Aşırı sağcı terör ile sarsılan Almanya‘da 2000-2006 yılları arasında sekiz Türk ve bir Yunan işletmecinin öldürüldüğü ‘dönerci cinayetleri‘nin arka planı araştırılıyor.
Yeşiller Partisi Federal Meclis Üyesi Memet Kılıç, "Bana öyle geliyor ki biz sadece buzdağının üst kısmını görüyoruz, altında daha büyük şeyler vardır." dedi. Kılıç, Alman hükümetinin aşırı sağcılarla uğraşmak yerine İslam‘la uğraşmayı kendine spor edindiğini belirtti.
Aşırı sağcı terör ile sarsılan Almanya‘da 2000-2006 yılları arasında sekiz Türk ve bir Yunan işletmecinin öldürüldüğü ‘dönerci cinayetleri‘nin arka planı araştırılıyor. Yeşiller Partisi Federal Meclis Üyesi Memet Kılıç, "Bana öyle geliyor ki biz sadece buzdağının üst kısmını görüyoruz, altında daha büyük şeyler vardır." dedi. Kılıç, Cihan Haber Ajansı‘na yaptığı açıklamada, Alman hükümetinin aşırı sağcılarla uğraşmak yerine İslam‘la uğraşmayı kendine spor edindiğini belirtti.
Almanya‘da 8 Türk ve 1 Yunanlıyı katlettiği ortaya çıkan Neonazi örgütünün, istihbarat teşkilatınca korunduğu iddiaları Almanya‘yı karıştırdı. Yeşiller Milletvekili Kılıç, olayın neresinden bakılırsa bakılsın büyük bir skandal olduğunu söyledi. Kılıç, "Güvenlik birimleri ve Anayasayı Koruma Dairesi bu kadar olayı görememişse bu bir skandaldır. Şayet görmüşler de görmemiş gibi yaptılarsa daha büyük bir skandaldır, bu işin bir korkunç boyutu." dedi. Anayasa Koruma Dairesi‘nin aşırı sağcı örgütlerde muhbir istihdam etmesi konusuna da değinen Kılıç, "Hukuk devletinde bu tür muhbirlerin yaptıkları işten pişman olup o çerçeveden çıkmak isteyen kişiler arasından seçilmesi doğru olur. Ama pratik onu gösteriyor ki Alman devleti hâlâ o çerçevede aşırı sağcı olarak çalışan kişileri aynı zamanda muhbir gibi kullanmış. Bunlara ödemelerde bulunmuş ve hatta serbest ve rahat hareket edebilmeleri için dokümanlar düzenlemiş. Bana göre bir hukuk devletinin yapamayacağı, atamayacağı adımlar atılmış. Bu işin iyice gözden geçirilmesi ve yanlışların düzeltilmesi gerekiyor." diye devam etti.
Savcı Almanya‘nın imajını kurtarma derdine düşebilir
Yeşiller partisi olarak Anayasa Koruma Dairesi‘nin gözden geçirilmesi için Federal Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını talep ettiklerini ifade eden Kılıç, olayın sadece Federal Savcı‘nın takip etmesinin yanlış olacağına dikkat çekti. "Olayın araştırmasını da mümkün olduğu kadar eyaletlere dağınık bir şekilde yapılması gerektiğini düşünüyoruz, tek elde toplanması, yani sadece olayın Federal Savcıya devredilmesine uygun görmüyorum. Benim kaygım, Federal Savcı olayı eline aldığında Almanya‘nın imajını kurtarma çabası ön plana geçebilir. Bu işin kamuoyu önünde bütün ayrıntıların açıklığa kavuşturulması gerekiyor." diyen Kılıç, Almanya‘nın ırkçılığa karşı mücadele etmekten daha çok dünyadaki kendi imajını kurtarma hedefli çalışmalar yaptığına dikkat çekti.
Başbakan Angela Merkel‘in ‘Almanya için bu utanç verici‘ açıklamasını ve olayı ağır eleştirmesini doğru bir açıklama olduğunu söyleyen Kılıç, şöyle devam etti: "Birlik Partileri‘nin (CDU/CSU) şu an attıkları adımlar var. Ama söylem yetmez iş önemli. Aşırı sağcı NPD partisinin kapatılmasını gündeme getirerek sis bombası atmaya gerek yok. Mesele NPD‘nin kapatılıp kapatılmaması değildir, Almanya NPD‘nin seçimlerde düşük oy almalarıyla övünüyor dünyada. Ama bu ırkçıların sayısının az olduğu anlamına gelmiyor. Daha yakın zamanda Federal Aile Bakanı Kristina Schröder ırkçılığa karşı mücadele veren dernek ve kuruluşlarına yapılan devlet desteği kısıtlamıştı. Bu da gösteriyor ki, şu anki hükümet ırkçı karşı mücadele vermekten çok, sağ gözünü kapatıp İslam‘la uğraşmayı kendisine spor edindi. Bu yanlış bir istikamet, sağcı radikaller Almanya‘daki en önemli tehdittir anayasal düzene karşı. Bunlara karşı efektif mücadele edilmeli." Kılıç ayrıca Yeşiller partisi olarak hükümete olayla ilgili soru önergesi vereceklerini belirtti.
