Başbakan Erdoğan Davos'ta milletimizin hislerine tercüman olan bir tavır sergiledi. Erdoğan'ın çıkışının öncesinde oldukça çirkin şeyler yaşandı.
İşgalci bir devletin başkanı doğrudan T.C. Başbakanı'nı hedef alarak el kol hareketleriyle ve yüksek sesle hiçbir insanın asgari nezaket kurallarında yeri olmayan bir çıkış yaptı. Üstelik Erdoğan'ın cevap verme hakkı da panel yöneticisi tarafından hem sözlü, hem de el kol hareketleriyle kesilmeye çalışıldı.
İş bu noktaya varınca Erdoğan'ın çıkışı son derece doğru bir çıkış oldu.
Sayın Erdoğan, bu çıkışı olay bu denli kişisel bir hakaret algılamasına yol açacak boyutlara ulaşmadan, paneldeki ilk konuşmasında da yapsaydı kimsenin O'nu eleştirmeye hakkı olmazdı.
Çünkü bu çıkış 4 Aralık 2008 tarihinde aziz milletimizi temsilen Çağlayan Meydanı'nda toplanan 2 milyon insanın haklı ve yürekten haykırışının Davos'ta dünyanın gündemine getirilmesinden ibaret bir olaydır.
Davos'ta bizi hayrete düşüren bir iki şey oldu.
Bunlar T.C. Başbakanı'nın saatlerce Refah sınır kapısında işgalciler tarafından bekletilmesi ve yine İsrail'de başbakanlık yapmış iki ismin T.C. Başbakanı'na karşı "Filistin'e tank üzerinde girmek bize ayrı bir mutluluk veriyor" sözlerini sarf etmiş olmaları. Ve tabi bir de Başbakanın muharref tevrattan alıntıladığı "öldürmeyeceksin" ifadelerini gündeme getirmesi.
Bunlar Davos'un eleştirilmesi ve üzerinde düşünülmesi gereken yönleridir.
Anlatılan iki olay inanılmaz boyutlarda bir meydan okuma ve diplomatik skandaldır.
Keşke Erdoğan, içine atacağına bu iki ahlâksız olay meydana geldiğinde Davos'takinden çok daha ağır bir tepkiyle bunları dünya gündemine taşısaydı! Sanırız böylesi bizi çok daha haklı bir noktaya çıkartırdı. Çünkü bunlar üzerleri örtülerek geçiştirilecek skandallar değildir.
"Öldürmeyeceksin" meselesine gelince; evet, muharref tevratta bir tane "öldürmeyeceksin" sözcüğü geçebilir, ama, "öldüreceksin, yakacaksın, yıkacaksın, yok edeceksin..." sözcükleri muharref tevratı dolduracak boyutlardadır. Bugün Gazze'de ve dünyanın başka yerlerinde oluşan kan denizi işte bu muharref tevratın emirlerini gerçekleştirmek için oluşturulmuştur. Davos'ta sanırız işin "öldürmeyeceksin" boyutundan ziyade bu boyutu gündeme getirilmeliydi.
Sonuç olarak şunu söylememiz gerekir:
İşgalciler bugüne kadar Irak'ta ve başka yerlerde 2 milyona yakın insan katlettiler. Bu katliamlar sürerken Türkiye gibi güçlü bir devletin esamesi bile okunmadı.
Bunun nedeni çok basit. Çünkü Türkiye'deki Millî Görüş hâlâ yüzde 2.5 ile ölçülüyordu.
Saadet Partisi Lideri Numan Kurtulmuş, Çağlayan Meydanı'nda Türkiye'deki Millî Görüş'ün gerçekte ne olduğunu gösterince, ne denli güçlü bir devlet olduğumuz ortaya çıktı. Bunu Sayın Başbakan'ın "meydanlara dökülen milletimizin hissiyatını görüyorsunuz" sözlerinden anlamak da mümkün.
Geçen hafta yazdığımız "sarı kart" yazısını hatırlarsınız.
Görüyorsunuz ki sarı kartın telaffuz edilmesi bile Türkiye'nin nasıl bir büyük devlet olduğunu göstermeye yetiyor. Demek ki kartın kendisi, bizi dünya devleti yapmayı yeter.
Anlaşılıyor ki Türkiye'ye Saadet lazım.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




