Kıskançlık kişinin, sahip olduğu ya da olmadığı şeyleri başkalarından esirgemesi ve paylaşmak istememesidir.
İnsanın doğasında kıskanma potansiyeli var ancak bu durum eğitimle kontrol altına alınarak sorun olmaktan çıkar. Kıskançlık hasede dönüştüğünde ise, yıkıcı olabilir ve büyük tahribatlara yol açarak kişinin hayatını etkileyebilir. Bu nedenle aileler çocuklarına temel alışkanlıklar kazandırırken, insanların başarılarını, tebrik etmeyi ve bundan mutlu olmayı öğretmelidirler. Hazreti Peygamber hasedin getirdiği tahribatı şu hadisiyle ifade ediyor. "Hasedden kaçının, çünkü hased iyilikleri ateşin odunu yediği gibi yer"
Kıskançlık, kişinin iç huzurunu tükettiği gibi, çevresindeki insanlarla arasına soğuk duvarlar örer. Eğer çocuklar küçük yaşlarda eğitilmezlerse, kıskançlık duygusu onlarda kuvvetlenir ve hasede dönüşebilir.
Kıskançlık çocuklarda iki yaşlarında, kardeş kıskançlığı olarak ortaya çıkmaktadır. Bu süreçte çocuk anne babanın desteğiyle, yaşadığı sorunu atlatmalı ve kardeşiyle birlikte oyunlar oynamalıdır. Aksi durumda, çocuğun kardeşine karşı beslediği kıskançlık ve öfke ileride arkadaşına ya da çevresindeki insanlara yönelecektir.
İki yaş dönemi ve sonrasında ortaya çıkan kıskançlık duygusu, daha ziyade, kardeşe, ebeveynlere ve eşyalara karşı gelişen bir kıskançlıktır. Çocuk burada yoğun bir kaybetme duygusu yaşamakta ve öfkeyi biraz kendine biraz kardeşine yansıtmaktadır. Burada anne baba tutumu oldukça önemlidir. Ebeveyn bu süreçte çocuğu cezalandırır ya da kardeşinden uzaklaştırmaya kalkarsa sorun daha da içinden çıkılmaz bir hale gelebilir. Burada çocuğun yaşadığı en yoğun duygu kaybetme korkularıdır. Daha birkaç ay öncesine kadar, evde ilgi odağı olan çocuk eve yeni bir bireyin katılmasıyla pabucunun dama atıldığını düşünmektedir. Aileye yeni biri katılmıştır ve anne babanın sevgisine ortak olmaktadır. Oysa anne babanın ilgisi çocuğun her şeyidir. Ve çocuk, anne babanın ilgisini kaybetmekten ve bundan yoksun kalmaktan korkmaktadır. Bu duygusunu da, sevgisine ortak olduğunu düşündüğü kardeşine vurarak ya da onu cezalandırarak ortaya koymaktadır. Bu tür durumlarda bazı anne babalar "biz kardeşini hiç sevmiyoruz, seni seviyoruz, o kötü biri sen iyisin" türünden yönlendirmelerle yaşanan sorunu daha da içinden çıkılmaz hale getirebiliyorlar. Çocuk bunun asılsız sözlerden ibaret olduğunu anlar ve kardeşine karşı geliştirdiği öfkeyi daha da büyüterek ona vurabilir. Yaşanan kıskançlık durumunda ebeveynler sağlıklı ilişkiler kurarak bu sorunu ortadan kaldırmazlarsa, çocuk yaşadığı kıskançlığı, öfke, uyum bozukluğu, söz dinlememe, kendine acıma, intikam alma şeklinde ortaya koyabilir. Ayrıca buna, alt ıslatma, parmak emme gibi durumlar eşlik edebilir.
Peki anne baba ne yapmalı?
Her şeyden önce, anne baba çocuğun bu davranışının altında yatan nedenin kaybetme endişesiyle ilişkili bir durum olduğunu bilmelidirler. Bu sorunu ortadan kaldırabilmek için çocuğa hiçbir şekilde, "biz seni daha çok seviyoruz" tarzında ifadeler kullanmamalı bunun yerine ona olan sevgi ve ilgilerinden hiçbir şeyin eksilmeyeceğini çocuğa davranışlarıyla hissettirmelidirler. Anne baba çocuğa vakit ayırmalı ve duygularını aktarmasına fırsat tanımalıdırlar. Ayrıca yeni bebek doğmadan önce anne baba çocuğa bebekle ilgili bilgi vermeli ve bu konuda onu rahatlatmalıdırlar. Ebeveynler, kardeşine zarar verir düşüncesiyle çocuğu ondan uzaklaştırmaya çalışmamalı bunun yerine, birlikte bir şeyler yapmaya ve paylaşım içinde olmaya teşvik etmelidirler. Ayrıca anne baba çocuğa vakit ayırmalı, onunla konuşmalı, onu dinlemeli ve kardeşin doğsa da sana olan sevgimizden ve ilgimizden hiçbir şey kaybetmedik duygusunu ona vermelidirler.
Anne babalar unutmamalıdırlar ki, çocuklarda ortaya çıkan sorunların erken yaşta giderilmesi ileride doğacak büyük problemlerin ortadan kalkmasını sağlayacaktır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



