsunuz. Yaklaşık olarak 55 ülkede, hayatınızı bu yola adayarak geçirdiniz. En son Japonyayla ilgili çalışmalardan bize bilgi verebilirmisiniz?
Elhamdülillahi rabbilalamin essaletü veselemü ala seyidine Muhammedin ve ala eli ve sahbihi ecmain bu davet mevzu peygamber efendimiz buyuruyor bütün peygamber kardeşlerim; La İlahe İllallah Muhammedun Resulullah davet ediyor bende La İlahe İllallah‘a davet ediyorum, "Buyur", diyor. Buyuruyor peygamberimiz bunun için biz beraberce doktor‘la beraberce Bievvel‘den beri de benim takriben 60-65 yıl; Ben bu bitaraftan okudum, bitaraftan gezdim.
Allahu Teala; 3 şeyi sevdirdi bana Dinlemek, Gezmek ve Söylemek ve gezerkende çok hayırlı insanlarla tanışmak nasip oldu ve Mekke-i mükerreme‘de bulunmak Medine-i münevvere‘de oradan Japonya‘ya davet ettiler 35 seneden beri gidip geliyorum. Efendi 50 sene, o zamandan bu zamana terk etmedi. Yani Suud-i Arabistan‘da profesörlük yaparkende yaz tatillerinde devamlı gitti geldi. Şimdi 15 senedendir Japonya‘dayız.
Japonya‘ya ilk geldiğinizde ne tür şeylerle karşılaştınız; olumlu ya da olumsuz?
Japonlar‘a ilk gittiğimde Japonlar dediler; "Biz İslam hakkında malumatı, müslüman olmayanlardan işittik, esas müslüman olarak sizden dinlemek istiyorum." Ben onlara ilk gittiğimde dedim; sizin şeyleriniz bu teknik malzemeleriniz İslam ülkerine geldi, memnunlar çok; beni sizin o gönderdiğiniz şeylere teşekkür etmeye, beni gönderdiler müslümanlar dedim. Ondan sonra, ben de size; ben Japonlar‘da şunu gördüm ve onlara da söyledim. "Sizin mallarınız dünyanın her yerine gitti Türk, Müslüman ülkelere de gitti, onun için teşekküre geldim. Ben de size birşey getirdim dedim, onlara ve onlara Arapça söylüyorum camiye geliyorlar yazıyorlar, yazıyorlar ondan sonra da oradan çıktıktan sonra da İslam‘ın şartını imanın şartlarını ve La İlahe İllallah Muhammedun Resulullah..." All problem finish"(Tüm dertlere son) deyip, o şekilde her sıkıntıdan kurtulursunuz "La İlahe İllallah Muhammedun Resulullah" edepli insanlar Japonlar.
Japonya‘da, yabancı uyruklu insanlar nasıl yaşıyorlar, yaşantı biçimi nasıl şekilleniyor zaman içerisinde, bizi aydınlatır mısınız?
Çoğu kimseler Japonlarla evlendiler her birinin 5-6 çocukları var. Çok uğraştım onları okutmaya şimdi camilerde okuyorlar anası Japon olanın Japon vatandaşı oluyor... Çocuklar için şimdi medreseler, İslam okulları kurmaya çalışıyoruz. Camilerin yapımı da devam ediyor. Camilerde Kur‘anlar okunuyor. İnşaallah ana okullarından başlayıp üniversiteye kadar devam eden islami eğitim kurumları kurmaya çalışıyoruz. İlk medrese olarak caminin yanında bir yerimiz var. Orada başladık. Japonlar diyorlar ki; ben şu söze çok ağladım. " Ey Müslümanlar neden bize İslam‘ın nurunu getirmeyi geciktirdiniz?" bu sorunun cevabı yok. Sevgili peygamberimiz 13 sene Mekke-i Mükerreme‘de 10 sene Medine-i Münevvere‘de dini tebliğ ettikten sonra benden gördüğünüzü götürün dedi. Bu söz üzerine her tarafa sahabeler daldı. Ama nasip olmamış Japonya‘ya, Kore‘ye. Şimdi diyorlarki bizim komşularımıza getirdiniz, Filipinlere getirdiniz, Çin‘e getirdiniz, Endonezya, Malezya‘ya... Burunei‘yi İslam devleti yapıncaya kadar, Arapça öğrenmişler. Arapça da söylüyorlar. "Biz insan değil miyiz" Bir de doktor, bir Budist profesör diyor ki; bizim sonumuz İslam‘dır.
Başka kurtuluşumuz yok.
Dil, iletişim açısından çok önemli. Sizin onlarca ülkeye gittiğinizi düşünürsek çok fazla dil bilmeniz gerekiyor?
