Libya'da yaşanan son gelişmelerden sonra Batılı ülkeler NATO aracılığıyla Libya'ya siyasi ve ekonomik ambargonun yanı sıra diğer seçenekleri de göz önünde bulundurmaya hazırlanırken, Türkiye'nin bu durumda sessiz kalmaması gerektiği belirtiliyor. Konunun uzmanları Türkiye'nin D-8'i harekete geçirerek, Libya'da yaşanan gelişmelere duyarsız kalmaması gerektiğini dile getiriyor.
Libya'da tüm bu gelişmeler yaşanırken Batılı ülkeler ise sessiz kalmıyor. İtalya önceki gün yaptığı açıklamada Libya'daki çıkarlarını korumak için askeri bir müdahaleyi ele alarak İtalya Ordusu'na 'hazır ol emri verilirken, NATO'nun ise Libya için acil olarak toparlanması dikkat çekiyor. Tüm bu gelişmelerin yanı sıra Fransa ve İngiltere ise Libya'ya bir kısım ambargonun gündeme getirilmesi için Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na bir tasarı getirmeleri ise dikkat çekiyor.
D-8'in önemi ortaya çıktı
Ufuk Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi Prof. Dr. Oya Akgönenç, D-8'in son günlerde Ortadoğu ve Afrika ülkelerindeki ortaya çıkan halk ayaklanmalarından sonra öneminin daha da arttığını belirterek, "D-8 ne kadar önemli olduğunu anlaşılsaydı, o dönemde kıyamet kopmazdı. Türkiye'ye rakip olan güçler bölgeyi sömüren ülkeler D-8 tehlikesini anında gördüler. 'Müslümanlar bunun faydasını kavramadan bu hükümet ortadan kaldıralım' diye harekete geçtiler. Bunu kendi insanımız göremedi. D-8 rafa kaldırıldı, şimdi ise raftan indirilmelidir" dedi. Akgönenç, Libya'daki olayların biraz daha yatıştıktan sonra Türkiye'nin D-8'leri daha iyi bir şekilde harekete geçirmesi gerektiğinin altını çizerek, "Bizim en azından bu fikri sık sık dile getirerek, gündeme getirilmemiz gerekir. Kamuoyuna tekrardan anlatılması gerekir. Şimdi bunun anlamı daha iyi anlaşılıyor. İnsanlarımız Batı'nın etkisinde kalarak Batılı'nın gözlüğüyle görmeye başlıyor. Olaylara kendi gözümüzle baktığımız anda zaten D-8'in muhteşem bir proje olduğunu anlarız" açıklamasında bulundu.
Petrol iştah kabartıyor
Akgönenç, "Bu kadar büyük arazide çok büyük petrol damarları var. Bu dışarıdan herhangi bir gücü fazlasıyla iştahlandırabilir. Son olarak ise Avrupa Birliği bütün gücüyle BM'yi harekete davet ediyor. Her zaman AB'den şüphe etmek gerekir. 'Halka karşı orantısız güç kullanılıyor. Bu insan haklarına karşıdır. Kaddafi'nin ne yapacağı beli değil. Belki halkına karşı zehirli gaz kullanılabilir' şeklinde bahaneler ortaya atmaya başladılar. Özellikle İtalyanlar çok heyecanlı bir şekilde bunu savunuyorlar. İtalyanlar ve Fransızların Libya üzerinde emperyalist emelleri olmuş, tarihte işgal etmeye kalkışmışlardır" diye konuştu.
Dış müdahale etkili
"AB ve ABD 'ülkede orantısız güç kullanılıyor' şeklindeki bahanelerle aynı Irak'ta olduğu gibi harekete geçmeye hazırlanıyorlar. Saddam içinde aynı şeyleri söylediler. Bunu bahane ederek Irak'ı işgal ederek böldüler. Bunun aynısını Libya'da tekrar edebilirler" diyen Akgönenç, Libya'daki halk ayaklanmalarının Tunus ve Mısır'dan farklı olarak dış etkilerinin de görüldüğünü ifade etti. Akgönenç, "Diğer ayaklanmalar halk hareketleri olarak başladı. Tunus'ta, Mısır'da. Libya'da ise halk bundan etkilendi. Libya'da dış müdahale daha etkili. Belki bir Mısırla cebelleşemezlerdi ama Libya'yı gözlerine kestirdiler" değerlendirmesinde bulundu.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



