Seddülbahir cephesinde düşman şafakla başlattığı ağır bombardımandan sonra piyade hücumuna başladı. Kanlı bir boğuşma sabahın ilk ışıklarına kadar sürdü. İngilizlerin savaş günlüğünden anlıyoruz ki, akşama Suvla'da 30 bin asker çıkarılacak. Türkler bu cepheden Suvla'ya asker kaydırmasınlar diye bu hücum yapılmıştır. Hatta bir ara düşman neredeyse siperlerimizi aşmaya muvaffak olacaktı. Ama iman gene galip geldi. Düşman durduruldu ama, 5 binden fazla zayiat verdik. Düşman buradaki hücumuna birkaç gün daha devam edecektir.
ANZAK cephesinde ise aynı saatlerde doğu tarafına doğru hücuma geçtiler. Kan gövdeyi götürecek kadar çok zayiat vardı. Düşman bu amansız hücumu asıl maksadını gizlemek için yapıyordu. Çünkü yapılan yeni plana göre asıl hedef Conkbayırı idi. Suvlaya çıkan yeni kolordu ile Conkbayırı'nda buluşacaklardı. Nitekim ertesi sabah hücumun yönünü kuzeye çevirdiler. 5-6 gündür gizlice aldıkları 25-30 bin kişilik yeni takviye kuvvetleri de hücuma kalkmıştı.
Akşam üzeri de Suvla Körfezi ve Anafartalar sahillerine 30-35 bin kişilik yeni birlikleriyle çıkarma yapmaya başladılar. Tepelerde sadece 1500 askerimiz ve birkaç eski model topumuz vardı. Kimse onlara destek veremezdi çünkü düşman tüm cephelerde şaşırtma hücumları yapmaktaydı.
Akşamın karanlığında tepelerden tek bir el silah atıldı ve çıkarma yapan bir düşman eri cansız yere serildi. Başka da bir mukavemet görmeden karaya çıktılar. Bizim asıl birliklerimiz General Liman Von Sanders'in emri ile Saros Körfezi'ne götürülmüştü. Düşman böylece büyük bir aldatma taktiği yapmış ve başarmıştı. 60 km.lik uzaklıktan ise ancak 36 saatte asıl cepheye gelebilirlerdi. Düşman bu 36 saatte hedefleri ele geçirmeyi planlamıştı. En büyük hedef ise Conkbayırı idi. ANZAK'larla orada buluşacaklardı. Gelişmeleri önümüzdeki günlerin olaylarında aktaracağım. Bugün meydana gelen enteresan bir olayı nakletmek istiyorum: 20.Yüzyıl'ın son çeyreğinden sonra dünya yüzünde meydana gelen savaşlar veya çatışmalar canlı kameralar vasıtası ile izleyicilere naklen izlettirilmektedir. Şimdi anlatacağım olay bize gösteriyor ki, Çanakkale savaşlarında da, cephedeki savaşın dehşeti 15 bin kilometre uzaklıktaki asker ailelerine adeta izlettirilmiştir. Elbette o devirde, radyo yaygın değil, televizyon ise hiç bilinmezdi. Geriye mektup kalıyor.
Evet tahmin ettiğiniz gibi mektupla savaş izlettirilmesi.
Avustralyalı asker Mc. Anulty, 6 Ağustos 1915 tarihinde, ölüm anından saniyeler önce, ailesine mektup yazarak, adeta kendi ölümünü kendi ailesine izlettirmiştir.
Okuyoruz:
"Cuma günü saldırıya geçeceğimiz bildirildi. Türk ateşi çok yoğundu ve etraf cehenneme dönüşmüştü. Ben ve 4 arkadaşım hızla ilerlemiş ve diğerlerinin soluna düşmüştük. Tepemizde Türk şarapnelleri uçuşuyordu. Orada daha fazla kalamazdık, hemen çıkmamız gerekiyordu. Arkadaşlarıma; bu bir intihar, ama deneme atlayışı yapacağım, dedim. Onların da aynı şeyi düşündüklerini ve beni izleyeceklerini biliyordum. Ayaklarımın üzerinde yaylanıp atladım..." Avustralya Savaş Tarihi yetkilileri, burada biten mektubun altına bir açıklama koymuş. Notta şöyle deniliyordu: "Asker Mc Anulty'in satırları burada, yarıda kesiliyor. Başka bir şey yazılmamış. Resmi kayıtlar kendisinin, Kanlısırt'ta 6 - 12 ağustos tarihleri arasında girişilen bir çatışmada yaralandığını ve daha sonra öldüğünü gösteriyor. Cecil Mc.Anulty, büyük bir olasılıkla bu satırları yazarken, cümlesini tamamlayamadan ölmüştür.
Hatıra defteri arşive, annesi tarafından verilmiştir."


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Ekrem Şama / Türkiye
Etiketler:



