İmam'ı Gazaliye göre çocuk eğitimi çocuğun doğumuyla birlikte başlar ve hayat boyu devam eder.
Buna göre, öncelikle, çocuğu emziren kadının helal ve haram sınırlarını dikkate alması, ve Allahın rızasına uygun yaşaması gerekir. Çünkü, ailenin yaşam tarzı ve iyi kötü kavramına verdiği anlam çocuğun dünyasına tutulacak bir aynadır. Burada her şeyden önce, ailenin çocuğa doğru örnek olmak gibi bir sorumluluğu vardır. Çocuk altı yedi yaşlarında iyi kötü ayrımını yapabilecek yeterliliğe gelir, anne baba bu süreci iyi değerlendirmeli ve çocuğa doğru yanlış kavramlarını vermelidirler. İmam'ı gazali bu sürecin çocukta utanma duygusunun belirgin hale gelmesiyle ortaya çıktığını ifade eder. Ona göre çocuğun bazı şeyleri terk ederek utandığını belli etmesi, iyi kötü kavramını anlama sürecine geldiğini gösterir.
İmam'ı Gazali, çocuğun eğitiminin, emzirme süreciyle başladığını ve sofra adabından, sosyal alana ve okula kadar uzandığını ifade eder. Buna göre, sofra sadece karnımızı doyurmak için oturduğumuz bir alan değildir, aynı zamanda temel alışkanlıklar edindiğimiz ve dış dünyaya açıldığımız penceremizdir.
Çocuk yemeğe başlarken aile, besmele ile başlamayı, yemeği sağ elle yemeyi öğretmelidir. Ayrıca çocuğa önünden yemesi ve yemeğe herkesten önce başlamaması gerektiğini de ifade etmelidirler. Sıradan hareketler gibi görülen bu davranışlar çocuğa yediğimiz şeylerin Yaratıcı tarafından bize verildiği bilincini, başkalarının haklarına riayet etmenin önemini ve saygılı olmayı öğretmektedir. Ayrıca çocuğa ihtiyacımız kadar yemenin, lokmaları uzun uzun çiğnemenin, yemekten sonra hamd etmenin gerekliliği de burada öğretilmelidir. Bütün bunlar çocuğun tamahkarlığını geliştirecek ve onu doyumsuzluk hastalığından koruyacaktır.
Çocuğun hatalarını deşifre etmemek ve onu başkalarının yanında utandırmamak da önemlidir. Aksi takdirde çocuk, yüzsüzleşir ve aynı hatayı tekrar ederek ailenin dikkatini çekmeye çalışır. Çocuk uygun bir dille uyarıldığı halde, aynı hatayı tekrar ederse, bunun zararları çocuğa anlatılmalıdır. Çocuğu uyarırken etrafta başkaları olmamalı ve çocuk utandırılmamalıdır. Aile çocuğu tenkit etmekten kaçınmalıdır. Bu durumda söylenen sözün tesiri azalır ve bunun çocuğa faydası olmaz... İmam'ı Gazali'ye göre, çocuğa ev içinde, toplumda ve okulda nasıl davranacağı öğretilmeli ve temel kural ve kaideler burada verilmelidir. Aile evde başladığı eğitime, çocuk biraz büyüdüğünde dışarıda da devam etmeli ve ona toplantılarda oturma adabını, ve büyüklerin yanında nasıl davranacağını, başkalarının sözünü kesmemeyi insanları dinlemeyi öğretmelidirler. Bununla beraber çocuğu konuşurken yalan söylememe, yemin etmeme, başkalarının haklarına saygı gösterme noktasında da bilgilendirmelidirler.
Çocuk okula başladığında ise, burada dini bilgiler verilmeli ve evde öğrendiği ahlak kuralları pekiştirilmelidir.
Sağlığımız
Bitkisel çaylar
Küçüklüğümüzde büyükannelerimizin demlediği bitkisel çayların kokusunu unutmak mümkün değil. O zamanlar, boğazımız ağrıdığında, sesimiz kısıldığında büyükannelerimiz, doğal bir ilaç olarak tanımladıkları bitkisel çayları hazırlarlar ve bize içirirlerdi. Doktorun verdiği ilaçları kullanırdık ama bu çaylardan da vazgeçmezdik. Ama artık günümüz gençlerinin damak zevkleri değişti. Şimdilerde bu çaylara ilgi gösteren pek yok.
Bizler büyükannelerimizden gördüğümüz gibi, mutfağımızın bir köşesinde bu çayları bulundurmalı ve özellikle kış aylarında hiç olmazsa birer bardak içmeliyiz.
Ihlamur çayı: Ihlamur, soğuk algınlığı, öksürük, yorgunluk, uykusuzluk, spazm kan dolaşımı bozukluklarına iyi gelen bir çaydır. Akşam yatma saatinde alınmamalıdır aksi takdirde uykusuzluk yapabilir. Bunun dışında öğle yemeğinden sonra bir bardak alınabilir. Ya da çocuklarımıza sabahları çay yerine bir bardak ıhlamur verebiliriz.
Isırgan çayı: Sonbahardan ilkbaharın sonlarına kadar bahçelerimizde yetişen ve sağlığımıza çeşitli faydaları olan bir bitkidir. Özellikle metobolizma ile ilgili rahatsızlıklarda etkilidir. Bununla beraber, mide barsak rahatsızlıkları, böbrek, romatizma, nefrit, sarılık ve idrar yolları enfeksiyonu gibi sorunlarda da kullanılabilir. Ayrıca ısırgan çayı kansere karşı koruyucu işlev görmektedir.
Biberiye çayı: Biberiye çayı, kan dolaşımı sorunu olan kimseler için ideal bir üründür. Ayrıca, romatizma, astım, mide rahatsızlığı ve sindirim sistemi sorunları için de kullanılabilir. Bununla beraber bronşit, öksürük, migren gastrit ve düşük tansiyon için de etkilidir.
Rezene çayı: rezene, mide krampları, gaz sorunları, hıçkırık, bulantı, idrar yolları iltihabı ve hazımsızlık durumlarında kullanılabilir. Rezene küçüklüğümüzde sık sık içtiğimiz tanıdık bir çaydır.
Nane çayı: Nane çayı, mide barsak sorunlarında, kalp çarpıntısında ishal ve safra kesesi sorunlarında kullanılabilir. Nane yemeklerde de sık sık kullandığımız bir üründür.
Adaçayı: Adaçayı, Akdeniz bölgemizde bolca bulunan bir üründür. Özellikle diş eti ve boğaz iltihaplarında, sindirim bozukluğunda, titreme ve kansızlık durumlarında, menopoz sonrası ateş basması durumlarında rahatlıkla kullanılabilir. Diş eti rahatsızlarında günde bir ya da iki bardak içilebilir.
Elma çayı: Elma çayı, nefes darlığı sindirim sistemi rahatsızlıkları ve toksinlerin atılması konusunda rahatlıkla tüketilebilir.
Birkaç söz
Geçmişten çıkamamak
Bazı insanlar vardır, kendilerine yapılanları biriktirerek büyükçe bir bohça hazırlarlar. Bu kimseler hayatta sahip oldukları güzelliklerin farkına varamazlar. Çünkü geçmişin etkisinden çıkmayı başaramamışlardır. Her fırsatta biriktirdikleri şeyleri çıkarır ve şu zaman şu kişi şunları yapmıştı, şu vakit şu çileleri çekmiştim...diye başlarlar söze...Mutluluk bu kimselerin sokağına uğramız. Çünkü onlar geçmişin içinden çıkamamışlardır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



