Geçen gün 32. Gün'de asker dostlarıyla telefonda görüşürken bile hazır ola geçmesiyle nam salan bilim adamımız Celal Şengör'ü dinlediğimden beri...
Deprem tartışmalarına kulak vermeme kararı aldım. Çünkü iş başka bir mecraya sürükleniyor. Ne yaptı Celal Şengör? Anlatayım... Bu kez her zaman söylediklerinden daha da korkunç bir deprem manzarası çizdi. İstanbul'un kıyılarının dalgalarla yok olacağını, sağ kalanların salgın hastalıklara kurban gideceğini söyledi. Elini yükselttikçe yükseltti! Sonra da baklayı ağzından çıkardı... "İstanbul'da derhal sıkıyönetim ilan edilmeli!.." (Sürekli askerin deprem bilgisini göklere çıkartan Şengör'ün 17 Ağustos depreminde Gölcük'te garnizon içinde yaşanan felaketi hiç söz konusu etmemesi ayrıca ilginç!) Hani bütün acılarıyla Haiti, Şili ve Elazığ depremlerini arka arkaya yaşamasak... İstanbul depreminin gündeme yeniden ve ürkünç biçimde getirilişini "asimetrik psikolojik savaş"ın bir parçası olarak değerlendirmek işten değil! Bir karar verelim; depremi mi konuşacağız, demokrasiyi mi tartışacağız?
(HAŞMET BABAOĞLU / SABAH)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



