Çanakkale Ruhu'nu yaşatmak demek; Türk'ün, Kürt'ün, Laz'ın, Çerkez'in ve Arap'ın kardeşliklerinin yaşatılması demektir.
Kardeşlik neyi gerektiriyorsa, hangi sorumlulukları yüklüyorsa bunları taşımamız demektir. Bu psikolojik durumun yakalanması sorunlarımızın büyük bir kısmının çözülmesini sağlayacaktır. Çünkü Çanakkale'de yan yana yatan şehitlerimizin bize emanet ettiği sadece bu vatan toprakları değildir; farklılıklarımıza rağmen birlikte yaşamayı başarabilmek örneğidir. Çanakkale Ruhu'nu yaşatmak demek; milletimizin düşmanlarını da iyi tanımak ve unutmamak demektir. Bu gün AB kapısında bizi bekletenler o gün bütün gücüyle her şeyimizi yok etmek, topraklarımızı işgal etmek için Çanakkale Boğazı'na dayanmışlardı. Bunları unutacak mıyız?.. Aynı olayı Rabbim bir daha yaşatmasın... Ancak bir ülkeyi işgal etmek sadece toprakları üzerinde fiili egemenlik sağlamak değildir. O ülkeyi yönetenlerin kafaları "aşağılık kompleksiyle" işgal edildiğinde de aynı sonuç ortaya çıkabiliyor. Osmanlı İmparatorluğu'nun parçalanması ile oluşturulan tüm ülkelerde maalesef bu tarz yönetimler düzenlerini sürdürüyorlar... Er geç köklerine dönecekler ve Allah(cc)'ın ipine sarılarak özgür olacaklar... Çanakkale ruhunu yaşatmak demek; herkes için adalet, herkes için özgürlük ve herkes için refahın hakça paylaşımını gerçekleştirmek demektir. (ŞEFİK DURSUN / AKİT)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



