ASKON‘da düzenlenen "Yeni Anayasa Talepleri" konulu panelde konuşan Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Can ve İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bekir Berat Özipek, yeni Anayasa yapım çalışmalarının ve Anayasa‘nın nasıl olması gerektiğini anlattı.
ASKON (Anadolu Aslanları İşadamları Derneği), gündemle ilgili toplantılar zincirine bu hafta "Yeni Anayasa" tartışmalarını ekledi. ASKON Genel Merkezi‘nde düzenlenen panele Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Can ve İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bekir Berat Özipek konuşmacı olarak katıldı. ASKON Genel Başkan Yardımcısı Sıtkı Abdullahoğlu‘nun yönettiği panele, ASKON Genel Sekreteri Mehmet Akif Bayramoğlu, ASKON Sektörler Başkanı ve çok sayıda katılımcı iştirak etti. Açılış konuşmasını yapan Sıtkı Abdullahoğlu, Türkiye‘nin çok ilginç bir dönemeçte olduğunu belirterek, "Sanki bu sefer gerçek bir dönemeçte gibi bir tabloyla karşı karşıyayız. İlk defa sivil bir iradenin Anayasa yapma sürecini hep birlikte yaşıyoruz. Meseleye entelektüel boyuttan bakmak kadar, diğer boyutlardan bakmak da çok önemli. Biz bir ekonomik sivil toplum örgütüyüz, ama ülkemizi huzur iklimine taşıyacak her türlü girişimi sırtlamamız çok önemli" diye konuştu.
Doç. Dr. Osman Can, Anayasa‘nın bir edebiyatçının hazırlayıp ortaya koyduğu, derleyip toparladığı bir metin olmadığını, Anayasa‘yla toplumsal tüm katmanların ilişkisi olduğu gibi ekonominin de çok yakından ilişkisi olduğunu kaydederek, "Eğer huzur aramış olsaydık, 12 Eylül‘de yapılan darbe sonrasında yüzde 91‘le kabul edilen Anayasa‘nın bize huzur vermesi gerekirdi. Çünkü, o dönemde toplumsal şiddet ve kaos ortamı birdenbire göreceli bir huzur ortamına kavuşmuştu. Eğer huzur arasaydık, 1982 Anayasa‘sından elbirliğiyle kurtulmak istemememiz gerekirdi. Huzuru nasıl algıladığımız çok önemli. Huzur sadece şiddetle, disiplinle, askeri otoriteyle sağlanmaz" dedi.
Toplumsal taleplere uygun Anayasa
1961 Anayasa‘sının getirdiği sosyal ve ekonomik kaosun bir toplumsal çöküş ortamına yol açtığını, 1982‘den sonra Turgut Özal döneminde Türk Lirasının convertible hale dönüşmesiyle ekonomik kazanımların yaşandığına dikkat çeken Can, "Eğer o dönemden sonra Anadolu sermayesi daha da güçlenmemiş olsaydı, Anadolu‘nun sesi çok daha gür çıkmasaydı, belki de biz yeni anayasayı tartışmıyor olacaktık. Anayasa ile ekonomi arasında direkt bir ilişki vardır. Zira, hükümetlerin ekonomik programları yürütebilmesi için güçlü ve özgürlükçü bir anayasaya ihtiyaç vardır" diye konuştu.
Can, şöyle devam etti: "Türkiye‘de ilk kabul edilen Anayasa metni 1876 Anayasa‘sıdır. Bu anayasa ile Padişahın yetkileri tırpanlanmış ve bürokratik kesime devredilmiştir. Anayasa‘yı kim üretirse Anayasa o sınıfların toplumsal ve sosyal tasavvuruna uygun bir metin olarak ortaya çıkacaktır"
Bu metin bizim anayasamız olacak
Doç. Dr. Bekir Berat Özipek ise ilk defa sivil anayasayı talep eden bir süreç yaşadığımıza dikkat çekerek, "İlk defa elimizdeki kırık dökük özgürlükleri koruma durumunda değiliz. İlk defa daha çok özgürlük, daha çok demokrasi talep eden bir süreci yaşıyoruz. Anayasa elbette her derde deva olmayacak. İnsanca yaşayabileceğimiz bir toplum yapısının belgesi olacak. Anayasa Komisyonuna katılan partiler şimdi çok iyi bir başlangıç yapmış gibi görünüyorlar ama benim beklentim, iyi devam edebileceklerine dair bir öngörü değildir. Ortaya çıkacak metin belki hepimizin altına imzasını atacağı bir metin olmayacak. Belki beğenmeyeceğiz, ama, bu metin bizim Anayasamız olacak. Birilerinin yapıp önümüze koyup dayattığı bir metin olmayacak" dedi.
İdeal bir Anayasa
Anayasa yapma sürecinde dikkat edilmesi gereken unsurları sıralayan Özipek, "Bunlar devletin birey haklarıyla sınırlandırılmasıdır. Devletin ideolojik tarafsızlığını ortaya koymaktır. İdeal bir Anayasa vatandaşlık kavramlarında kadim meseleleri, etnik, dini kavramlarla tanımlamaz. Mesela, vatandaşlık Türklükle açıklanamaz. İdeal bir Anayasa insan haklarını evrensel boyutlarıyla ele alır. İnsan hakları, gümrüklerden geçerken dönüşüme tabi tutulamaz. İdeal bir Anayasa azınlıkların haklarını koruma altına alır. İdeal bir Anayasa âdem-i merkeziyetçi olmalıdır. İdeal bir anayasa bürokratik oligarşiyi meşrulaştıracak bir yön taşımaz. Bu sürece ulaşırken eğer Anayasa‘yı fetişleştirirsek, şu anda mevcut olan demokratik ve insan haklarımızdan bile geri düşme riskimiz vardır" diye konuştu.