YabancIları İslam‘a davet etmek için dil bilmeye gerek yok. Her Müslüman davet edebilir. Tebessüm ile. Onun bizim üzerimizde hakkı olduğunu düşünerek, gülümseyerek... İnsanlara her şeyin iyisini gösterip her şeyin iyisini söylersek insanlar daha iyi algılar. Japon devleti bize çok hürmet ediyor. Cami yapımında falan hiç faydası yok ama hiç zararı da yok. Japonlar bize İslam‘ın nurunu bize getirmekte neden geciktiniz? Çin‘e getirdiniz, Filipinler‘e getirdiniz, Endonezya, Malezya, Burunei, Singapur ve Tayland‘a getirdiniz de bize neden bu kadar geciktiniz. Biz insan değil miyiz? diyorlar. Bir Japon Profesör; Bizim sonumuz İslam‘dır diyor. Haber Vakti‘nde bunları yayınlayın ki; Kardeşlerimiz bunları okusun, birbirlerine de okutsunlar. Mücahitler çalışacak, davet sürecek.
Genel olarak, Japonlar ne yaparlar, nasıl yaşarlar?
Nüfus 130 milyon. Her sene 17 milyon dışarıya çıkıyor gezmeye gidiyorlar ve bu gezmeye gidenlerden orda gördük. Türkiye‘ye zelzeleye yardıma gelmişler. Müslüman olmuş orda gördük hatta Filistin‘e gitmişler orada ki Müslümanların sabrını kuvvetli imanlarını görüp Müslüman olmuş dönmüşler, orada gördük. Bunlara İslam‘ı öğretiyoruz Şam‘a gitmiş Mısır‘a gitmiş, Arapça öğrenmek için, hatta Amerika‘da Müslümanları görmüş, Müslüman olmuş yani geziyorlar hem ilim öğretiyorlar hem de ilim alıyorlar en iyisi de, Müslüman olmaları tabi...
Şuan itibari ile Japonya‘daki, İslami çalışmalar ne durumda, davet çalışmaları nasıl gidiyor, zorluklar var mı?
Japonya da 35 seneden beri gidip gelirken, ilk gidişlerimizde 20 seneye kadar bundan 20 sene evvele kadar, 2 camiydi şimdi Allahın lutfüyla, 400‘den fazla mescid yani küçük büyük 400‘ü geçti, her gün cami açılıyor, bizi de davet ediyorlar. Son gidişimde yine burada da oldum, en sonu Japonya‘nın büyük memleket efendim Suriye kadar ve yüzde 80‘ni de orman, yüzde 20‘ye yerleşmişler ama davet için kolaylık oluyor. Kalabalık insanları trenlerde, istasyonlar da her yerde davet ediyoruz. Müslüman oluyorlar onlar bizden daha iyi birbirini davet ediyor İslam‘a. Bize cami yapmamıza da yardımcı oluyor. Yani Üniversiteliler bizi toplantılara davet ediyorlar, üniversitelere davet ediyorlar, liselere davet ediyorlar; " Bir de toplantılar yapıyorlar" bizi İslam‘ı bilen kardeşlerimiz anlatıyor, Japonca anlatıyor, sorulara cevap veriliyor, sonunda diyoruz ki kim "La İlahe İllallah Muhammedun Resulullah"a inanırsa O Müslüman; bütün Japonlar hepsi el çırpıyor onlara isim veriyoruz bütün erkekler "Muhammed" bütün hanımlar "Fatıma" diyoruz. Hepsi bu isimleri kabul ediyor seviniyorlar ve Japonlara yani umumiyetle davetle kitaplar veriliyor, konuşmalar yapılıyor İslam anlatılıyor, burada bitiyor iş ama Allahu Teala ikram etti bize, biz ondan sonra diyoruz ki; "La İlahe İllallah Muhammedun Resulullah" yani sonunda; Allahu teala‘nın birliğine, kim inanırsa peygamber efendimizin sünneti şeriflerine, efendimizi son peygamber olduğuna inanırsa, kim söylerse "La İlahe İllallah Muhammedun Resulullah" bu Müslümandır diyoruz. Hepsi kabul ettik diyorlar ve Müslüman oluyorlar. Yani çeşitli yerlerde toplantılara davet ediyorlar. Biz gidiyoruz. Camiler çoğaldı. Camileri ziyaret ediyorlar, İslam‘ı öğreniyorlar. Şimdi 100.000 kadar çocuk var. Babaları Pakistanlı, Bangladeş‘li, Srilanka, Afrika, Arap, Türk; Araplar daha az yani... Türkler daha ilerde... Hepsi kardeşim gibi...