Ölüm listesinde Türk siyasetçiler var
Alman basını, Neonazi grubun tespit edildiği Thüringen‘de bazı politikacıların ölüm listesinde olduğunu yazdı.
Alman basını, Neonazi grubun tespit edildiği Thüringen‘de bazı politikacıların ölüm listesinde olduğunu yazdı. Kölner Stadt Anzeiger gazetesi,100‘e yakın BfV‘li istihbaratçının NPD‘de aktif olduğunu Berlin‘deki güvenlik çevrelerindeki haber kaynaklarına dayandırdı. Bu sayı ile NPD‘deki istihbarat mensubu sayısının 2003 yılkine göre çok daha fazla olduğunu bildiren gazete, NPD‘nin eyalet ve federal yönetimindeki kişilerin yüzde 15‘inin BfV‘lilerden oluştuğunu kaydetti. Gazete, Neonazi grubun tespit edildiği Thüringen‘de, bazı politikacıların da ölüm listesinde olduğunu bildirdi. Diğer deliller arasında bir de listenin bulunduğunu, bu listede Türk politikacılar ve İslami organizasyonların isimlerinin geçtiğini bildiren gazete, bu isimler arasında Yeşiller Partisi‘nden Jerzy Montag ve CSU‘dan Hans-Peter Uhl‘un adının da yer aldığını aktardı. Montag, "Aşırı sağ katillerin ben ve siyasetçilerden başka arkadaşlarımla da ilgilendiğini şimdi öğrenmek kişisel olarak sıkıcı ve boğucu," dedi.
Öte yandan Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff ise terör kurbanları ve yakınlarını kabul edeceğini bildirerek, ülkedeki bir çok insanın kızgın olduğunu aktardı. Söz konusu buluşmaya Federal Hükümet ve Federal Meclis temsilcilerinin de katılacağı bildirildi.
NPD‘nin içinde 100 civarında Alman istihbarat mensubu var
Almanya‘da 2000 ile 2006 yılları arasında işlenen ve sekizi Türk biri Yunan dokuz esnafın öldürüldüğü ‘Dönerci Cinayetleri‘ konusunda her gün yeni bir bilgi gün ışığına çıkıyor. Çorap söküğü gibi çektikçe gelen bilgi ve iddialara göre; cinayetlerin arkasında sadece Nasyonal Sosyalit Yeraltı Grubu yer almıyor. Alman iç istihbarat teşkilatı Anayasayı Koruma Dairesi (BfV) mensuplarının da aşırı sağ gruplara katkı sunduğu iddia ediliyor.
En azından ihmalleri olduğuna inanılan ve Federal Meclis‘in inceleme başlattığı Anayasayı Koruma Dairesi konusunda Kölner Stadt Anzeiger gazetesi, "NPD içinde 100 civarında Anayasayı Koruma Dairesi mensubu aktif." diye yazdı. Diğer yandan Die Welt, WAZ gibi bir çok Alman gazetesinde yer alan haberlere göre; Hessen‘de iki BfV istihbarat görevlisi aşırı sağcı Zwickauer Terör Hücresi hakkında soruşturmayı sürekli olarak engellemiş, örtbas etmiş. Bir BfV mensubu hakkında, cinayet sırasında olay yerinde olduğu için soruşturma başlatılmış. Hessen Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV) için çalışan ve "Küçük Adolf" diye adlandırılan istihbarat mensubunun, "Döner Cinayetleri"nden en az birinde yer aldığı, daha sonra ise Kassel Valiliği‘nde çalıştığı bildirildi. "Küçük Adolf" diye manşetlere çıkan Andreas T., komşuları tarafından iyi bir aile babası, iyi bir kardeş ve iyi bir itfaiye memuru olarak nitelendirilmiş.
Kadın katil sessizliğini koruyor
Bankayı soyduktan sonra kaçan aşırı sağcı iki katil, karavanlarında silahla intihar etmişlerdi. Böhnhardt ve Mundlos‘la birlikte hareket eden 36 yaşındaki Beate Zschaepe ise Almanya‘nın Köln kentinde gözaltında tutuluyor ancak cinayetler konusundaki sessizliğini koruyor.
Wullf kurbanların aileleriyle görüşecek
8 Türk ve 1 Yunanlının aşırı sağ teröre kurban gittiğinin ortaya çıkmasının ardından Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wullf, kurbanların yakınlarını Cumhurbaşkanlığı Sarayı‘na davet etti. "Dönerci cinayetleri" konusunda ilk defa konuşan Cumhurbaşkanı Wullf, "Bu cinayetler nedeniyle ben de Alman halkı gibi derin bir sarsıntı yaşadım. Kaç kişinin bu cinayetlere kurban gittiğini hala bilmiyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Wullf‘un Türk kurbanların yakınlarını ne zaman kabul edeceği konusunda ise bir açıklama yapılmadı.




